Cabaret divası Ute Lemper İstanbul'da

Cabaret divası Ute Lemper İstanbul'da

Ute Lemper küçük disklere sığdırılacak biri olmadı hiç. Onun müziğini, sahnede bizzat kendisi, şovu ve kabaresiyle birlikte izlerseniz anlamış olursunuz. Sahnesi ve müziği bir bütün olan Alman ’chanteuse’ kuzey buzulu gibi yakıcı mesafesi, şarkıları, sahnesi, şovu, müziği ve ürkütücü güzelliğiyle 15 Nisan’da İş Sanat sahnesinde olacak.

 

Ute Lemper uzun bir aranın ardından son albümünü 2008 Mart ayında çıkardı; "Between Yesterday and Tomorrow" isimli albüm buz sarışının kendi şarkılarından oluşan ilk albümüydü. Önceki albümlerinin tümü Alman, Fransız ve İngiliz karışımı Avrupa kabare geleneğinden gelen müziklerin yorumlanmış ve geleneğin devamı niteliğinde çalışmalar oldu hep. Ute, ikibinlerin başlarında otuzlu yaşlarını bitirip kırklı yaşlarına girince kendisindeki değişimi geçen yıl çıkan bu son albümüe kadar sakladı. Pek de fazla ortalarda görünmedi.

 

Sanatçı, son süksesini içinden yeni çıktığımız mart ayında New York, Cafe Carlyle’da verdiği 3 haftalık programla yaptı. New York gazeteleri Ute’nin bu programını ekonomik krizin etkileriyle ironik biçimde birleştirerek "Bu soğuk, uzak ama yakıcı Alman kabare divasının karşısındakine yukardan bakan, snob ve artistik tavırlı şovu krizin etkilerini bembeyaz dişlerinin ve sesinin arasında eritip yok etti" diyerek anlattılar okuyucularına. Yine yakın dönemde kulüp çalışması için gittiği Meksika’da ki programı sonrası yazarlar uzun zamandır böylesi bir diva izlemediklerini anlatıp durdular.

 

1963 Almanya doğumlu Ute Lemper, Köln Dans Akademisi ve Viyana Max Reinhardt Drama Okulu’nu bitirdikten sonra Stuttgart’ta Fassbinder ve dönemin diğer yönetmenlerinin oyunlarında roller almaya başladı. Bunlar ağırlıklı olarak müzikal kabareler ve oyunlardı. Bu rollerle tüm Avrupayı gezme imkanı buldu. Chicago oyununda Velma Kelly rolünde Londra, New York, Las Vegas’a gitti. Blue Angel’da Lola oldu, Peter Pan’da Peter’dı. Viyana’da Cats’te oynadı, Paris’te Jerome Savary’nin kabaresindeydi. Üzerine bir kimlik gibi yapışan karanlık ve soğuk Alman hüznü ve yaratıcılığı Kurt Weill’in solo konserlerinde olsun, Berlin’de ki kabare gecelerinde olsun, yine Kurt Weill’in "7 Ölümcül Günah ve Şarkıları" gibi projeler olsun, klasik performanslar, operalar olsun hepsinde kendi ırkının geçmişin, yaratıcılığını, büyüsünü ve karanlık yanlarını güzelliğinde buluşturup sahneye taşıdı.

 

Onda modern bir Marlene Dietrich tavrı bilinçli olarak hep vardı. Belki de bu nedenle ilk dönem sahne şarkılarının bir çoğu Weimar döneminin kabare şarkılarının kendisi tarafından yorumlanmış halidir. Şarkılarında politik ve felsefi, kültürel ufukları tarayan güçlü ifadeler vardır. Üstelik bunu Avrupa geleneği hatta Amerikan geleneği ile güçlü bir şekilde birleştirmeyi başarır da.

 

Ute Lemper kariyerinin başından beri 1920 Avrupasının, Berlin ve Paris kabarelerinin Marlene Dietrich ve Edith Piaf’ın şarkılarını kendi parlak üslubunda başarıyla birleştirmiştir hep. Yalnızca bununla da kalmamış, Fransız şanson geleneğinin Serge Gainsbourg, Jacques Prevert gibi isimlerin şarkılarını, Jacques Brel’in şiirlerini sahnesine ve yorumlarına başarıyla taşımıştır. Bunları yaparken bir yandan da alternatif rock müzisyenlerinden Tom Waits, Elvis Costello, Nick Cage gibi büyük yıldızların şarkılarını "Punishing Kiss" isimli albümünde toplayarak hayli farklı bir çalışmaya imza atmaktan da kaçınmamış ve büyük övgüler almıştır.

 

Sevgili cazkolik.com okurları, anlayacağınız, 15 Nisan Çarşamba günü İş Sanat sahnesinde görceğiniz kişi yalnızca bir kabaret divası, önemli bir yorumcusu değil, 20. yüzyıldan günümüze devrolan müzikal geleneğin de sosyal mirasçısı, görsel aktarıcısıdır aynı zamanda.

 

Cazkolik.com / 13 Nisan 2009, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.