Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.

Bir albüm bir düşüş veya bir ruh halidir.

Nazlı Toprak

Fotoğraflar: Arşiv
Yayın Tarihi: 03 10 2019
Değişiklik Tarihi: 22 03 2019 14:09
Bu içerik 1057 defa gösterildi.

Galiba telkine fazla açığım ya da ikna edilmem kolay!

Bu sene 29. Akbank Caz Festivali dünyaca ünlü ECM firmasının kuruluşunun 50. yılı nedeniyle bazı özel konserlere yer vererek festival kapsamında firmanın geçmişini ve bugününü kutluyor. Bu konserlerden biri 19 Ekim akşamı Akbank Sanat sahnesinde izleyeceğimiz Matt Eilertsen konseri olacak. Sevgili Nazlı Toprak konser öncesi Eilertsen ile sanatçının tüm yönlerini ortaya çıkaran renkli bir söyleşi gerçekleştirdi.

Cazkolik.com


Müzikal yolculuk

Nazlı Toprak: Müzikal yolculuğunuz nasıl başladı? Müziğin hayatın olacağını farketmen önemli bir an mıydı?

Matt Eilertsen: Geriye bakınca müzikal gelişimimin inandığımdan daha fazla tesadüf içerdiğini düşünüyorum. Elbette, bir enstrümanda ustalaştım, tekrar ve tekrar müzik dinledim, diğer müzisyenlerle çaldım, provalar için çok uzun zaman ve çaba harcadım ve nihayetinde yıllar böyle geçtiği için müzisyen oldum. Gerçekten sevdim, bunu söylemeliyim, ama ‘bir müzisyen olmak istiyorum’ diye bir hayalim yoktu. Aslında, çocukken futbolcu olmak istedim ve her zaman futbol oynadım. Bazı arkadaşlarım bandoya katıldı, ben de onlarla beraber olmak için bandoya katıldım ama öncesi ve sonrasında top oynamayı hep başardım, molalardaysa tuba çaldım. O zamanlar sosyal bir aktivite olarak hoşuma gidiyordu, hiç pratik yapmadım, aslında, bana tuba dersleri verdiler, o vakit öğretmenim Øystein Baadsvik’in dünyanın en iyi tubistlerinden biri olduğunu öğrendim. Lisede öğrencilerin sahne alabildiği, dans edebildiği akşamlar düzenleyen harika öğretmenlerimiz vardı. Ben bas gitarı seçtim ve bir rock grubunda çalmaya başladım, yanısıra, bandonun “Final Countdown”, “Billie Jean” gibi popüler şarkıları çalmak için bir elektrik basçıya ihtiyaçları vardı. Böylece, Bruce Springsteen ve kademeli olarak Rush benim dinlediğim ilk gruplar oldu. Daha sonra, beni Weather Report ve Jaco Pastorius ile tanıştıran yeni bir öğretmenim oldu. Böylece, ben de o vakit elimden geldiğince çok albüm edinmeye çalıştım ama bu zaman aldı çünkü plak alabilmek için haftalıklarımı biriktirmek zorundaydım. Birikince gidip dikkatlice bir LP seçerek tekrar tekrar dinlerdim. Bu durum, şimdiki gençler için saçma gelebilir ama dürüst olmak gerekirse bu tarz dinlemenin ayrıntıların derinlemesine keşfedilmesi ve bir albüme aşık olunması bakımından iyi olduğunu düşünüyorum. Şimdi her şeye hemen erişibiliyoruz ve bu inanılmaz bir şey ama aynı zamanda yüzeysel bir şey yaratıyor sanırım.

Nazlı Toprak: Peki, niye bası seçtiniz?

Matt Eilertsen: Hayatım boyunca diğer insanlar tarafından kandırıldım ya da ikna oldum diyeyim! Bariton saksofon çalmaya başladım, sonra, bandoya tubacı lazım oldu ve herkes benim için hayır o olmaz demişti, ağızlığa ulaşmak için sandalyeye iki yastık üstüste koymak zorunda kaldım. Daha sonra, bir elektrik basçıya ihtiyaçları oldu ben yine evet dedim. Sonra biri ‘caz, kontrbasta daha iyi ses veriyor mutlaka denemelisin’ dedi, ona da tamam dedim. Belki ben telkine fazla açığım ya da ikna edilmem veya kandırılmam oldukça kolay, hangisi bilmiyorum.

Nazlı Toprak: Dinlediğini hatırladığın ilk müzisyenler kimlerdi ve müzikal etkilenimlerin kimler oldu?

Matt Eilertsen: ‘İlk’ albümlerim Bruce Springsteen “Born in the USA”, Europe “Final Countdown”, Tears for Fears ve Modern Talk idi. Daha sonra heavy metal geldi, sonra, hızlıca bebop ile caz füzyona geçtim. Bastaki ilk müzikal etkilenimlerim Charlie Mingus, Ray Brown, Jaco Pastorius ve Geddy Lee oldu.

Nazlı Toprak: Müzik harici ilgi alanların neler?

Matt Eilertsen: Okumaya düşkünüm. Bir romanın içine çekilmek harika bir duygu. Çoğunlukla seyahat ederken okuyorum, ayrıca, son yıllarda fotoğrafçılığı seviyorum.

Günümüzde müzik

Nazlı Toprak: “İskandinav cazın özelliklerini” nasıl tanımlarsın? Bu soruyu Lars Danielsson’a sordum ve “İskandinavya dışında bunun ne olduğunu bilen çok daha fazla insan olduğunu düşünüyorum. Biz buradayız, sadece müzik yapıyoruz ve tabirler hakkında düşünmüyoruz” demişti.

Matt Eilertsen: Lars ile aynı fikirdeyim. Biz, özgür cazdan doğaçlama müziğe, deathjazz’dan progresif caza her tür müziğe sahibiz aslında, fakat, belki de sessizliği ve mekan duygusunu daha fazla kullanıyoruzdur. Sanırım insanların ‘Nordic’ diye tanımladıkları şey bu! Ayrıca, İskandinavya’da mountjazz kavramı hakkında da şaka yaptık ve buna gülüyoruz (siz Türkler ülke olarak aslında bizden çok daha yüksek dağlara sahipsiniz!) Bu yüzden, belirli bir türe göre pek doğru olmasa da, müzik yaratmaya yönelik bir tutum olduğunu düşünüyorum üstelik bu yaklaşım dünyada kendine çok fazla yer buluyor diye düşünüyorum. Bunların hepsi aslında müzisyene bağlı, birbirlerine ulaşmak ve her yerden müzik dinlemek kolay olduğu için sınırlar artık yıkılıyor. Yani, Nordic ya da Alman ya da Amerikalı, bunların aslında hepsi farklı müzisyenler, farklı sanatçılar ve farklı albümler.

Nazlı Toprak: Müziğin internete yönelmesiyle ilgili genel olarak ne düşünüyorsun?

Matt Eilertsen: İnternet hakkındaki paradoks pratik olarak hepimiz için erişilebilir olması, ancak, yine de bilgiyi bulmak giderek zorlaşıyor. Bilgi miktarı çok büyük, bu yüzden, ne arayacağımızla ilgili ipuçları için hâlâ küratörlere, rehberlere ve arkadaşlara ihtiyacımız var. Kendimizi topraklamak, yavaşlamak ve kişiden kişiye gerçek temas kurmaya ihtiyacımız olduğuna gerçekten inanıyorum. Dikkatimizi çeken çok şey var, hali hazırda bir arkadaşla, bir kitapla, bir konserde birlikte olmak hayati ve önemli. Sanırım, ana akım pop endüstrisinin dışındaki müzisyenler olarak görevimiz ve misyonumuz burada yatıyor.

Nazlı Toprak: Piyanoda Harmen Fraanje ve davulda Thomas Strønen ile üçlünüz onuncu yılında ve Hubro firmasından çıkan önceki iki albümden sonra " And Then Comes The Night" trionun ECM için yaptığı ilk kayıt oldu. ECM ile çalışmak nasıl bir duygu?

Matt Eilertsen: ECM harika bir firma ve aynı vizyona sahip harika bir ekibi var. Firmanın 50 yıllık tarihini kapsayan pek çok fantastik sanatçısı var ve onların parçası olmak bir onur. Müzik yapmaya başladığımdan beri dinleyip sevdiğim albümlerin çoğu ECM kataloğundan çıktı.

Nazlı Toprak: Trio olarak birlikte çalmayı seviyor musunuz? Sizce bunun sağlam temeli nedir?

Matt Eilertsen: Üçümüz arasında karşılıklı anlayış ve derin güven duygusu var. Ne istersen yapabilir ve karşılığında destekleneceğini ve müzikal olarak sarmalanacağını bilirsin. Bu derin güvene sahip olmak benim için gerçekten önemli ve her şeyin ötesinde. Birçok harika müzisyen var ancak bu nitelikleri paylaşacağın çok fazla müzisyen yok ve elbette Herman ve Thoms’un müzikal düşüncelerini enstrümanları üzerinde gerçekleştirmelerini seviyorum.

Nazlı Toprak: Doğaçlama yapmayı seviyor ve diğer müzisyenlerin doğaçlama yapmasına müsaade ediyor musunuz?

Matt Eilertsen: Basçı olarak enstrümanımda yorum yapma ve bazı kararları verme özgürlüğüne izin verilmesi önemli. Bir parçayı veya cümleyi yeniden düzenlemek veya değiştirmek ya da seçmek derin bir özgürlüktür. Tamamen özgür doğaçlama olması gerekmiyor, elbette yazılı müzik çalıyor ve bestecilerin yapmamı istediklerini yapmayı deniyorum. Bu tür bir özgürlüğü grup arkadaşlarıma ve meslektaşlarıma sağlamak önemli. Örneğin Harmen’e ne kadar ya da nasıl çalacağını anlatmak istemiyorum çünkü o çok iyi icracı ve iyi bir müzisyen, bu yüzden, derin arzum, hem besteci hem doğaçlamacı bir müzisyen olarak müzik yapabilmek, bir kıvılcım yaratmak, yaratıcı olmak. Bunlar bana ilham veriyor.

Nazlı Toprak: Yeni bir albüme başlarken odak noktan nedir? Zaman içinde konserlerde gelişen bir melodi koleksiyonuyla mı işe başlıyorsunuz?

Matt Eilertsen: Zamana ve projeye göre değişir. Bazen ne yaptığını belgelemek için stüdyoya girersin. Müziği belirli bir süre içinde veya oturum boyunca ya da doğaçlama bir ruh hali içinde yapmışsındır. Biz bu özel kayıtta stüdyoya açık bir zihinle gittik. İçinde çalışmayı sevdiğimiz unsurları, renkleri, ruh hallerini ve özellikleri biliyoruz. Yanımızda eskizler ve küçük kompozisyonlar getirdik ancak bunları aynısını tıpatıp yapmaya gerek kalmadı. Manfred Eicher’in prodüksüyon kabiliyetini hepimiz kabul ediyoruz ama bu kez stüdyoya girmeden önce ne elde edeceğimizi bilmeden taştan bir şey oymaya çalışmak istedik. Bu büyük bir zorluk ve aynı zamanda kontrolü kaybetmek korkutucudur ama Harmen ve Thomas’a güvenmiştim, bir şey bulacağımızı, altın yaratabileceğimizi biliyordum.

* * *

Bu kayıt biraz bastırılmış, biraz sınırlandırılmış, dışa dönük enerjisi olmayan konsantre bir enerji var ve bunu sevdim, ayrıca, bir albümün her zaman paletin tüm ruh hallerini içeremeyeceğini farkettim, böylece, bir canlı performans trionun diğer yönlerini ve renklerini pekala temsil edebilir. Bir albüm bir düşüş, bir özüne erişme, bir natürmort veya bir ruh halidir. Konserde kendimize farklı yollar ve sapaklar yapma izni verebiliriz. Canlı performansların hazzı ve ayrıcalığı budur.

Nazlı Toprak: “And Then Comes The Night” albümü hakkında “konsantre dinlenmeyi hakeden bir albüm” diye yazıldığını okumuştum ve sen de “bu albümde solo tema nerdeyse hiç çalmıyoruz, daha çok bir nehir ya da heyecanlandıran bir ruh hali gibi” yorumunu yaptın. Bu albümü bize hangi kelimelerle anlatabilirsin?

Matt Eilertsen: Bence başlık gerçekten açıklıyor. Bu bir ruh hali. Sinematik bağlam gibi bir zihin durumu, hiçbir şey anlaşılmasın diye değil, gerçekten, sadece içinde olmak, kendini unutmak, havasına girmek için konsantre olmayı gerektiriyor diyebilirim. Bu niteliklerin günümüzde dikkatin hızla değişmesi, ‘like’lar, çok şeyle aynı anda uğraşma gibi şeyler yüzünden konsantrasyonun dağıldığını düşünüyorum. Bence daha yavaş adımlarla ve aklın dikkatini çekerek konsantre olmaya değer. Evet, görünüşte zor gelebilir ama bir konser dediğin sonuçta günün sadece 60 ya da 90 dakikası, öyleyse, o dakikaları başka bir şeyle meşgul olmadan sadece müziğe odaklanmaya ne dersin?

İstanbul konserine dair

Nazlı Toprak: Türk dinleyicisiyle ilk defa mı buluşacaksın?

Matt Eilertsen: Hayır, bu belki türkiye’deki 8 ya da 9uncu buluşma olacak. Esas olarak İstanbul’da bulundum. İstanbul’u seviyorum. Ne şehir ama... İki kez de Ankara’ya gittim, başka bir yere gitmedim. Bu harika ülkeyi gezmek çok isterim.

Nazlı Toprak: İstanbul konserinde ağırlıklı olarak “And Then The Comes The night” albümünden mi çalacaksınız?

Matt Eilertsen: Evet, bu ve önceki albümden bazı parçaları çalacağız hatta henüz kaydetmediğimiz bazı parçaları da çalacağız. Her zaman doğaçlama yapmayı seviyoruz, ne olacağını görmek için açılacağız. Bir sohbet gibi. Bazı konular var ki oradan konuşmaya başlıyorsunuz ama her zaman nereye varacağını bilmiyorsunuz.

Nazlı Toprak

Cazkolik.com / 03 Ekim 2019, Perşembe


Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

Güzin Yalın Yazdı: İçimizdeki gidivermek dürtüsünde sıra uzak denizlerin ülkesi, hayal adaları Papua ve Borneo`da
Yeni röportaj yayında... Şimdi gel de bu grubu dinleme. Bence orda olun!
Proje nedir?
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» 29. Akbank Caz Festival Röportajı: Nazlı Toprak Matts Eilertsen ile konseri öncesi konuştu. » Nazlı Toprak Röportajı: Müziğin en etkileyici topluluklarından 12 Çellist ile konseri öncesi konuştuk. » Cenk Akyol Röportajı: Oytun Ersan dünyaca ünlü starlarla kaydettiği `Fusiolucious` albümünü anlattı. » 26. İstanbul Caz Festivali Burak Sülünbaz Lars Danielsson röportajı: `Her konser kayalıklardan atlamak gibidir`. » PSM Caz Festivali Özel: 40 yıllık kült topluluk Alan Parsons Project`i Cenk Akyol yazdı » 28. Akbank Caz Festivali Özel: Yeni nesil cazda yeni nesil müzisyen; Nubya Garcia » 25. İstanbul Caz Festivali Özel: Garip, nazik, belirsiz bir mevcudiyet; Benjamin Clementine » Geçen yıl yayınlanmış albümler eşliğinde transglobal müziklerde ilham veren çalışmalar (Albümler yayında) » "Django" filmi efsanevi gitaristin bilinmeyen günlerine, hayatta kalma mücadelesine odaklanıyor. » Festival Portresi: 24. İstanbul Caz Festivali`nde büyük bir caz divasının eve dönüş projesini dinleyeceğiz. » Altmışlarda devrimlerin peşinde koşulurken kimi müzisyenler ruhsal reformun peşindeydi. » Zorlu PSM cazın en önemli divalarından Dianne Reeves`i 18 nisanda ağırlamaya hazırlanıyor. » Hazır önümüz yaz, vizeler de hakikaten kalkacaksa işte Avrupa`nın en iyi 10 caz klübü! » 8 Mart Dünya Kadınlar Günü`nde caz müziğinde kadınların konumuna tarihsel bir bakış açısı. » ECM`in Şubat & Mart`ta yayınlayacağı albümlerinde zengin ses paletleri ve kişisel hikayeler var. » Jazz nedir? Evet, nedir jazz? Bu soruyu ya siz sordunuz ya da size soruldu. Ne cevap veriyorsunuz bilmiyoruz ama Jazz`ın ne olduğu içerde kayıtlı. » "Caz yaşadığın anla ilgilidir. Modern olmak gelecekle değil, şimdiki zamanla ilgilidir." Bunları söyleyen Frank Sinatra, yazan ise Bono... » Doğumlarının 100. yılında Billie Holiday ile Frank Sinatra`nın hayatlarına dair bir mukayeseli anlatım. » Lorraine Gordon dünyanın en önemli caz klübü Village Vanguard`ı gazeteci Barry Singer`a anlattı. » Cazın arka odası, cazın tavan arası... » Cazın `en iyiler` listesinde sıra bu kez basçılarda... » Tüm zamanların en iyi 10 erkek caz şarkıcısı. » Kayahan Bey ile yirmi yıl öncesinden bir » Londra`dan Notlar... Arkadaşımız Filiz Taylan Yüzak Londra Caz Fest.`te izlediği Chucho Valdes konserini Cazkolik için kaleme aldı. » "Göz kırpması gibi anlardan oluşan soyut bir kurmaca bu..." Caz piyanisti ve besteci Ülkem Özsezen yeni albümü "Milliday"i yayınladı. » Charlie Haden`a veda... "Ölümün karşısında söylenebilecek tüm sözler sadece "Palabras!" » New York`da caz müzisyeni olmak nasıl bir şeydir? New York`ta yaşayan basçı Buğra Balcı`dan kısa ve eğlenceli bir video! » Wall Street Journal`in ünlü caz yazarı Marc Myers, Sonny Rollins ile Coleman Hawkins`in "Body and Soul" yorumunu konuştu. » > Avrupa`nın en genç, en yeni, en yaratıcı ve en heyecan verici sanatçıları bu festivalde, festival ayrıntıları haberde. » Best of`ların birbiri ardına yayınlandığı günlerde milenyumun ilk yılına uzanıyoruz, 2000 yılına, yeni bin yılda hangi albümleri baş tacı etmişiz? » Yer: New York, Tarih: 17 Ekim 2013, Mekan: New York`un ünlü Lincoln Center Dizzy`s Club Coca Cola`sı... Gece 23 suları... » Kerem Görsev: "Nota basarak değil, ruhuma hitap ederek çalacak genç müzisyenler arıyorum." » Pazar günü yapılan İKSV Genç Caz seçmelerinde cazın geleceğine dair heyecan verici yeni yetenekler tanıdık. » İstanbul Dünya Caz Günü`nde cazın dünya başkenti oldu... » Uluslararası Caz Günü kutlamaları kapsamında 30 Nisan`da İstanbul`da gerçekleştirilecek konser ve etkinliklere katılacak sanatçılar ve program belli oldu. » Dave Holland ve Pepe Habichuela Flamenco Quintet feat. Josemi Carmona 6 Nisan akşamı 2010 yılında yayınladıkları Hands albümü kapsamında CRR`de konser verecek. » 20. İzmir Avrupa Caz Festivali`nde izleyiciyi modern Avrupa cazına dönük seçkin ve etkileyici konserler bekliyor. » 1992`den 2012`ye: Son 20 yılın en iyi 20 caz albümü listesi... » > 22. Akbank Caz Festivali`ne dair açıklanan ilk beş isim kalplerimizi yerinden hoplatmaya, kulaklarımızı kıskandırmaya, hevesimizi artırmaya yetti... » Haziranda caz başkadır... Akbank Sanat Caz Günleri 7-27 Haziran arasında dünyaca ünlü isimlerin katılacağı 5 konser ve 3 workshop gerçekleştirecek. » Tord Gustavsen`le ilk randevumuz on yıl önce Changing Places ile olmuştu, aradan geçen yıllara rağmen yarın akşam yeniden buluşacağız. » Ghetto, 20 ile 28 Nisan geceleri Tortured Soul ve Movits! ile müzik severleri house ve jazz müziğinin kalbine doğru dansla yoğunlaşan cıvıl cıvıl, enerjik bir yolculuğa çıkartacak... » Geçen yıl yine tam bugünlerde yapılan JAZZ15 Nisan başında başlıyor... » Çeşme-Alaçatı ve jazz iyi hoş da ya izleyici açısından durum nasıldı? » İlk gerçek tutkusu basketbol olan çocuktan cazın yaşayan efsanesine; Randy Weston İstanbul`da... » Jeff Hamilton ile cazın swing kökenli kaynağına yolculuk Nardis`te... » "Love Is A Losing Game"in erkek sesi Sachal Vasandani CRR`ye geliyor... » Caz tarihinin kaydedilen ilk plağı? » > 3 - 17 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek 19. İzmir Avrupa Caz Festivali düzenlenen toplantıyla programını duyurdu. » 2011`de caz vokalin Top 5 ismi ve muhteşem şarkıları notlarıyla yayında... » Caz davulun tarihine adını bagetleriyle kazıyan Paul Motian 80 yaşında öldü. » Latin Grammy ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu... » 2003 Avrupa turnesinden beri `Kayıp Akorlar`ın peşinde olan Steve Swallow ve Carla Bley`i Salon`da izleyeceğiz. » Wayne Shorter`dan milenyumun ötesine taşınan modernizm, Brian Blade`den tam saha pres! » Wayne Shorter Quartet Avrupa turunu 18 Ekim Cemal Reşit Rey konseriyle taçlandıracak. » Yeni sezonu 15 Eylülde açacak Salon Ekim ayı konserleri cazseverleri tahrik edici isimlerle dolu... » Doris Day ile başlayıp Wynton Marsalis`e uzanan, oradan Allan Harris`e uğrayıp ardında taa Hindistan`ı dolanan caz haberleri yolculuğu bir tık`la başlıyor... » 25. İzmir Festivali`nde sahne alan Natalie Cole`u arkadaşlarımız izledi... » Diane Reeves`in `Strings Attached` İş Sanat konserinden yansıyanlar... » The Wall Street, Clint Eastwood ile hayatının tutkusu cazı konuştu... » Grammy`lerden yeni çıkan albümlere kadar dünya cazından son haberler... » İyi ki yapılmış dedirten korsan kayıt. » Caz eğitiminde "yaparak öğrenme" yerine `akademik takdis`. » "Cazı kurtarmak" ama neyden? » Gelişim, caz ve doğaçlama. » Mike Zwerin Aralık ayı başında kaleme aldığı yazısında Barselona Caz Festivali`nden aklına takılanlara dikkati çekiyor... Barselona Caz Festivali ve ciddiyetsiz müzik! » Dave Gelly 23 Kasım 2008`de Observer`da yazdığı yazısında diyor ki; "Bana caz verin, Jamie Cullum değil"
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp