|
Radyo Cazkolik
İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur |
|||
![]() |
|
||
|
|
|||
|
|
|||
|
|||
|
Türkiye'nin Caz Takvimi
Tamer Temel QuartetSanatçı: Tamer Temel (ts), Ercüment Orkut (p), Eylül Biçer (g), Çağlayan Yıldız (b), Cem Aksel (d).Mekan: Nardis Jazz Club Tarihi: 23.02.2012 Saat: 21:30 Web Adresi: http://www.nardisjazz.com Etkinlik Bilgisi : İstanbul`da doğan ve İzmir’de büyüyen Tamer Temel, Türkiye ve İtalya`da caz konserleri verdi ve albüm kayıtlarında bulundu. 2005`te Avrupa Caz Festivali kapsamında kazandığı burs ile İtalya`da Siena Masterclass Summer Course`da eğitim gördü, konserlerde çaldı. Bu dönem boyunca İtalya`nın önde gelen müzisyenleriyle çalışma olanağı buldu. Bruno Tomasso Band ile Valdarno 2005 Jazz Festivali`nde çaldı. 2006 yilinda Equinox grubuyla İzmir`de ve Eskişehir`de konserler verdi; standart ve modern caz eserleri yanında kendi bestelerini de seslendirdi. 2006`da Claudio Fasoli ve Antonio Zambrini`nin oluşturduğu Open Jazz Orkestra ile 12. Avrupa Caz Festivali kapsamında sahne aldı. 2006 yılında Kadıköy Caz Günleri kapsamında konser verdi. 2007-2008 yıllarında İzmir ve İstanbul’da çeşitli konserler verdi. 2008’de Ankara Caz Festivali’nde çaldı. Bu gece sizlere piyasaya yeni çıkan albümü Barcelona’dan parçalarla birlikte bazı standartlara da yer verecekler. Giriş: 30 TL, Öğrenci: 15 TL. Steve Williams QuartetSanatçı: Steve Williams davul, Olivier Hutman piyano, Olivier Temime saksofon, Sylvain Romano basMekan: Akbank Sanat Tarihi: 23.02.2012 Saat: 20:00 Web Adresi: http://www.akbanksanat.com Etkinlik Bilgisi : Steve Williams Quartet konseri Akbank Sanat`ta... (Biletler: Tam: 20, Öğrenci: 10 TL.) Allan Harris & Kerem Görsev Trio Sanatçı: Allan Harris (Vocal), Kerem Görsev (p), Kağan Yıldız (b), Ferit Odman (d)
Mekan: 15. Uluslararası Ankara Caz Festivali Tarihi: 23.02.2012 Saat: 20:00 Web Adresi: http://www.acd.org.tr/ Etkinlik Bilgisi : Kerem Görsev ve Allan Harris`in 1995 yılında başlayan müzikal işbirliği, 1997 yılında ilk albümleri Laid Back`in ardından Türkiye`de verdikleri konserler ve kulüplerdeki çalışmalarıyla devam etti. Birlikte İstanbul Caz Festivali, Ankara Caz Festivali ve İzmir JTI Caz Festivali`nin de aralarında bulunduğu bir çok performans gerçekleştiren sanatçılar, 2007 yılında yine New York`ta ikinci albümleri Back Again`i kaydettiler. Kerem Görsev ve Allan Harris`e bu yılki turneleri kapsamında verecekleri konserlerde davulda Ferit Odman ve kontrbasda Kağan Yıldız eşlik edecek. Klasik cazın en iyi yorumlarının sahneleneceği konserlerler, katılımcılara dinamik bir tempo ve yüksek keyif vaad ediyor. |
Salim Zaimoğlu Akbank Caz fFstivali`yle aynı gün yeni yazısını Cazkolik okurlarına sunuyor. Bu kez klasikle cazın kesiştiği çizgide bizleri klasik müziğin dahi ismi Mozart ve büyük bestecinin caz yorumlarıyla buluşturan sevgli Zaimoğlu klasikten caza müthiş bir müzikal portre sunuyor.Bu içerik 3188 defa okunmuştur.
Merhaba sevgili Cazkolik dostları,Yeni sezonda sizlerle yeniden birlikte olmanın haklı gururunu yaşamaktayım. Festivalleri bitirdik derken bir yenisini kucaklıyoruz şimdi. 21. Akbank Uluslararası Caz Festivali bütün görkemi ile başlıyor.13 Ekim - 3 Kasım arasında ‘’Şehrin Caz Hali’’ saracak benliğimizi. Çok zengin programı ile festivalin bu yılki farklılığı "Kampüste Caz" etkinliği sınırlarını genişleterek önceki yıla göre daha fazla üniversite öğrencisi ile cazı buluşturacak olması. Emeği geçen herkese teşekkürler. Tabii ki binlerce teşekkür de bu festivalde emeği geçen sevgili dostum müzikolog Sn. Sami Kısaoğlu‘na… Bu arada hemen bir hatırlatma da İş Sanat‘ın 2011 - 2012 sezonu hakkında olacak. Büyük ustaları bütün yıl boyunca İş Sanat’ın muhteşem salonunda müzikseverle buluşturacaklar. İş yerim İş Sanat’a yakın değil, çok çok yakın olmasına rağmen iş yoğunluğundan geçen Perşembe günü satışa çıkan konserlerin bazılarını (cazın efsane isimlerinden Sonny Rollins konseri gibi) kaçırdım, biletler tükendi gibi neredeyse.. * * * Bu ay ki konuğumuza gelince, müzik tarihinin en çok ilgilendiği çağlar boyunca üstünlüğü tartışılmamış müzik dünyasının dahi çocuğu Wolfgang Amadeus Mozart‘ın 20 ve 23 numaralı konçertolarının klasik ve caz yorumlarını birlikte dinleyeceğiz.
W. Amadeus Mozart Piano Concertos No: 20 , in D Minör KV 466 1 / Klasik Albüm / Allegro / Philharmonia Orchestra, Paul Freeman W. Amadeus Mozart Piano Concertos No: 23 , in D Minör KV 488 1 / Klasik Albüm / Allegro / Philharmonia Orchestra, Paul Freeman Eleştirmenler Mozart‘ın eserlerindeki biçimsel kurgunun sağlamlığının neredeyse insan üstü olduğundan söz ederler. Mozart müziğinin başlangıç noktası şarkı söylemek olduğundan, eserlerin çok büyük bir kısmında ezgisel bir hava hakim bulunmaktadır. Ünlü müzik adamı Ferrucio Busoni Mozart için "aynı, zarif bir bayanın giydiği dar bir elbisenin ardında belirginleşen görüntü gibi Mozart’ın müziğinin o bitmek tükenmek bilmeyen ezgiselliği de şarkılar sayesinde belirginleşir‘’ şeklinde bir benzetmede bulunur. Edwin Fisher, Bruno Walter ve Arthur Shnabel‘in yorumlarından da görüleceği üzere Mozart ‘ın heyecan dolu enerjisi, eserlerinin son bölümlerinin kıpır kıpır, canlıdır. Hiçbir zaman yerinde duramayıp, sürekli olarak en yakınındaki iskemlenin üzerinde sanki bir piyanonun üzerinde parmaklarını gezdiren müzik dünyasının bu dahi çocuğunun, çok küçük yaşlardan beri duyduğu müzikleri güçlü belleği sayesinde aklında tuttuğu, daha sonra birebir notaları ile bu müzikleri kayda geçirdiği; yaşadığı olaylarda, gezilerinde karşılaştığı kişileri ise sonradan operalarındaki kahramanlara dönüştürdüğü bilinmektedir. Otuz altı yıllık kısa yaşamına altı yüzden fazla eseri sığdıran Mozart, çağdaşları tarafından yapıtlarında ‘‘doğa tasvirleri’’ yapmamakla eleştirilir. Her ne kadar Mozart kuş seslerini, deniz uğultusunu, fırtına izlenimlerini duyurmasa da ‘’insan doğasını’’ yansıtmıştır yapıtlarına. 1915 yılından sonraki ruh bilimsel araştırmalar geliştikçe Mozart’ın müziğindeki ‘’insan doğası’’ bilimsel olarak daha iyi anlaşılır, hissedilir olmuştur.Günümüzde de kimi psikiyatrik tedavilere destek – olarak Mozart‘ın müziklerinin önerildiği bilinmektedir. İnsanoğlunun kalbindeki sevgiyi en doğal biçimde işleyen Mozart‘ın bu özelliğini aydınlanma yanlısı fikirlerle bezenmiş baba Leopold Mozart‘a borçluyuz.1737 ‘de Salzbur ‘a felsefe okumak için gelen baba Mozart‘ın asıl ilgi odağı müzik olmuştur. W.A. Mozart dünyaya geldiğinde Leopold Salzburg sarayında orkestrada yönetmen yardımcısıdır. Bugün Mozart ailesininin yaşamını, baba oğul Mozartların birbirlerine yazmış oldukları birer belge niteliğindeki mektuplarından öğrenmiş bulunuyoruz. Mozart‘ın yaşadığı ortama da göz atacak olursak, bilindiği gibi 18. yüzyılın en önemli olayı aydınlanmadır. Çağın ilk yarısında bilim adamlarının katkılarıyla hümaniter ülküler kendini göstermiş, gizemsel ve batıl inançların üstesinden gelinmiştir. Herşeyden önce 18. yy ‘ın ikinci yarısı kozmopolit bir çağdır. İnsanın birey olarak değerlendiridiği ve insancıl düşüncelerin ön plana çıktığı bir dönemdir. Uluslararası kardeşlik önem kazanmıştır. İlk kez soyluların saraylarından başka mekanlarda halk konserlerinin verildiği dönemdir. Bu güzel ortamda müziğin görevi de doğayı olduğu gibi ve zarif bir anlatımla yansıtmak, gerçeğin güzel seslerini duyurmaktır. Müzik aşırı süsleme ya da şaşırtmaca yoluyla değil, duygulara doğrudan seslenerek dinleyiciyi, izleyiciyi coşturmaktadır. İşte böyle bir ortamdır sevgili Mozart’ın çağı. Bu çağ Mozart‘ın eserleri ile daha da zenginleşecektir. Kısacık yaşamına yüzlerce eser sığdıran Mozart 5 Aralık 1791 tarihinde henüz 35 yaşındayken hayatını kaybetmişti. Hangi hastalık yüzünden yaşamını yitirdiği üzerine tahminlerde bulunulan Mozart’ın ölüm nedeni hakkında akciğer, mukoza, eklem ve boğaz enfeksiyonları sifilis, beyin kanaması, böbrek ve kalp yetmezliği gibi bir çok hastalık üzerine yazılıp çizilmişken, Avusturyalı ve Amerikalı metabolizma araştırmacıları Mozart‘ın gün ışığından yararlanmaması yüzünden erken yaşta öldüğünü ileri sürdüler. Graz Üniversitesi‘nden Stefan Pilz, D vitamini eksikliğinin ünlü bestecinin bağışıklık sistemini zayıflatarak kalp - dolaşım böbrek hastalıklarına karşı daha duyarlı hale gelmesine sebebiyet verdiğini ileri sürmekte. Mozart‘ın ölüm nedeni üzerine tartışılan hastalılkların ortaya çıkışında D vitamini eksikliğinin önemli bir faktör olduğunu biliniyor. Bu hipotez, genelde geceleri çalıştığı için çok ender olarak güneşe çıkmış olan Mozart’ın yaşam biçimiyle de örtüşmekte. Sevgili cazseverler, bu kadar tıp sohbetini neden yaptınız diye sormayın, çünkü benim gibi bir Mozart meraklısı ve araştırmacısı için öğrendiğim bu son gelişmeler çok önemli. Bu gelişmeler o kadar yeni yansıdı ki bizlere Mozart’ın izinde bir şeyler ararken ölüm nedenini incelemek bile doğrusu heyecanlandırıyor beni. 7 aralık 1791 günü öğleden sonra St. Stephan Kilisesi’ne getirilen Mozart‘ın cenazesi, ailesinin ve arkadaşlarının katıldığı bir törenin ardından mezarlığa getirildi. Burada tören yapılmıyor, yalnızca mezarcı ve isterse ölünün bir kaç yakını bulunuyordu. Havanın kötü oluşu, hızla giden cenaze arabasının bir anda gözden kaybolması, tabutu St. Marx mezarlığına dek izlemek isteyenleri geride bırakmıştı. O gün Mozart ‘ın nereye gömüldüğünü yanlızca mezarcı biliyordu. Constanze eşinin mezarını 1808 yılına dek araştırmadı. Kurallar gereği sekiz yıl sonra aynı mezara yeniden cenaze defnedildiği için artık yerini saptamak olanaksızdı. Üstelik Mozart‘ın cenazesinde hazır bulunan mezarcı da ölmüştü. Rossini, ölümünden bir yıl önce 186 ‘de onu hakkında şunları söyleyecekti: ‘’Müzik tarihi boyunca Almanlar (Alman- Avusturya ekolü) armoni ustası, biz İtalyanlar’da melodi ustası olarak anılırdık. Ancak Kuzey’de Mozart ‘ın ortaya çıkışından sonra, bizler kendi alanımızda yenilgiye uğradık. Bu insan, iki ulusun temelleri üzerinde yükseldi. İtalyanların şarkısının sihriyle, Almanların tüm derinliğini kusursuz bir şekilde birleştirdi." Günümüze dek geçen yüzlerce yıl Mozart‘ın ününü inanılmaz boyutlara ulaştırdı. Doğumundan iki yüz elli yıl sonra yapıtlarının tümü basıldı. W. A. Mozart ışıklar içinde yatacak sonsuza dek, eserleri her seslendirildiğinde gülümseme ile bakacak bizlere gökyüzünden, yıldızlı gecelerde göz kırpacak, kim bilir belki de çakan bir yıldırımla kendimize getirecek bizi… Müzikle kalın sevgili Cazkolik dostları,bir dahaki yazıda görüşmek üzere, Salim Zaimoğlu Kaynaklar: (Teşekkür: Mozart hakkında bir şeyler yazabilmek hem oldukça kolay hem de bir o kadar da güç. Ben zor olanını seçtim. Bu nedenle bilimsel anlamda bir şeyler yazabilmeme neden olan Almanca makale ve eleştiri çevirileri için Sn. Gizem Sayın’ a, kitabından oldukça yararlandığım Sn. Aydın Büke’ye şükranlarımı Bu Bölümde Yayınlanmış Diğer Yazılar
Müziğe böyle gönül veren sen"i tanıdığım ve yaptığın çalışmalardan haberdar olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Mozart ve yapılan büyüleyici yorumların muhteşem. Kutluyorum. Enis Balkan / 12.02.2012 11:54:52 Merabalar, üstadım yazınızı çok beğendim bu yazıyı okuyan okurlarınıza Mozart" ın Etkisi adlı kitabı önerebilirsiniz muhakkak okumalılar.
Sevgiler özen toker / 20.01.2012 10:39:39 Wolfgang Amadeus Mozart, 18.yy klasik müziğinin, en verimli ve en tanınmış bestecisi. Bir çok otoriteye göre, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük müzik dehası olarak kabul edilen Mozart"ın Büyüleyici yanı
Sn. Zaimoğlu"nun CAZ DERİNLİĞİ içinde büyüleyici!... Yusuf YAZICI / 09.01.2012 19:01:09 Büyük ustanın hayatı ve eserleri gibi bu hayattan ayrılışında da bir parça gizem var.Öncelikle bu detaylı araştırmanız, bize farklı bakış açıları kazandırmanız ve müziye bu denli gönül vermişliğiniz için tebrik ediyor benzer çalışmalarınızı da merakla bekliyorum Erkut Burma / 22.12.2011 09:55:33 Büyük bir usta hakkındaki yazınızı okudum.Çok ince ve akıcı bir üslüpla yazılmış.Size teşekkür eder başka ustalar hakkında da yazılarınızdan faydalanmayı bekliyorum... Kadri Göbekci / 13.12.2011 11:02:30 yapıtları yüzlerce yılötelere ulaşmış böylesine büyük ve büyüleyici bir sanatçıyı bizlere hatırlattığınız ve öz bilgiyle anmamıza aracı olduğunuz için size nekadar teşekkür etsek azdır.
üslubunuzdaki berraklık,akıcılık ve coşku her övgünün üzerindedir diye düşünüyor yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Esat Orbay Altınçayır / 06.12.2011 21:24:29 Güzel yazılarının devamını diliyor, seni kutluyorum. Enis Balkan / 01.12.2011 16:20:57 Duke Ellington Orkestrası 18-19 Kasım 2011 tarihlerinde Maslak TİM SHOW CENTER"da 2 konser verecek.
Konserin biletleri BİLETİX aracılığıyla satışta.
İlgilenenlerin dikkatine... Ali Velioğlu / 17.11.2011 00:48:58 Bu haftaki TEMPO dergisinde ilave olarak caz müziğine ait eserlerin olduğu bir cd veriliyordu. İlgilenmek isteyenlere belki bir katkı olur. ali velioğlu / 12.11.2011 21:37:18 Sayın Zalimoğlu;
Antonio Vivavldi"nin "Four Seasons" eserine yaptığınız yoruma yazıdığım yazıda caz müziğini öncelikle tanıtma, sonrasında da sevdirme kapsamındaki önerilerimi, acaba okulda ders zillerinde neredeyse 2 haftada bir filmi oynatılan Hababam Sınıfı sersinin müziği yerine caz müziği dineltilemez mi veya şehirlerarası otobüslerde otobüs içindeki ana anonslarda caz motifli bir alt müzk döşenemez mi diye 2 soru ile genişletmek isterim.
Fikir fikirdir değil mi ?
Bu arada şimdi aklıma gelen bir değer seçenek de, karayollarımızdaki dinlenme tesislerinde caz müziği çalınması veya otobüslerin hareket saati geldiğinde yapılan uyarıların caz müziği eşliğinde yapılabileceğidir.
Ali Velioğlu / 11.11.2011 10:57:57 Sayın Salim Zaimoğlu;
Sayenizde caz müziği hakknda epey bilgi edinmiş oldum. Değerli katkılarınızdan ötürü tebrik eder, aydınlatıcı yazı ve yorumlarınızın devamını beklediğimi bilmenizi isterim.
Caz ile sadece dinleyici anlamında ilgili olana arkadaşlarıma bu siteyi ve sizin yorumlarınızı önerdiğimden emin olabilirsiniz.
Saygılar.
Ali Velioğlu / 09.11.2011 01:33:30 |
|
||