Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Sinem & Didem Balık Aşk Şarkıları

Mekan: Bülent Ecevit Kültür Merkezi, Kordonboyu Mah., Ankara Cad. No: 142 (Tel: 0 216 353 0021)
Tarihi: 21 Ekim.2017
Saat: 20:00
Etkinlik Bilgisi : Sinem ve Didem Balık kardeşler bu akşam tangolardan oluşan bir konser verecek.


Cumartesi Sabah Konserleri: Gülsin Onay

Mekan: Pera Palas Hotel Jumeirah
Tarihi: 21 Ekim.2017
Saat: 11:00
Etkinlik Bilgisi : Pera Palas Hotel Jumeirah cumartesi sabah konserleri serisine klasik müzik piyanisti Gülsin Onay`la başlıyor.


Sibel Köse Quintet

Sanatçı: Sibel Köse (vo), Engin Recepoğulları (ts), Kürşad Deniz (p), Kağan Yıldız (b), Cem Aksel (d).
Mekan: Nardis Jazz Club, Rez: 0 212 244 6327 / 0 532 244 5778
Tarihi: 21 Ekim.2017
Saat: 22:30
Etkinlik Bilgisi : TED Ankara Koleji`nin ardından ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü`nden mezun oldu. Caz ile ilgili ilk çalışmalarına üniversitede öğrenci olduğu yıllarda başladı. Polonya’da seminerlere katıldı. 1987 yılından bu yana Sibel Köse konserlerde, radyo ve TV programlarında yer almakta, yerel ve uluslararası caz festivallerine katılmaktadır. Polonya`nın Zamosc kentinde düzenlenmiş olan Uluslararası Caz Vokalistleri Yarışması`nda birincilik ödülü aldı. 2008 “Nina Simone Tribute” konserinde Dee Dee Bridgewater, Raul Midon ve Stacey Kent ile aynı sahneyi paylaşan Köse, Polonya’da bir de albüm çıkardı. Giriş: 50 TL.


Briken Aliu & Friends

Mekan: Nova Sahne, Şehit Muhtar Mah. Mis Sokak, No:17, Beyoğlu, İstanbul (Tel: 0 533 647 5727)
Tarihi: 21 Ekim.2017
Saat: 21:30
Etkinlik Bilgisi : Gitarist Briken Aliu ve arkadaşları bu akşam Nova Sahne`de.


İpek Dinç Yüce Quartet

Sanatçı: İpek Dinç Yüce (v), Kaan Bıyıkoğlu (p), Baran Say (b), Kerem Yüce (d)
Mekan: The Badau, Yeldeğirmeni, Kadıköy (Rezervasyon: 0 532 306 4334)
Tarihi: 21 Ekim.2017
Saat: 21:00
Web Adresi: https://www.facebook.com/events/1
Etkinlik Bilgisi : İstanbul doğumlu İpek Dinç Yüce, Işık Lisesi ve İÜ Kimya Mühendisliği mezunudur. 2005`de İlham Gencer`le tanışarak müzik hayatına adım atan Yüce, ilk etapta Sortie, Q Jazz Bar, Conrad Hotel gibi mekanlarda söyledi. 2006`da Nardis Jazz Club Genç Caz Vokal yarışmasında finale kaldı. Aynı sene İstanbul Caz Festivali Genç Caz Yarışması`nı kazandı ve festival kapsamında Parkorman`da konser verdi. Selçuk Sun ve Randy Esen ile caz eğitimine devam ettikten sonra 2009 senesinde tekrar katıldığı Nardis Jazz Club Genç Caz Vokal yarışmasını kazanarak Estonya`nın Talin kentinde düzenlenen Nomme Caz Festivali`ndeki International Jazz Vocal yarışmasına katılmaya hak kazandı. Bu yarışmada 3. olarak dikkat çeken Yüce, jüri tarafından 2009`da Avrupa`nın önde gelen caz festivallerinde konserler vermek üzere davet edildi. Bu dönemde Ted Curson ile de çalışan Yüce spikerlik eğitimi aldı, drama dersleri de alarak Kazım Akşar ile oyunculuk çalıştı. 2009 - 2012 arası The Marmara Hotel`de Şevket Uğurluer ile haftada 6 gün çay saati müziği yapan İpek Dinç Yüce, 2011`in ilk günüyle gösterime girmiş olan ve Haldun Dormen`in yönetmenliğinde sahneye konulan The Rat Pack Show`da 4 ay süreyle Barbra Streisand`i canlandırdı. İlham Gencer, Şevket Uğurluer, Selçuk Sun, Ted Curson, Önder Focan, Neşet Ruacan, Deniz Dündar, Yahya Dai, Şenova Ülker, Kadri Ünalan, Oğuz Durukan, Çağrı Sertel, Baran Say, Ozan Musluoğlu, Ferit Odman, Evren Karakul, Ercüment Orkut, Kürşad Deniz ve Kerem Yüce gibi isimlerle çalıştı. 2012 senesinde Tvem kanalında 3 ay haber editörlüğü, ardından program departmanında 2 ay Haftanın Rengi programı içinde yer alan Ajanda`nın editörlüğünü ve sunuculuğunu yaptı, BJK TV`de 2 ay ana haber spikerliği, 2013`de Akşam web tv`de 2 ay haber bülteni sundu. Halen Nardis Jazz Club, Moda Deniz Kulübü, Jazz Company gibi mekanlarda düzenli konser vermektedir.


Su İdil

Mekan: Brasserie D`Or, Emaar Square Mall
Tarihi: 21 Ekim.2017
Saat: 20:30
Etkinlik Bilgisi : Caz şarkıcısı Su İdil bu akşam Emaar Square Mall`da.


Çağıl Kaya Band

Mekan: Kaset Mitanni, Cihannüma Mah. Barbaros Bulvarı No:61/A 34353 Beşiktaş, İstanbul Tel: 0 212 236 1652
Tarihi: 21 Ekim.2017
Saat: 21:30
Etkinlik Bilgisi : Çağıl Kaya Band bu akşam yeni albüm "Şimdilik Herşey Yolunda"dan şarkıları seslendirecek.


Marcus Miller Konseri

Mekan: Zorlu Center / Ana Tiyatro Salonu, Zincirlikuyu
Tarihi: 21 Ekim.2017
Saat: 21:00
Etkinlik Bilgisi : Dünyaca ünlü caz basçısı Marcus Miller özel bir proje için bu akşam Zorlu PSM`de.


 
Okan Aydın ile "Aksi İstikamet"
 

Okan Aydın yeni yazısında İngiliz caz sahnesinin üç usta müzisyeni Alan Wilkinson, Steve Noble ve John Edwards?ın 2008 tarihli konserlerinin 2009 yılında yayınlanan albümleri

 3210 defa okundu. Yorum Ekle      Yorumları Oku  Önceki   |   Sonraki  

(Bu yazıya ait okunma rakamları 14 Şubat 2011 tarihinden sonrasına aittir.)


AKsi-isTİKAMET’in yeni sayfasını 2008 yılında gerçekleştirilmiş bir performansın 2009 yılında yayınlanan canlı kaydını içeren özel bir çalışmayla açıyoruz. İngiltere serbest / özgür caz sahnesinin geçkin yaşlarına rağmen son dönemdeki dikkate değer üç usta müzisyenini bir araya getiren çalışmanın adı “Live At Café Oto”. Söz konusu üç isim ise Alan Wilkinson, Steve Noble ve John Ewdards.

Nazar-ı dikkatimizi ilk aşamada müzikten önce müzisyenlere yoğunlaştırarak (kendilerini biraz daha yakından tanımanın faydalı olacağından hareketle) sizler için biriktirdiğimiz notları aktarmaya çalışalım. Bu gayretin albüme ilişkin edeceğimiz kelamlara ayrı bir değer katacağının da altını çizelim.

Alan Wilkinson 55’ doğumlu İngiliz bir müzisyen. Güzel Sanatlar alanında resim üzerine eğitim almış olmasına rağmen, yönünü müzik eksenli çizmeye karar verip alto ve bariton saksafonda karar kılan Wilkinson 20’li yaşlarında ilk grubunu trio olarak Art, Bart & Fargo adıyla kuruyor. Bu trio içerisinde farklı enstrümanlar çalsa da ana enstrüman saksafon, yörünge ise doğaçlama üzerine şekilleniyor. 80’li yılların başında doğaçlama müzik üzerine çalışmalarına devam eden Wilkinson bu dönemde hatırı sayılır kıymette isimlerle tanışma fırsatı yakalıyor. Bu isimler arasında Peter Brötzmann, Keith Tippett ve Radu Malfatti gibilerini anmakta fayda var. Bu dönemde birçok farklı projede yeralan Wilkinson, özünde doğaçlama kulvarında deneysel çalışmalara imza atarken, sıklıkla konser verdikleri ülkeler Belçika, Hollanda, İngiltere ve Danimarka olarak ön plana çıkıyor. 80’li yılların ikinci yarısında ise “Live At Café Oto” çalışmasında da birlikte çaldıkları Steve Noble’ın da dahil olduğu bir trio ile yoluna devam ediyor Wilkinson. Daha geniş toplulukların da (The Ubiquity Orchestra, Cat o’Nine Tails, Feet Packets gibi) aktif bir üyesi olmayı sürdürürürken, 80’lerin sonunda Derek Bailey gibi bir ustayla beraber çalışma fırsatını da yakalar Alan Wilkinson.

Davul ve perküsyonda (hatta zaman zaman pikaplarda!) karşımıza yine maharetli bir isim çıkıyor; Steve Noble. Özellikle 80’li yıllarda oldukça aktif bir görüntü çizen Noble, tıpkı Wilkinson gibi Derek Bailey’s Company ekibinde yer almış ve özellikle doğaçlama üzerine ustalaşmış bir müzisyen. Uzun bir süre Nijerya orijinli davulcu Elkan Ogunde ile beraber çalışan Noble, ziyadesiyle üretken bir isim olmasının yanı sıra Ping Pong Productions isimli etiketin de sahibi.

“Live At Café Oto” çalışmasında kontrbas çalan John Edwards da yine doğaçlama müzik üzerine oldukça nam salmış isimlerden biri. Özellikle 90’ların ilk yarısında üyesi olduğu B-Shops For The Poor, The Honkies ve GOD gruplarının bir üyesi olarak Avrupa’nın birçok ülkesinde sahne alan Edwards’ın hemen hemen beraber çalmadığı müzisyen kalmamış durumda: Evan Parker’dan Simon H. Fell’e, Phil Minton’dan Lol Coxhill’e, Derek Bailey’den Eddie Prevost’a kadar onlarca isim. Edwards’ın ortalama her yıl 4-5 albümde yeraldığını belirtmemiz kanımca anlatmaya çalıştıklarımızı daha da bir anlamlandıracak kıymette.

“Live At Café Oto” esasında biri yarım saati aşan “Spellbound” ve diğeri de 7 dakikalık bir süreye yaklaşan “Recoil” isimli iki parçadan oluşan bir canlı performans kaydı. Her iki parçanın sonundaki seyirci tepkisi, ıslıklar ve haykırışlar üçlünün 40 dakikalık performans esnasında dinleyicileri müzikleri ile bambaşka bir boyuta taşıdıklarının en açık göstergesi. Doğaçlama yada serbest / özgür caz ekseninde düşündüğümüzde en kritik nokta, kaos ve kontrol arasındaki dengeye gösterilen hassasiyet olarak belirtilebilir. Ya da başka bir açıdan Miles Davis’in de söylediği gibi “ortada olanı değil, olmayanı çalmakla” (don’t play what is there, play what isn’t there) alakalı bir yaklaşımdan da bahis açılabilir. Aksi halde John Cage’in piyanonun başında oturup hiç bir tuşa basmadan kalkmasıyla bir anlamda müzik tarihinde bambaşka bir sayfa açtığı ünlü eseri 4’33’’ bambaşka anlamlar taşıyabilirdi.

Sınırları tanımayan, ortalık yerdeki rutinin içinde sıkışıp kalmaktansa müzikal bir periferinin çeperlerini zorlayan bu adımlar elbetteki, kontrol elden kaçtığı anda geri dönülemez bir başağrısının da yaratıcısı olabilir. Ancak yılların emeğiyle biçimlendirdiğiniz ustalık size elinizden kaçıp gider gibi görünen güvercinlerin tekrar yuvaya döneceğinin güvenini verebilir. Tüm bu tasvirleri elbetteki bir noktada elimizdeki işitsel malzemenin kulaklarımızdan içeri doğru zuhur ettiğinde bize yaşattıkları üzerinden kurgulamaya çalışıyoruz. Wilkinson / Noble / Edwards üçlüsü bu iki parçalık enfes performans esnasında adım adım daha geniş bir çemberin sınırlarında dolanarak ortaya çıkardıkları ambiyansın kaotik görüntüsünün ardında, bir yandan da ustalıkla her uç noktayı belli bir ahenk ve kontrol içinde sunmayı da beceriyorlar.

Üç müzisyenin yine aynı etiket altında (Bo’Weavil) 2008 yılında yayımladıkları “Obliquity” isimli albümde de benzer bir tarzın / tadın olduğunu görsek de bu iki çalışma arasında bir - iki vites tempo farkı olduğunun da altını çizmeliyiz. Obliquity dinamik, coşkulu ve deneysel katmanı derin bir çalışma olmasına rağmen müzisyenlerin bahsettiğimiz genişleyen çemberi bir ölçüde sınırladıkları, çok aşırı uçlara gitmeden ama tempoyu ve deneysel çizgisini kaybetmeden ortaya çıkardıkları bir çalışma. “Live At Café Oto” ise adeta bir test ortamında olasılıkların, sınırların zorlandığı ve deneysel açılımların ritim tuttuğu bir atmosfer yaratıyor.

“Spellbound” parçası oldukça güçlü ve insanı yerinden eden bir saksafon / kontrbas atışmasıyla başlıyor. Kısa bir süre sonra devereye giren davulun ihtişamı önümüzdeki yarım saatlik sürecin bir hayli zorlayıcı olacağını kesinler nitelikte. Parçanın ilk bölümü bir koşuşturmaca içinde, dizginlerinden boşalmış üç enstrümanın devamlı burun farkıyla birbirlerinin üstüne binmesiyle yüksek bir devinim içinde gelişiyor. Ara pasajlardaki sololar klasik anlamda sadece parça sonlarında şahit olabileceğimiz bir yoğunlaşmayı daha ilk dakikalardan itibaren bizlere sunuyor.

Enerjisini bir an olsun kaybetmeyen parçada saksafonun yırtıcı haykırışların yanında arada boğuk seslere de kucak açarak çok farklı ve zengin bir palet üzerinde dolandığını görüyoruz. 7 dakika ayrımında ilk görece sakin anlarını yakalayabildiğimiz parçanın bu kısmı adeta ilk bölümü sindirmemiz için basit bir egzersiz niteliğinde. Bu bölümde özellikle vurmalılar ve Wilkinson’un enerjiyi etrafa dağıtan minik çığlıkları oldukça etkileyici. Zillerin arasından kendi yolunu bulan kontrbas da adeta kendi varlığını duyurmak istercesine parçanın ana omurgasına iyice yerleşiyor.

Soluk kesici saksafon soloları 10. dakikaya doğru giderek tempoyu yükseltirken bu bölümde davulun performansı gerçekten etkileyici. Parçanın ortalarına yaklaştığımızda bu canlı performansı yerinde görmenin “nasıl bir keyif” olacağına dair ufaktan düşünceler zihninizde salınmaya başlasa da, davulun ritmik vuruşları üzerinde adeta dansedercesine uçuşan saksafon ve bu çizgi üstü tempoyu başarıyla yakalayan kontrbas bizi yine de olduğumuz yere mıhlıyor.

Üçlü adeta enstrümanlarından oluşturdukları ses kolajında birbiri üstüne attıkları doğaçlama sololarla rengarenk bir resim ortaya çıkarıyorlar. Yarım saatlik bir süreçte çalışma, özellikle 20. dakika civarı mıhlandığımız yerde dahi bizi sarsmaya devam ediyor. Wilkinson’ın canhıraş minik çığlıkları, saksafonundan çıkan oktavsız ses öbekleri ve arka plandaki etkileyici ses oyunları dinleyeni kendinden geçirecek nitelikte. Bunun ardından tekrar bir dinlenme sekansıyla birlikte parça sona doğru enerjisini giderek yükseltiyor ve seyircilerden de hakettiği alkışı topluyor.

30 dakikayı aşan süresine rağmen “Spellbound” tekrara düşmeyen, her köşeye sıkışır gibi olduğunda yeni bir sürprizle kendi yolunu bulan ve üçlünün çalmaktan bizim de takip etmekten yorulduğumuz enfes bir yolculuk sunuyor. Bu elbette ki iki noktanın altını çizilmesini gerektiriyor : Birincisi müzisyenlerin enstrümanlarına olan hakimiyeti ve buna paralel olarak gelişen kendi içlerindeki denge. Diğeri ise tüm bu delicesine tempo içinde mutlak suretle tutunacak bir dal bulmaları ve ayağı yere basar bir şekilde tüm yaratıcılıklarını sergilemelerindeki maharetleri. “Live At Café Oto” kaydını bu kadar özel ve dinlenesi yapan farklı lezzetin de bu olduğunu belirtmek mümkün.

“Recoil” parçası bir anlamda ufak bir moladan sonra “Spellbound”un devamı niteliğinde. Wilkinson’un ıslıkları, haykırışları ve Noble’ın davul üzerindeki seri vuruşlarıyla benzersiz bir girişe sahip olan “Recoil” ardından minik kontrbas dokunuşları ve ritmik bir davul melodisiyle kendi yolunu çizmeye başlıyor. Parçanın ortaları yine muhteşem bir saksafon / davul kapışmasına sahne oluyor. Tükenmek bilmeyen bir enerji ile basılan her bir nota karmaşık bir labirentin içinde önümüzde açılan yollar gibi bizi bambaşka yerlere sürüklüyor ve sonunda, ne nerede olduğumuz ne de oraya nasıl geldiğimizle ilgili herhangi bir bilgi kırıntısı dahi kalmıyor. Bir nevi ruhsal bir sterilizasyona eşlik ediyor müzik.

Kısa olarak değerlendirilebilecek bu 40 dakikalık süre boyunca bir anlamda boyut değiştiren bir müzik, aynı kişi olmasına rağmen sürekli farklı kıyafetlerle / rollerle önümüze çıkan bir oyuncu gibi bizi binbir değişik duyusal lezzetin peşine takıp sürüklüyor. Müzik de bizimle birlikte nefes alıyor ve evriliyor. Sanırım gözlerimiz kapalı bir şekilde performansın gerçekleştiği ortamı hayal etmek istesek de, buradaki samimi, gerçek, yaratıcı ve araştırıcı tavır kayıt üzerinden de olsa kendi varlığını güçlü bir şekilde hissettiriyor. Kulak kabartmaya değer nitelikte enfes bir 40 dakikanın bu albümde sizleri beklediğini belirterekten sözlerimizi sonlandıralım...

Okan Aydın
okanokan@yahoo.com
http://fasitdaire.blogspot.com
http://twitter.com/fasitdaire

Cazkolik.com / 9 Mart 2010, Salı

Paylaş
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Geçen yıl son yazı için yeni yılın ilk yazısı demişiz ve üzerinden bir yıl geçmiş. Neden, nasıl, ne oldu... gibi bir dolu okur sorusunun cevabını yazının girişinde ayrıntılı veriyor ve akabinde bizce yazıyı okuyan herkesin en kısa zamanda Okan Aydın`ın hayata geçirdiği plak mağazasına gitmesini öneriyoruz. » Yılın ilk yazısında Okan Aydın son yıllarda müzikte çok tartışılan konulardan biri olan hip hop ve modern caz ekseninde müzikler yapan Antipop Consortium`un Knives From hevan albümünü ele alıyor. » Aksi İstikamet köşesindeki yeni yazısında Okan Aydın Thirsty Ear etiketli sıcak bir albüme odaklanıyor: Greg Ward`s Phonic Juggernaut. Rock müziğinin yüksek enerjisiyle cazın ruhunu iyi bir şekilde harmanlayan ve saksofon, davul ve bastan oluşan bir trio albümü... » Okan Aydın da sezonu açan yazarlarımızdan. Yeni yazısında Berlin`li grup Kammerflimmer Kollektief`in Teufelskamin isimli yeni albümü ele alan sevgili Okan Aydın albüme ilişkin detaylı bir analiz yapıyor. » Bizleri zor tınılara aşina kulakların sevdiği müzisyenlerin albümleriyle tanıştıran Okan Aydın yeni yazısında Vladislav Delay Quartet`in yeni albümünü anlatıyor. » Fransız müzisyen Charles-Eric Charrier `nin yeni albümü "Silver" Okan Aydın`ın yeni yazısında okuruyla buluşuyor... » Cazla elektroniğin mahir ellerde birlikte pişirildiği nefis bir dinleti: Scanner with The Post Modern Jazz Quartet`ten "Blink of an Eye". » Yeni bir `free jazz` albümünün heyecan verici özellikleri Okan Aydın`ın cümlelerinde kendini yeniden tanımlıyor... » Okan Aydın, To The Moon albümü ile müzisyenleri Jean-Marc Foltz, Matt Turner ve Bill Carrothers`ı mercek altına alıyor. » Okan Aydın uzun bir yaz arasından sonra Nate Wolley & Paul Lytton`ın albümü "Creak Above 33" ile yazılarına yeniden başlıyor... » Okan Aydın, Kihnoua`nın "Unauthorized Caprices" albümünü anlatıyor. » Oğuz Büyükberber son albümü Ara ile Okan Aydın`ın yeni yazısında... » Okan Aydın yeni yazısında İngiliz caz sahnesinin üç usta müzisyeni Alan Wilkinson, Steve Noble ve John Edwards?ın 2008 tarihli konserlerinin 2009 yılında yayınlanan albümleri anlatıyor. » Avangard caz topluluğu Chicago Underground Duo ve son çalışmaları "Boca Negra" Aksİ-İstikameT`te... » İtalyan kökenli Scoolptures ekibinin albümü "Materiale Umano"yu ekibin lideri Nicola Negrini ile yaptığı mini bir röportajla birlikte mercek altına alıyor. » Kuzeyden doğaçlama esen avangart caz rüzgarları ve Circulasione Totale Orchestra`dan etkileyici bir albüm.
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın • Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen

Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio) Cazkolik Shop: • Yerli & yabancı albümler
   (Yıllara göre)
• Jazz Box Sets • Jazz Collections • Jazz Vinyls • Jazz Books • Ethnic • Classical
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp