NEZİH YEŞİLNİL TRIO “CINEMASCOPE”
Nardis Jazz Club :
10 Mart 2010, Çarşamba, Saat: 21:30-00:30
Kent Mete (p), Nezih Yeşilnil (b), Deniz Dündar (d). Nezih Yeşilnil, 6 yaşında mandolin, 13 yaşında gitar çalmaya başladı. 17 yaşında İzmir’de Maça Beşi Topluluğu’nda bas gitar çalmaya başladı. Ege Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonomi bölümünden mezun olan Yeşilnil, 1974’te Grup Doğuş’un kurulmasına öncülük etti. 1986’dan bu yana pekçok değerli müzisyenle birlikte yurtiçi ve yurtdışında konserler ve festivallerde sahne aldı. Halen kendi trio’sunun yanısıra caz ve etnik müzik yapan çeşitli gruplarla da müzisyenlik hayatını sürdüren Nezih Yeşilnil, Pera Müzik Okulu’nda, Modern Müzik Akademisinde özel olarak bas dersleri veriyor ve müzik stüdyolarında düzenlemeler yapıyor. Bugece sizlere en sevilen film müziklerini yorumlayacaklar.
8. AMATÖR CAZ MÜZİSYENLERİ FESTİVALİ AÇILIŞ KONSERİ / GEVENDE & KLEIN & CLUZEL
Eskişehir :
10 Mart 2010, Saat: 20:00
Gevende, bas klarnetçi Tobias Klein ve gitarist Damien Cluzel 8. Amatör Caz Müzisyenleri festivalinin açılış konseri için Eskişehirdeler.
www.gevende.com
Ayşe Tütüncü & Emre Karabulut Dörtlüsü
Eylül Müzik Klubü :
10 Mart 2010, Saat: 20:00
Bir yılı aşkın bir süredir sürekli sözü edilen yeni grubuyla Ayşe Tütüncü ve Emre Karabulut dörtlüsü ilk konserleri bu gece Eylül Bar'da. Repertuvarlarında McCoy Tyner, John Scofield, Jean luc Ponti, Pat metheny, Michel Petrucciani gibi caz ustalarının bestelerine de yer verecek olan grup aynı zamanda kendi bestelerini de seslendirecek. bu besteler ağırlıklı olarak Ayşe Tütüncü besteleriyle birlikte Emre karabulut ve Şuayip yeltan'ın besteleri de grup tarafından yorumlanıyor. Piyanoda Ayşe tütüncü, elektro gitarda Emre karabulut, basta şuayip Yeltan ve davulda Serkan Ayman.
www.eylulist.com
NUBLU JAZZ FESTİVALİ / PORTICO QUARTET
Babylon :
10 Mart 2010, Çarşamba, Saat: 21:00
Güney Londra'lı genç caz dörtlüsü Portico Quartet, Jack Wylie, Milo Fitzpatrick, Nick Mulvey ve Duncan Bellamy'den oluşan dinamik bir grup. Dörtlüde güçlü bir saksofona, benzersiz tonuyla herkesi kendine hayran bırakan, grubun alamet-i farikası Hang'in uçusan vokalleri, mütevazi bir fonda tıngırdayan davullar ve ayakları yere sağlam basan bir kontrabas eşlik ediyor ve ortaya taklit edilemez, nefis bir karışım çıkıyor. Bu yaratıcı çizgisiyle Portico Quartet, Britanya'da yarattıkları heyecanı hemen ada dışına taşıyarak Avrupa'daki tüm büyük festivallerde sahne aldı. Ve şimdi sıra Nublu Jazz Festival vesilesiyle Istanbul’da.
NUBLU JAZZ FESTİVALİ / BUGGE WESSELTOFT WITH FRIENDS
Babylon :
10 Mart 2010, Çarşamba, Saat: 23:30
Gün geçmiyor ki Kuzey Avrupa’dan yeni ve heyecan verici müzikler duymayalım. Peki bu yeni dalgayı kim başlattı? Liste uzun ama hiç kuşkusuz modern caz namına Bugge Wesseltoft bu alandaki en önemli isimlerden biri. Yeni kuşak cazının “Kuzey Yıldızı” sıfatlı müzisyen, besteci ve prodüktörü Bugge Wesseltoft, hem elektronik müzik severlerin hem de has caz tutkunlarının kalbini fethetmiş durumda. İsmi; Eric Satie, Miles Davis ve Chick Corea gibi efsanelerle anılan Wesseltoft, “New Conception of Jazz” adlı grubuyla cazın yeni düzenini bizim için belirliyor. Doğaçlamayı müziğinin bütününe yayan sanatçı, Nublu Jazz Festival kapsamındaki performansında İstanbullu müzisyen dostlarından oluşan sürpriz bir ekiple sahne alıyor olacak.
17. ULUSLARARASI İZMİR CAZ FEST. / MATTHIAS SCHRIEFL 6, ALPS & JAZZ
Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi, İzmir :
10 Mart 2010, Çarşamba, Saat: 20:30
Alpler, borular, dolambaçlı şarkılar: Akşamın sloganı ‘’Alplere ait Tahta Nefesli Çalgı ve Borular’’ veya ‘’Çoban Borusu Ateşi’’ olabilirdi. Bavyera, Alp cazının yeni yuvası. Grubun repertuarı büyük ölçüde Alplerden ve onların halk müziğinden ilham almıştır: Bir yanda, modern harmoniler ve ritimlerin içine aktığı basit Alp halk şarkıları. Diğer yanda, topluluk üyeleri ve arkadaşlarının yeni besteleri. Programın doruğu, -dayanılmaz derecede- akılda kalıcı, ayağınızla tempo tutmadan duramadığınız Türk halk türküleri. Bu konser sizi Alman ve Türk halk müziğinin gizli, caza benzeyen yüzüyle tanıştıracak. Niels Klein: Klarnet, bas klarnet, tenor saksafon, Florian Trübsbach: Obua, klarnet, pikolo alto saksafon, Federico Aluffi: Fagot, tenor saksafon, Jeffrey A. “Jam” McGuire: Boru, çoban borusu, Peter Heidl: “Flütler, tenor saksafon, Matthias Schriefl: Trompet, flugelhorn, tuba, çoban borusu, lider, stilist.
Radyo Cazkolik'te Tunçel Gülsoy'un 397. programının konuğu cazın genç ve yetenekli davulcularından Ferit Odman.
* * * * * * * * 38. YAZI * * * * * * * *
Sevgili müzik dostlarım merhaba,
Türkiye’nin değerlerinin ne olduğu konusunda kafam karışık. Geçtiğimiz hafta Pazartesi günü 29 general amiral ve üst düzey subayın tutuklandığı gün televizyonların baş gündemi Fenerbahçe’nin aldığı mağlubiyet oldu. Saatlerce Guiza’ya sövüldü duruldu. Perşembe günü Cumhurbaşkanının ofisinde toplantı yapılırken hem Galatasaray hem de Fenerbahçe Avrupa kupalarına veda ettiler. Bana sen siyasi yazılar yazma diyorlar, ben yazılarımı siyasi değil insani yazılar olarak görüyorum. Kimseyi kırmamak için görüşlerimi bir kere de futbol üzerinden aktarmak istiyorum.
Ben Galatasaray taraftarıyım ama Fenerbahçelileri düşmanım değil birlikte çatışarak düzeyimizi yükselttiğimiz rakiplerimiz olarak görüyorum. Onlar olmasaydı bizim, biz olmasaydık onların hiç bir değeri olmazdı. GalatasarayBeşiktaş'a yenildiği zaman ağlayan tek bir taraftarımızı görmedim ama hepimiz Fenerbahçe'yi kendi sahasında yenebilmenin hayallerini görüyoruz. Onların statları daha güzel, temiz. Bir kısım Galatasaraylı dostlarımız "perşembe gecesi biz kaybettik ama o gece Fenerbahçe de elendi" diye sevindi. Ben ise üzüldüm, keşke onlar kupada kalsaydı ve biz de bir Türk takımının UEFA heyecanını hep birlikte destekleseydik. Böyle bir davranış rekabeti bozmaz, bize bir şey kaybettirmezdi. Ayrıca Fenerbahçe bugün art arda maç kaybediyor diye Daum’u asmak üzere sıraya girenlere hatırlatıyorum, Fenerbahçe bu yıl ligin başında üst üste seri galibiyet rekorları kırdı, hiç sesiniz çıkmıyordu. Bunları söyleyince Galatasaray’lı dostlarım bana çok kızıyorlar. Peki bizim yeni sahamızın ilhamı nereden geliyor, kimin sahasından dag iyisini yapmak istiyoruz, lütfen bunu bir düşünün.
Peki şimdi de gelelim madalyonun diğer yüzüne. Ben Fenerbahçe yönetiminin son derece totaliter, anti demokratik ve kötü olduğunu düşünüyorum. Takımı berbat yönetiyorlar, üstlerine vazife olmayan şeylere karşıyorlar, antrenöre müdahale ederek onu zıvanadan çıkartıyorlar. Stadın üstüne yatırım yapıp zeminin tarla gibi bırakılmasını ağır bir şekilde eleştiriyorum. Stadın yerinin şehir tarfiği açısından çok kötü bir yerde olduğunu düşünüyorum. Bunu söylediğim zaman Fenerbahçe'li dostlarım bana kızıyorlar ve sen bizim düşmanımızsın diyorlar.
Sonuçta ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamıyorum. Ama aklı ve vicdanı olan aydın bir birey olmaya çalışırken her zaman doğrudan, iyiden, güzelden ve haktan yana olmaya çalışıyorum. Bu beni çoğu zaman yanlız da bırakıyor ama bu yalnızlığın maddi manevi bedelini de sızlanmadan yakınmadan ödüyorum.
Siyasete bakış açım da böyle, partiler üstü, akıl ve hikmetle yönlenen bir bakış açısı. Demokratik, geleceğe umutla bakan, insanlarını kollayan onlara bireysel gelişim imkanları sunan bir devletin vatandaşı olmak istiyorum. Geçen hafta Saadet Partisi başkanının sözlerini beğendiğimi belirttiğim için bir çok kişi beni mesajla ve telefonla arayarak eleştirdi. Ben diyorum ki beni eleştirmeden önce o başkanın sözlerini dinleyin ve düşünün, gene de eleştirecekseniz eleştirin ben bundan dolayı gocunmam. Ben diyorum ki siyaset bu ülkede ilkeler üzerinden yapılsın, rant üzerinden değil, böyle olmazsa ortaya çıkan sonuç rantı yiyenin de yanında bırakmayacak. Gelir uçurumları ülkenin bütünlüğünü kemirecek, kimse rahat ve huzurlu olmayacak. Korunaklı sitelerin koruma görevlerini yapan insanlar gecekondulardan gelip sizi ve ailelerinizi korumayacaklar.
Bu hafta Radyo Cazkolik’te “Evde Çalamadıklarım” 397. defa da karşınızda olacak. Konuğum günümüz Türk caz müziğinin genç aslanlarından, jazz davulcusu Ferit Odman olacak. Ferit son derece iyi yetişmiş bir müzik insanı, henüz 27 yaşında, bir çok değerli müzisyenle birlikte çalışmış. Engin bir bilgisi var. Birlikte siyaset konuşmayacağız ama müzik üzerine esaslı bir sohbet açacağız. Müzikleri Ferit seçti. Bu hafta tüm müziklerimiz Türk jazz müzisyenlerinden. (Jef Giansily de bizden, o da damat olduğu için Türk sayılıyor) Umarız sizlere güzel bir zaman geçirtebiliriz.
1-Ferit Odman / CD: Nommo / Sampler 2-Kerem Görsev / CD: Diversion / Back Home 3-Jef Giansily / CD: Sketches / Round about twelve 4-Ozan Musluoğlu / CD: Coincidence / Dimensions 5-Önder Focan / CD: Swing A La Turc / Kaçsam Bırakıp 6-SPIN / CD: İlk / Had to do 7-Donovan Mixon / CD: The Dance of Life / Summer of 78 8-Kerem Görsev / CD: Diversion / Tiramusu
Geçmiş radyo programlarımızın sayısı da 30 a ulaştı, hepsi arşivde sizi bekliyor.
Değerli bir insanı, Prof. Dr. İhsan Doğramacı’yı kaybettik. Cenazesinde onun ardından hükümet de muhalefet de ordu da birlikte yürüdü. Türkiye’ye bir şeyler verebilen insanlar milletin yüreğine gömülüyor. Siyasi mücadele içinde yolunu kaybeden insanların İhsan beyden öğrenecekleri çok şey var. Geçmişte onu tanıma ve konuşma fırsatı bulabildiğim için kendimi şanslı addediyorum, Nur içinde yatsın.
Hepinize iyi haftalar dilerim, sevgiyle kalın.
Tunçel Gülsoy 1 Mart 2010, Pazartesi tuncelgulsoy@cazkolik.com