İpek Dinç Group
Nardis :
08 Eylül 2010, Çarşamba, Saat: 21:30
İpek Dinç (vo), Kürşad Deniz (p), Önder Focan (g), Erdal Akyol (b), Derin Bayhan (d). İÜ Kimya Mühendisliği bölümü mezunu İpek Dinç 2005 yılında İlham Gencer ile tanışarak müzik yaşamına adım attı. 2006’da Nardis Genç Caz Vokal Yarışmasında finale kaldı, İstanbul Caz Festivali Genç Caz Yarışmasına katıldı. Festival kapsamında konser verdi. Geçen yıl Nardis Genç Caz Vokal Yarışmasında gösterdiği başarı ile gittiği Estonya Nomme Jazz Festivalindeki yarışmada 3. oldu. Pekçok festivalde şarkı söyledi, önümüzdeki günlerde Latviya “Young Jazz Voices” etkinliğine de davet alan başarılı sanatçımız bu gece sevilen caz standartlarının yanısıra latin ve R&B parçalara da yer verecek.
www.nardisjazz.com
RADYO PROGRAMI: CAZ PORTRELERİ
Açık Radyo, 94.9 :
08 Eylül 2010, Çarşamba, Saat: 22:00
Uzun yıllardır Açık Radyo'da "Caz Portreleri" isimli programı hazırlayıp sunan Mustafa Aykın programında adından da anlaşılabileceği gibi müzisyen portrelerine, albümlerine yer vermektedir. 21. portre olarak ünlü İngiliz müzisyen Evan Parker' hakkında bu hafta 7. programını yayınlayacak olan Aykın bu akşam Parker'ın 10 Haziran 2000 tarihinde Finlandiya, Kerava Caz Festivali'nde verdiği konserin kaydını dinletecek. Programında yayınladığı müzisyenler ve çaldıkları müzikler itibariyle tüm cazseverleri benzerine rastlayamayacağınız böylesi programları mutlaka dinlemeye davet ediyoruz.
www.acikradyo.com.tr
Geçtiğimiz hafta İzmir ve İstanbul konserlerini hem sıcak havada, hem de oldukça sıcak bir ilgi ile geçiren Cranberries'in İstanbul konserini izleyen sevgili Cenk Erdem Cazkolik okurları için konser gözlemlerini, kendi (ve aslında hepimizin) kişisel geçmişinin izdüşümleri ile birlikte kaleme aldı. Konseri izleyen ya da izlemeyenlere tüm dakikaları yeniden yaşatan bu güzel yazı için kendisini teşekkür ediyoruz.
"Dolores'in iyileştiren sesinden
toplu terapi aldık..."
Akdeniz Akşamları'na bir gönderme yapmayayım ama İstanbul geceleri konserlerle bir başka oluyor. Maçka Küçükçiftlik Park’ta Cranberries konseri de bambaşka oldu.
Avrupa yaz turnesine çıkan grubun Unilife organizasyonuyla hem İstanbul hem Çeşme konserleriyle Türkiye’ye gelmesi çok isabetli olmuş, çünkü Maçka’da daha konser alanına girmeden kapıdaki upuzun kuyruk ve caddedeki müthiş kalabalık Cranberries’in ne kadar çok sevildiğini gösteriyordu. Ayrıca caddeyi kapatan bu kalabalık ne kadar coşkulu bir konser olacağının da işaretini veriyordu.
Konser boyunca herkes gibi Cranberries’den ezberlediğim ve beklediğim şarkılar olduğu gibi aslında aklımdan çıkmış olan ve duyunca tekrar hatırladığım şarkılar da oldu. Cranberries'in ne çok şarkısını ezberlemişiz meğer ve gönlümüz hiç unutmamış, binlerce kişinin içine aktı Dolores o güzel ırmak sesiyle...
Daha ikinci şarkıda “Animal Instinct”le seyirciyi avucunun içine alan Dolores, kırmızı parlak mini elbisesi ve altında da parlak ve süslü converse ayakkabılarıyla tam bir şekerlikti. Bir çoğumuz için ilk albümlerinin hiti Linger’a rağmen Cranberries tarihi özellikle 1994 yılının “No Need To Argue” albümünün şarkılarıyla başlar ve grup bu albümden sevdiğimiz şarkıların hepsini repertuvarına almıştı. Buna rağmen özellikle bazı şarkılarda tüm kalabalık daha büyük coşku yaşadı. ”Linger”, “When you’re gone” gibi şarkılar herkesin baştan sona eşlik ettiği şarkılar oldu ama konserde esas “rock” duygusunu, Dolores’in “Are you ready to rock?” çığlığından sonra “Salvation” şarkısına eşlik ederek yaşadık.
Sahnede bir ara üstündeki saten ceketi çıkardığı anda alkışlarla Dolores’i havaya soktuğumuz gibi, aslında sıcak bir gecede avaz avaz şarkı söylerken, neredeyse hepimiz soyunabilirdik. Hatta bu yüzden grubun solisti Dolores’in üzerimize bir kaç kez bardaktan su fırlatmasından beraberce büyük haz duyduk. İrlanda’dan çıkan en iyi gruplardan biri şüphesiz Cranberries ve Dolores’in sesi öyle güçlü ve öyle çekici ki, 90’ların başından itibaren onun vokal tarzına bizim en iyi kadın rock şarkıcılarımız da dahil olmak üzere dünyada da öykünmeyen kalmamış gibi.
Konserin birbirinden güzel şarkıları içinde binlerce kişiyi sakinleştirip, duygusal bir an yaşatan şarkılardan biri de “Ode to my family” oldu. Bir psikolog ve aynı zamanda bir DJ olarak, 2009 yılında Topkapı Müzik Universal etiketiyle yayınlanan albüm projem “İyileştiren Şarkılar” için iznini aldığımız şarkılardan biri “Ode to my family” idi. Albüme açılış parçası olarak seçtiğim bu şarkıyla kendi adıma hep çok güçlü bir gönül bağım olacak ama yerlerinde sallanarak şarkıya eşlik eden tüm seyircilerle aynı duyguyu paylaştığımı da görmüş oldum. Üstelik bir kere daha Dolores’in iyileştiren sesinden toplu bir terapi alıyorduk.
Cranberries bir çoğumuz için üniversite yılları demek, ilk aşklar demek, birey olmak için verdiğimiz ilk çabalar demek. Nitekim ”Free to decide” şarkısına eşlik eden ve Cranberries’i keşfeden birbirinden genç dinleyiciler de aynı duygularla bu güzel şarkılara yine bağlanıyorlardı. Kılığını değiştirip, abiye bir kıyafetle, yine converse ayakkabılarla sahneye iki birbirinden ilginç kostümle çıkan ve tüm orijinalliğine bayıldığımız Dolores, İstanbul’un sıcağını sevdiğini söylüyordu ama onun sıcaklığı ayrı bir güzeldi. İrlandalı ekip daha lise yıllarından müzik düşlerinin peşine düşmüş ve tüm hayallerini gerçekleştirmiş ve hepimiz için çok iyi olmuş. Meğer Cranberries’den ne efsane şarkılar çıkmış. Nitekim konseri dinlemeye gelen herkes “Zombie” şarkısını Dolores’le beraber çığlık çığlığa söylerken, eminim konserle ilgili bir düşümüz daha sahnede gerçek oluyordu.
Cenk Erdem 27 Temmuz 2010, Salı
YORUMLAR
Yorum Ekle
ÖNCEKİ HABERLER
d4t4 1923Turk.com
Admin panelinizde sql açığı var lütfen kısa sürede kapatınız.Hiçbir verinize zarar verilmemiştir.Saygılar.
01 Ağustos 2010 21 : 43
Gökhan Teker
Zombie şarkısını bn de bağıra bağıra söylemek isterdim :)