Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Efsanevi Japon davul grubu Ondekoza Daikin katkılarıyla dünya turnesine çıkıyor

Mekan: Ahmed Adnan Saygun Konser Salonu, İzmir
Tarihi: 22 Ekim.2017
Saat: 20:00
Etkinlik Bilgisi : Japon davul sanatının ustaları olağanüstü performanslarıyla bir kez daha Türkiye`de. Japon geleneksel davul sanatının dünyaca ünlü temsilcisi Ondekoza, bu ay Japonya İstanbul Başkonsolosluğu ve Daikin Türkiye`nin katkılarıyla Türkiye turnesine çıkıyor. 2015 Türkiye Konseri`nde olağanüstü performansıyla izleyicileri büyüleyen Ondekoza, bir kez daha Bursa, İzmir ve İstanbul`da ücretsiz olarak sevenleriyle buluşacak. Japon geleneksel davul sanatı taiko`yu dünyaya tanıtan Ondekoza, ekim ayı içinde üç ayrı ilde düzenlenen üç konser ile hayranlarının karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Davul ritimlerinin yanı sıra hareket dolu olağanüstü performansı ile tanınan Ondekoza, bugüne kadar Japonya başta olmak üzere Amerika, İtalya, İsviçre, Almanya, Rusya gibi ülkelere turneler düzenledi. Daha önce Eylül 2015`te Ertuğrul Fırkateyni Faciası`nın 125. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında İstanbul ve İzmir`de konser veren Ondekoza, bu ay bir kez daha Türkiye`deki hayranları ile bir araya gelecek. Ondekoza`nın Türkiye turnesinin ilk durağı, 19 Ekim Perşembe akşamı Bursa olacak. Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi`nde gerçekleşecek konser saat 20:00`de başlayacak. Ondekoza, Bursa konserinin hemen ardından 22 Ekim Pazar günü İzmir Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi ve 23 Ekim Pazartesi günü İstanbul Caddebostan Kültür Merkezi`nde Türk müzikseverlerle buluşacak. Japonya İmparatoru`nun tahta çıkış töreni de dahil olmak üzere pek çok önemli organizasyonda sahne alan Ondekoza`nın İstanbul konserinin biletleri anında tükendi. Bursa ve İzmir konserlerinin biletleri ise ücretsiz olarak www.japondaikin.com adresinden temin edilebiliyor.


 
Cenk Akyol ile "Terra Incognita"
 

Jimmy Yancey... Alexis Korner... Keith Richards... Mick Jagger... Birbirini yuvarlayan taşlar.

 5392 defa okundu. Yorum Ekle      Yorumları Oku  Önceki   |   Sonraki  

Rolling Stones kariyerlerinin başında dinledikleri ve söyledikleri Chicago Blues parçalarından oluşan 26. stüdyo albümü Blue and Lonesome`u geçtiğimiz senenin son ayında çıkardı. Elli beş senelik grup Mick Jagger`ın dediğine göre ilk defa hücum kayıt ile stüdyoda canlı kayıt bir albüm çıkardı.

“Daha önce böyle bir albüm kaydetmemiştik. İlk albümümüzde bile üst üste kayıtlar vardı”

Keith Richards da müziğe başlama sebeplerinin Chicago Blues olduğunu söylüyor.

“1962`de Londra`da müziğe Chicago Blues çalarak başladık. Bu şan, şöhret isteyenler için doğru bir yol değildi”

Albüm çıktığında aklıma kariyerlerinin ilk döneminde onlara kanat geren, o dönemlerde İngiltere`deki, büyük bir ihtimalle de Kuzey Amerika dışındaki ilk blues klübünü, ilk blues bandosunu kuran Alexis Korner`ı hatırladım.

"Hepimizin babası" Alexis Korner

On iki, on üç yaşlarında rock müzik dinleyen birinin kırklarına doğru (neredeyse on sene geçmiş burada yazmaya başlayalı) ülkemizin yegâne caz portalı (yanılmıyorum değil mi?) cazkolik.com`da kalem oynatabilmesinin sebeplerinden biri de Alexis Korner. Seksenlerde rock müziğin abc`sini öğrenmeye aç ben ve benim gibi yüzlerce akranımın kendilerini eğitebilmeleri o zamanlardaki kısır kaynaklarla olmaktaydı.

* * *

TRT Radyo-3`de Sebla Özveren ve Yavuz Aydar tarafından yayınlanan Stüdyo FM`in rock tarihinin atalarını tafsilatları ile verdiği seri programlardan birinde dinlemiştim kendisini. Dinleyicilerin talepleri ile belirlenen rock müziğin kilometre taşlarının çalındığı programların belki de birincisiydi isminin alfabetik üstünlüğü nedeniyle.

* * *

Korner, her ne kadar tüm bir rhythm & blues, (R`n`B değil!!) blues-rock geleneğini (en azından İngiltere`dekini) sadece ona mal etmek uygun olmasa da adadaki skiffle rönesansını inşa eden Lonnie Donegan ve bluescu kardeşleri Cyril Davis, Graham Bond ile birlikte altmışların İngiliz blues-rock patlamasının en önemli figürlerinden biri. Ve diğerlerinin (Davis, Bond) çok erken ölümleri nedeniyle daha ön planda değerlendirilen, Rolling Stone dergisinde 1971`de yayınlanan makalesinde Andrew Bailey`nin herkese mal olmuş deyimle “hepimizin babası” Alexis Korner bu yazımın konusu.

* * *

Anne anadolu kökenli Rum, baba Avusturya kökenli Yahudi. Paris doğumlu, çocukluğu Kuzey Afrika, İsviçre ve Fransa`da geçiyor. Birgün Akdeniz`de plajdayken savaşın başladığını duyup bir yılı geçmeden İtalyan denizaltısıyla kovalama oynayan bir gemiyle ailece İngiltere`ye kaçıyorlar.

* * *

Annesi öldüğünde anne tarafından akrabaları bu işleri bırakıp, aile mesleği olan gemicilik işine girmesi için zorluyorlar onu. Tam bu aralar bir plak hayatında bir dönüm noktası oluyor. BBC`deki bir söyleşisinde blues`a gönlünü Jimmy Yancey`in Slow and Easy`si sayesinde kaptırdığını, klasik müzik eğitimi almasını isteyen babası tarafından bu “yoz” müziklerin evdeki piyanoda çalınamayacağını söylemesi ile de ilk müzikal baskının en yakınından geldiğini söylüyor.

* * *

BBC`deki bir radyo programında 1940`larda İngiltere`de gençlere bakışı da göz önüne sermekte Alexis Korner;

“O zamanlarda 12 ila 18 yaş arasındakilerin toplumda hiçbir yeri yoktu. Yemeğe biri geldiğinde size masada yer bile ayırmazlardı. Sevilip, okşanacak kadar küçük, çalışacak kadar da büyük değilseniz kimse sizinle ilgilenmezdi. Varolamazdınız, bir şeyler öğrenmek için şanslı olmalıydınız. Artık bunlar kalmadı. 13 yaşımdaki beni mikroskop altında inceleme imkanınız olsaydı çökmüş, bitmiş olduğumu görürdünüz"

Paris`te askerliğini yaparken orada bulunan Ledbelly gibi Amerikalı bluescuları seyretmesi içindeki alevi körükledi. 1950`lerde Skiffle diye tabir edilen cazın folk ile harmanlandığı tarz Britanya`da tekrar canlanınca Chris Barber`ın önderliğinde ve onun caz grubu ile mandolin çalarak sahnelere adım atmış oldu. İlk plağı 1954`de Ken Colyer`s Jazzmen / Ken Colyer`s Skiffle Group adı ile yayınlanan Back To The Delta albümüydü.

Kaydet

Ellilerin ortasında Cyril Davis`in işlettiği London Skiffle Club`unda takılmakta ve zaman zaman sahneye konuk olmaktayken, Cyril Davis`in “Artık bıktım bu Skiffle şeylerinden hadi gel burayı beraber bir blues klübüne çevirelim” demesiyle bir ikili oluşturup klübün ismini London Blues & Barrel Club yapıyorlar. Skiffle klübü iken tıka basa klüpte blues müzik müşterilerden rağbet görmüyor. İlk gece sadece 3 kişi geliyor. Bu arada sahnede 4 kişiler!! ;) Yine aynı radyo programında grubun elemanlarından, müzik yaşamına Cyril Davis ile başlayan İngiliz blues müziğinin yapı taşlarından saksofoncu Dick Heckstall-Smith, Cyril Davis`in kendisinden önce iflah olmaz bir saksofon düşmanı olduğundan bahsediyor.


Beyaz adam blues çalabilir mi?


Adanın bu ilk blues klübünde ikili olarak çalan Davis ve Korner daha önce hiç sorulmamış bir soruya da muhatap oluyorlar. “Beyaz adam blues çalabilir mi?” Delta blues ile hiç bir bağı olmayan Yunan, Türk, Yahudi kökenli, İngiltere`ye göçmüş bir Fransız vatandaşı ile bir İngiliz ikilinin bu soruya hazırlıklı olmadıkları kesin.

Kaydet

Bu müziğin mucidi siyah adamları bu klüpte ağırlayan iki kafadardan Alexis Korner; “Muddy Waters, Memphis Slim, Sonny Terry & Brownie McGee, Champion Jack Dupree gibi plaklarından bir şeyler öğrendiğimiz ustalarımızla bu klüp sayesinde beraber çalma, arkadaşlık etme imkanı bulduk. Yeryüzünde blues`u öğrenmek için en iyi hocalar onlardı o sıralarda” diyor. “Ayrıca bizi dinlemeye gelen o zamanların önde gelen müzik eleştirmenlerini de hiç iplemiyorduk, çünkü gerçek hocalarımız bizi destekliyordu ve cesaretlendiriyordu.”

* * *

Hemen herkes Newport festivalini 1965`te Bob Dylan`ın ilk defa “elektriklendiği” ve yuhalandığı festival olarak hatırlar. Ama bu işin daha da öncesi var. Muddy Waters 1958`de bu işi yapmış ve gitarını amplifikatör aracılığı ile prize takmıştı. Bunu emir telakki eden Cyril ve Alexis hemen kendilerini elektrik blues`a adapte etmek zorunda hissettiler.

* * *

“O zamanki caz klüplerinde amplifikatör olmadığından istediğimiz müziği sadece kendi klübümüzde icra edebiliyorduk”

Kaydet

İlk defa elektrikli Chicago Blues`unu kendi klüpleri dışında icra edebildikleri yer yine Chris Barber sayesinde Marquee Club oldu. Chris Barber`ın iki seti arasında Chicago Blues çalabiliyorlardı. Bir sonraki durak olan kendi klüpleri Ealing Club`da artık tamamen kendi setlerini çalıyorlar ve sonradan herkesin tanıyacağı bir çok ünlü müzisyenin müziğe başlama sebepleri oluyorlardı.

Oğlu Damien Korner o günleri hasretle anıyor; “Evimiz fikir sormak, dertleşmek isteyen yeni yetme müzisyenler tarafından çat kapı uğranılan bir yerdi. Gecenin bir yarısında Brian Jones`u Phil Seaman`ı kapımızı yumruklarken, mutfak camını tıklatırken bulurduk. O zamanlar bunun normal olduğunu, yuva dediğin şeyin bu olduğunu düşünürdük.”

Ealing Club`de blues zehrini alan isimler saymakla bitmez; Art Wood (Ronnie`nin ağabeyi) Charlie Watts (evet o!) Mick ve Keith (evet onlar!, ki Blue Boys adı ile ilk defa orada sahneye çıkmışlar) Eric Burdon (Animals), Dick Heckstall-Smith (Colosseum), Paul Jones (Manfred Mann), Long John Baldry, Manfred Mann, Jack Bruce, Paul Kossoff ve Andy Fraser (Free), John McLaughlin, Steve Marriott (SmallFaces, Humble Pie), Robert Plant, Dave Holland, Danny Thompson (Fairport Converntion)... Liste gerçekten çok uzun.

Daha sonradan kendisindeki bu yetenek avcılığı sorulduğunda “Eminim ki bu kadar yetenekli genç müzisyenin benimle çalışmayı tercih etmesindeki sebeplerden biri de benim R & B grubum dışında piyasada çalışabilecekleri, haftada 2 gece sahneye çıkıp, en az bin kişiye ulaşabilecekleri başka bir grubun bulunmamasıydı. Bu kadar kişiye ulaşmamıza rağmen kendimizi The Tremoloes veya benzeri pop grupları gibi ünlü hissetmezdik.” diye sonralar bir çok çırağının ulaşacağı rock star mertebesi ile derdinin olmadığını söyleyecekti.

* * *

1960`ların ikici yarısında müzisyenliğinin dışında bir çok dergiye blues makaleleri yazan müzisyen aynı zamanda BBC`ye çocuk programları, eğlence ve müzik programları da yapmaktaydı. Bu radyo programlarında biri de Top Gear`dı ve bir bölümünde o zamanlar yeni tanıtımı yapılan Jimi Hendrix ve grubu Experience`ı ağırlarken gruba Hoochie Coochie Man parçasında slide gitarı ile eşlik de etti.


İngiliz ticari müzik akımını değiştiren adam...


Genç yaşta hayata veda eden ve başka bir yazının konusu olmayı hakeden Graham Bond da Alexis Korner`ı her şeyin başlangıcına koymakta;

“Hepimiz ondan bir çok şey öğrendik. Şimdilerde Rhythm & Blues denilen müziği başlatan en önemli kişidir. Gerçekten bu işin babasıdır. Motivasyonu çk yüksekti ve harika bir insandı. Alexis Korner`s Blues Incorporated benden önce Cyril Davies, Dick Heckstall-Smith, Ginger Baker ve Jack Bruce ile kurulmuştu. Cyril ayrıldığında gruba dahil olma şansı elde ettim. Aynı şekilde John Mayall da kendini kanıtlamadan ondan çok şey öğrenmiştir. 60`ların İngiltere`sini Be-bop zamanındaki Amerika`ya benzetebiliriz. Tamamen yepyeni bir sanat akımı doğuyordu. İngiliz ticari müzik akımını değiştirmiş kişidir Alexis Korner."

Kaydet

Alexis 1968 yılında kıta avrupasında Hollandalı Cuby & The Blizzards, Danimarkalı Beefeaters grupları ile beraber konserler verdi. Cuby & The Blizzards`ın Live in Düsseldorf albümünde, Beefeaters`ın Meet you There albümünde yeraldı.

* * *

Yetmişlerin başında blues ateşinin rock alevine döndüğü dönemde Peter Thorup (Beefeaters), prodüktör Mickie Most, Donovan`ı üne kavuşturan John Cameron ile C.C.S. (Collective Consciousness Society) isimli bir “rock big band” kurar. Yayınladıkları ilk albümde 1968`te beraber kayıt yaptığı fakat sonra Jimmy Page ile Led Zeppelin adıyla şöhrete kavuştukları Whola Lotta Love`ını Kenny Wheeler, Henry Lowther gibi ustalarla Chicago ve Blood Sweat & Tears ile yükselen brass rock tarzı ile yorumlar. Albümün bir başka parçası diğer evlatları Keith Richards & Mick Jagger hiti "Satisfaction" olur. Yaptığı yatırımların karşılığını alır genç müzisyenlerden.

Kaydet

Unutmadan, Pete Townshend`ın Mick Jagger ve Keith Richards`ın Alexis Korner`dan kariyerleri için nasıl yardım gördüğü konusunda güzel bir sözü var.

“Alexis Korner`ın ingiliz blues sahnesine çok büyük tesiri vardır. Sadece Rolling Stones`u biraraya getirmesi için bile hayatının sonuna kadar tahtırevanla taşınması gerekir”

Keith Richards o günleri şöyle hatırlıyor;

Alexis Korner tüm bu blues işlerini gerçekten biraraya getiren kişiydi. Yıllardır caz klüplerinde çalıyordu, çalınabilecek tüm klüpleri, tüm bağlantıları bilirdi. Ealing Club`ü Cyrill Davies ile açtıklarında biz de oraya takılmaya başladık. Ya ilk gittiğimiz akşam ya da ikincisindeydi, Alexis Korner sahneye çıktı ve “şimdi bir konuğumuz bize biraz gitar çalacak, Cheltenham`dan geliyor, onca yolu aşıp Cheltenham`dan geliyor” dedi.

Bir de baktık Brian (Jones) da-da-da, da-da-da diye slide gitar ile Elmore James çalmakta, bu da nasıl bir şey dedim. Dust My Blues`u bitirdiğinde hemen Brian`a yanaştık. Gerçekten fantastik ve havalıydı. Bizim kafamızdaydı. Ve sanki dünya üzerinde kimsenin çalmadığı gibi çalmaktaydı. Onu biraz Jimmy Reed ve Chicago Blues numaralarına alıştırdık ki hiç dinlemediği şeylerdi. Daha çok T-Bone Walker ve caz-blues`a yatkındı. Onu Chuck Berry yönüne döndürdük. Dedik ki “Bak, hepsi aynı bokun soyu adamım, becerebilirsin.”

Alexis Korner da kendisine Rolling Stones için önemli olduğu söylendiği bir programda “Her müzikal hareketin teşviği ile müziğe başlayan büyük müzisyenleri olmuştur” diyerek kendisinin sadece bir katalizör olduğunu onlara imkan sağladığını belirtmiştir.

* * *

1963`te haftasonları klüp, klüp gezen ve müzik dünyasına karışmak isteyen, sonraları Animals grubuyla tarihe kazınan o zamanın tıfıl Eric Burdon`u da Alexis`in klübüne dadananlardandı.

Kaydet

”Newcastle`dan otostopla haftasonu için Londra`ya gelmiş, klüp, klüp gezip, müzik dünyasına karışmak istiyordum. Bir akşam Alexis`in klübünde canlı müziğe ara verildiğinde yanımdaki çilli ve kısa saçlı çocuk sahneye atladı. Mick Jagger`ı ilk kez orada dinledim.”

1972 yılında Steve Marriott (Humble Pie) Amerika`da King Crimson ile ortak turnelerine Alexis Korner ve Peter Thorup`u ön grup olarak davet eder. Turne sırasında sıkı fıkı olduğu King Crimson elemanları Ian Wallace (davul), Boz Burrell (bas), Mel Collins (saks, flüt) turne sonrasında gruptan ayrılınca Snape isimli yeni bir grubun temelleri atılır. Gruba Ginger Baker`s Air Force`da Afrika vurmalıları çalan Gaspar Lawal ve Vinegar Joe piyanisti Tim Hinkley de katılınca grup 7 kişilik geniş bir kumpanyaya dönüşür. Otuz günlük Almanya turnesinde 200 bin kişiye çalan grup bir önceki prodüksiyon grubu gibi aranjeli, yazılı, çizili bir müzik değil tamamen doğaçlamaya dayalı caz esaslı blues çalmaktadır.

Kaydet

Saksofoncu Mel Collins anlatıyor; “Konserlerden sonra Alexis, Steve Marriot, Boz Burrell ve ben otel barlarında buluşur ve takılır ve çok eğlenirdik. King Crimson Alabama`da turnenin kendine ait kısmını bitirmişti. King Crimson Alabama`da turnenin kendine ait kısmını bitirmişti, King Crimson ile yollarımız ayrılıyordu. Alexis Ian`a davulcuya ihtiyaçları olduğunu onlara katılmasını teklif etti ve Ian ile beraber turneye devam ettiler. “Boz ve ben de turne angajmanımız bitince iki genç kızla birlikte bir arabaya atlayıp turne yapımcısının New Orleans`da bize tatil için kullanmamıza izin verdiği evine gittik. Alexis 2 hafta sonra turne dolayısıyla New Orleans`a uğradığında Boz`la beraber onları izlemeye gittik. Sahne arkasında buluştuğumuzda Alexis grubu genişletmek istediğinden bahsetti ve Boz`a turun son altı haftası için onlara katılmasını teklif etti. Terk edilmiş ve sahipsiz gibi gözüktüğümden acıdığından olacak, soyunma odasından ayrılırken Alexis bana döndü ve bir bakış attı ve tabii ki Mel`i de yalnız bırakamayız” dedi. Ben de gruba dahil olmuştum. Turneyi hep beraber bitirdik.

1977`de yine genç müzisyenlerle kaydettiği The Lost" albümünü şimdilerde herkes tarafından tanınan bas gitarist Cliff Williams (AC DC), davulcu Graham Broad (Roger Waters), gitarist Danny McIntosh (Kate Bush), Jim Diamond`dan (seksenlerin başında "I Should Have Known Better” single`ı ile tanınmış, başarılı bir solo kariyer yapmıştı) müteşekkil Bandits grubu eşliğinde kaydetmişti. Albümde deneyimli bir gitarist daha bulunuyordu; James Litherland daha önce Colosseum, Brian Auger, Long John Baldry ve Leo Sayer gibi tanınmış müzisyenlerle çalışmıştı.

* * *

1979`da Ian Stewart, Dick Morrisey, Charlie Watts, Jack Bruce, Chris Farlowe ile birlikte yine bir all-star band kalkışmasına girişir. Rocket 88 adıyla kurdukları boogie woogie grubu Hannover`de Rotation klüpteki konseri filtresiz kaydededip, yayınlarlar. Albüm Boogie Woogie şehitleri Pete Johnson, Joe Turner, Fats Domino`nun ruhuna düzenlenmiş ayin gibidir.

Ölümünün 10. yılındaki saygı konserlerini düzenleyen, yakın zamanda Blues Hall Of Fame`e dahil edilen ve bir dönem grubunda çalan gitarist Norman Beaker her zaman nazik ve iyi bir grup lideri olduğunu ve onun 2-3 yıllık şaşaalı günler yerine uzun soluklu ve çok daha saygın bir müzik hayatı olduğunu belirtiyor.

“Kariyerimin başlarında bana ağabeylik yaptı, işin inceliklerini anlattı. İtalya`dan sahne teklifi aldığımda bana fiyatımı ikiye katlayarak söylememi ve yarısını peşin almamı söylemişti.”

“Alexis çocuklarımın vaftiz babasıdır. Vaftizden sonraki kutlama sırasında sarma cigaralığı ile kafa bi dünya dolanırken dini bütün akrabalarım onun vaftizden büyülenip, hûşû içinde gezindiğini düşünüyordu :)“

Yine saksofoncu Dick Heckstall-Smith`e dönersek, 1989`da yayımladığı otobiyografisi The Safest Place in the World`de; “Görünüşte müzik yapıyordu ama esasında ideolojik bir meselesi vardı, tıpkı bilek güreşi gibi boğuşurdu. Fulham`daki küçük klüp Troubador`da kerli ferli bir çok bopçuların arasında yapayalnız bir bluescu olarak varoldu. Güçlü kişiliği ile görünmez ve ölümcül bir silahla kuşanmıştı adeta. Bu sessiz direnci ile her zaman neşeli ve sakindi” diye belirtiyor.

Jethro Tull`ın kurucusu ve her şeyi Ian Anderson 1970`de İngiliz dergisi Beat Instrumental`e verdiği röportajda ”Beatles ve Stones`un ilk yaptıkları ile pop müziğe merak salmıştım, oradan Jimmy Reed, Howlin` Wolf gibi köklere atladım. Alexis Korner`ı keşfetmem beni Charles Mingus ve Ornette Coleman`lara ulaştırdı” diyor.

Kaydet

Kariyeri boyunca bir çok albüm çıkarmasına rağmen kayıt stüdyolarında kanal kayıtları, kayıt teknikleri, tekrar tekrar aynı partisyonların hatasız çalınmasına çalışılması gibi uğraşlar Alexis Korner`a beyhude geliyordu. Jam session, hücum kaydı, doğaçlama... işte bunlar sevdiği şeylerdi.

“Küçük, berbat klüplerde çalardık. Çalabileceğimiz yerler ancak buralardı. Bana bluescudan ziyade cazcı diye bakarlardı. Kimse blues nedir bilmezdi ki. Öyle veya böyle bir çeşit caz çalmak zorundaydınız. Bu kisveden hoşlanmıyordum, kendimi caz müzisyeni olarak hissetmiyordum. Benim için hisleri yansıtmak emprovizasyondan daha önemliydi. Eğer doğru ifadeyi, tavrı yakalayabilirsem onu değiştirmeden tekrar etmeyi yeğ tutuyordum doğaçlama yapıp yapmadığımı önemsemeden.”

“Benim için iki tarz arasında temel bir fark var. Bir cazcı kendisini ses temelli ifade eder, diğer cazcılardan farklı tınlamalıdır. Ama blues`da hissettiğin doğru sesi bulduysan o seni ifade edecek ses olacaktır. Ruh halin kişisel doğaçlama yeteneğinin önüne geçer.”


Bir tarafım Türk, bir tarafım Grek, bir tarafım Avusturyalı...


İflah olmaz bir sigara tiryakisi olan Alexis Korner Colin Hodgkinson ile yeni albüm kayıtları sırasında fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. 1 Ocak 1984`de akciğer kanserine bağlı beyin tümöründen öldüğünde 55 yaşındaydı. Ömrünün hiçbir döneminde şan, şöhret, büyük paralar, lüks yaşam yaşamadı belki ama her zaman istediği gibi canlı, mutlu kalabalıklarla zengin bir yaşam sürdü. Kendisinin de kabul ettiği gibi iyi bir enstrümancı değildi ama iyi müzisyeni, iyi müziği bilirdi. Kendinden genç yeteneklere hep kol kanat gerdi.

* * *

“Bir tarafım Türk, bir tarafım Grek, bir tarafım da Avusturyalı. Ama ne bir tarafım Türk müziği, ne Grek müziği ne de Avusturya müziği bilir. Tastamam blues çalmak için yaratılmışım.”

Cenk Akyol

Cazkolik.com / 07 Mart 2017

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

 

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

 

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Paylaş

Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

Cenk Akyol Yazdı: İngiltere`nin en sempatik bluescusu Norman Beaker yeni albüm çıkardı!
Cenk Akyol Yazdı: Biraderler... Yollar... Şişeler ve hatıralardan kalanlar.
Cenk Akyol yazdı: Vibratoların efendisi, son gitar bükücüsü; Robin Trower
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Cenk Akyol Yazdı: Biraderler... Yollar... Şişeler ve hatıralardan kalanlar. » Cenk Akyol yazdı: Vibratoların efendisi, son gitar bükücüsü; Robin Trower » Konserin Ardından | Cenk Akyol Yazdı: Beth Hart`ın seyirciyle iletişimi yüksek, sevenlerini mutlu eden performansı vardı. » Cenk Akyol Yazdı: Gitaristlerin gitaristi Allan Holdsworth 70 yaşında hayata veda etti » Yeni Albüm Eleştirisi | Cenk Akyol Yazdı: Smooth Jazz`ın eleştirmenlerce daha az hakaret amacı kullanılmasına yarayacak güçlü ve önemli bir albüm. » Cenk Akyol yazdı: Jimmy Yancey, Alexis Korner, Keith Richards, Mick Jagger. Birbirini yuvarlayan taşlar. » Cenk Akyol Yazdı: Sert bir eleştiri, kıyamayan bir sevgi; "En acımasız olduklarımız en sevdiklerimiz." » "Macar Büyücü Gabor Szabo" Cenk Akyol`un caz gitarın efsane ismi hakkında özel bir portre çalışması yayında. » Cenk Akyol yazdı: "Catherine Deneuve seni hiç unutmayacak tıpkı bizim gibi..." » 21. İstanbul Caz Festivali Özel: Afrika`nın kraliçesi, Savanların melaikesi Angelique Kidjo bu yaz festivalde! » Radyo programı sırasında tanıştığı Gürcistan`lı Blues dörtlüsü T Mob Blues`u Tiflis`te izleyen sevgili Cenk`ten grup hakkında müzikleri eşliğinde özel bir yazı. » Cenk Akyol bu akşam Babylon`da izleyeceğimiz iki önemli gitaristi yazdı; Kurt Rosenwinkel ve Bilal Karaman. » Cenk Akyol`dan 1972 yılına zaman tünelinde efsanevi Oregon grubunun kuruluşuna önayak olan Paul Winter Consort`un Icarus isimli albümüne götürüyor. » Cenk Akyol, caz rock gitarın ükemizdeki en yetkin temsilcisi Mustafa Dönmez`in yeni albümü Kısa Öyküler`i anlattı. » Cenk Akyol kendisi de, biz de çok istememize rağmen yoğun iş hayatı nedeniyle az ama öz yazabilen kalemlerden... Yeni yazısı ise Soft Machine Legacy üzerine. Kült plak şirketi MoonJune Rocords`tan çıkan yeni albümü Burden Of Proff`u anlatıyor. » 19. İstanbul Caz Festivali Özel: Festivalin 3 önemli konseri, Esperanza Spalding ve Caz İçin Tuhaf Bir Yer gecesinin üç konseri ve Dhafer Youssef Cenk Akyol`un köşesinde... » Cenk Akyol uzun zamandır Tamirane`de performansı beklenen Jaga Jazzist konserini hem izledi, hem fotoğrafladı hem de yazdı... » Cenk Akyol`dan analitik albüm yazısı. Kült müzik firmalarından Abstract Logix`in yayınladığı The Center Of The New Musical Universe`in uzun öyküsü ve içeriği bir solukta okunuyor. » Brian Auger; "Acid Cazın Ağababası" (The Godfather of Acid Jazz). » Çöl aslanları Tuareg`lerin şarkıcı hali Tinariwen Babylonda. Cenk Akyol yazdı; » Cenk Akyol, 21. Akbank Caz Festivali`nde Babylon`da sahne alacak cazın yaratıcı ismi Robert Glasper`ın Experiment projesini yazdı » Cenk Akyol yeni yazısında 21. Akbank Caz Festivali`nin en renkli gruplarından, New York kökenli fusion grubu Hazmat Modine`i anlatıyor. » Cenk Akyol 18. İstanbul Caz Festivali`nin bu yıl merakla beklenen isimlerinden Joss Stone`u yazdı: "Joss`mak hepimize iyi gelecek..." » Cazkolik yazarı sevgili dostumuz Cenk Akyol bu kez Alman caz rock gitaristi Ali Neander`in yeni ve ilk albümünü bizler için masaya yatırıyor. » Cenk Akyol fusion gitarın ödüllü ustalarından Mike Stern`ün 11 Nisan gecesi Rome & Juliet Hall konserini izledi ve kaleme aldı... » Fusion davulunun ağababası Billy Cobham bir kez daha İstanbul`da (Cenk Akyol yorumuyla) » Dr. Jekyll & Mr. Hyde Boris Savoldelli » Cenk Akyol, Endonezya`da ki ünlü caz rock gitaristi Tohpati`yi buldu ve dikkat çekici bir söyleşi gerçekleştirdi... » > Cenk Akyol: "Adeta tek bir kalbe sahip olan bu organizma konser boyunca bir bukalemun gibi türden türe, şekilden şekile giriyor. Vokal - geri vokal paylaşımı parçadan parçaya değil, her an değişiyor ve bu inanılmaz senkronizasyon izleyiciye bir an bile hesaplı kitaplı, tasarlanmış, önceden yazılmış gibi gelmiyor. » Cenk Akyol festival kapsamında Babylon`da izlediği konseri yorumluyor; » Cenk Akyol, ünlü İtalyan jazz rock grubu "Arti E Mestieri"nin kurucu ismi klavyeci Beppe Crovella ile konuştu. » Fahir Atakoğlu`nun konserini izleyen Cenk Akyol konser ile ilgili izlenimlerini Cazkolik okurlarıyla paylaşıyor. » Yağmurun azizliğine uğrayan Stanley Clarke & Hiromi konserini izleyen sevgili Cenk Akyol`un kaleminden konser izlenimleri... » Yazarımız Cenk Akyol 1 Temmuz da başlayacak olan 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali programını masaya yatırdı... » Cenk Akyol, McLaughlin`i yazdı... » İskandinav cazın güçlü kadın vokalisti; Radka Toneff (1952-1982) » Cenk Akyol konser biletlerinden oluşan kişisel hatıralar geçidine ikinci kez dalıyor ve bu kez bizlere her birimizin kendi kişisel geçmişinde özel yerlere ve önemlere sahip ortak konser anılarının kendi galerisine gözucuyla bakıyor... » Cenk Akyol`dan Cazkolik`e özel yeni bir röportaj! MoonJune Records kurucusu Leonardo Pavkoviç ile Cenk Akyol ünlü şirketin progressive rock?tan caza, etniğe hatta deneysel avantgarde müziğe uzanan yelpazesini konuşuyorlar... » Cenk Akyol İtalyan grup "Link Quartet"ten Paola "Apollo" Negri ile yaptığı "Cazkolik?e Özel" röportajını okurlarımız için kaleme aldı. » Cenk Akyol yeni yazısında kendi gizli-tozlu köşelerine kaldırdığı konser biletlerini okuyucularına açarken beraberinde anı parçaları da ortalara dökülüyor. » Klaus Doldinger`in yetmişli yıllara damgasını vuran grubu PASSPORT! » Finlandiya`nın en önemli caz müzisyenlerinden Eero Koivistoinen. » Alexei Kozlov, Arsenal Jazz Rock Ensemble... » William S. Burroughs... The Soft Machine... Leonardo Pavkovic... Moon in June... simakDialog...
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın • Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen

Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio) Cazkolik Shop: • Yerli & yabancı albümler
   (Yıllara göre)
• Jazz Box Sets • Jazz Collections • Jazz Vinyls • Jazz Books • Ethnic • Classical
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp