Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.

Evet, sadece kadınların konuştuğu bir kitap çok güzel

Işıl Çalışkan

Fotoğraflar: Arşiv
Yayın Tarihi: 02 12 2019
Değişiklik Tarihi: 03 12 2019 19:35
Bu içerik 1353 defa gösterildi.

Bu kadınların ortak noktaları müzikleriyle kurdukları sıkı bağ.

Müzisyen, radyocu Deniz Koloğlu, ‘Müzikle Yaşayan Kadınlar’ isimli yeni kitabını Cazkolik’e anlattı. Kitapta 23 müzisyen kadına söz veren Koloğlu, “Çalışma boyunca gördüm ki kadınların kimisi kadın kimliğini, cinsiyetini konuşmaktan hiç çekinmiyor hatta üstüne basa basa söylüyor; kimisi artık cinsiyetiyle anılmaktan yorulmuş duymak istemiyor çünkü o sadece müziğini yapmak istiyor; kimisi bu tamlamaların üzerindeki etkisini hiç düşünmediğini söylüyor vs. Ortak cevaplar var, fakat tabii ki herkesin fikri ve gerekçesi kendine has. Tek ortak noktaları müzikleriyle kurdukları sıkı bağ diye anlatıyor.

* * *

Deniz Koloğlu, müziğin ta içinden gelen biri; müzisyen, radyocu ve elbette iyi bir dinleyici. Şimdilerde Kara Plak Yayınları’ndan çıkardığı ‘Müzikle Yaşayan Kadınlar’ isimli söyleşi kitabını okuyucuyla buluşturdu.

* * *

Söz, farklı coğrafyalardan gelen, farklı türlerde müzik yapan, bambaşka hayatlar yaşayan 23 kadın müzisyende. Ortak noktaları ise müziklerine duydukları tutku, aşk… Koloğlu, mikrofonu Ah! Kosmos, Aslı Akıncı, Aslı Kobaner, Ayşe Tütüncü, Başak Yavuz, Ceylan Ertem, Elif Çağlar, Ezgili Kevser, Gaye Su Akyol, Gülay Diri, İlknur Yakupoğlu, Kalben, kim ki o, NADA, Nil Karaibrahimgil, Pİ, Ruşen Alkar, Saadet Türköz, Selen Gülün, Sıla ve Sumru Ağıryürüyen gibi isimlere uzattı. ‘Müzikle Yaşayan Kadınlar’ için müziklerini, nasıl ürettiklerini ve müzik piyasasında kadın olmanın ne demek olduğunu anlattılar. Elbette Koloğlu`nun ufuk açıcı soruları eşliğinde... Koloğlu ile ‘Müzikle Yaşayan Kadınlar’a dair konuştuk.

Işıl Çalışkan

5 okurumuza "Müzikle Yaşayan Kadınlar" kitabını armağan ediyoruz!
5 okurumuza Deniz Koloğlu`nun Kara Plak`tan çıkan kitabını armağan ediyoruz. Katılmak için posta@cazkolik.com adresine ad-soyad-adres bilgilerinizi ve varsa Twitter hesap adınızı bildirin. Katılan okurlarımızın maillerine ayrıntılı bilgi iletilecektir.

Sektörün dayattığı beğeni algısı var!

Işıl Çalışkan: Kadın müzisyen, kadın yazar, kadın sinemacı tamlamaları bu kitabın oluşmasına nasıl katkı sağladı?

Deniz Koloğlu: Kara Plak’tan Koray Löker, kadın müzisyenlerle ilgili bir çalışma yapmak istediklerini söylediğinde ilk olarak “Neden sadece kadın müzisyenler? Kadın sinemacı, kadın şair vs. dedikçe bu ayrımı beslemiyor muyuz?” demiştim. Hem etrafımdan hem de kendi deneyimimden biliyorum ki ana akımda veya bağımsız müzik sahnesinde müzik yapmanın zorluğu sadece cinsiyetten kaynaklanmıyor. Bir de meslek ve uğraşlarımızın başına “kadın” eklenmesinden ben de çoğu kadın gibi hoşlanmıyorum. Bunun üzerine Koray da kimsenin kadınlara müziklerini nasıl yaptıklarını sormadığını, bunu öğrenmek istediklerini söylemişti. Meğer o müziği konuşma kültüründeki, müzik tarihi yazımındaki başka bir noksanlıktan bahsediyormuş. Bu sefer aynı hızla ona hak verirken buldum kendimi. Hatta bir kadın olmama rağmen ilk olarak neden böyle tepki verdiğimi düşünmeye başladım. Benim için çok aydınlatıcı bir süreçti... Çalışma boyunca gördüm ki kadınların kimisi kadın kimliğini, cinsiyetini konuşmaktan hiç çekinmiyor hatta üstüne basa basa söylüyor; kimisi artık cinsiyetiyle anılmaktan yorulmuş duymak istemiyor çünkü o sadece müziğini yapmak istiyor; kimisi bu tamlamaların üzerindeki etkisini hiç düşünmediğini söylüyor vs. Ortak cevaplar var, fakat tabii ki herkesin fikri ve gerekçesi kendine has. Tek ortak noktaları müzikleriyle kurdukları sıkı bağ. Zira teklifte bulunduğum müzisyen kadınların çoğunluğu -29’a 23- “Amacımız, müziğiniz ve müzik üzerine konuşmak” dediğimde çalışmanın parçası olmayı neredeyse hiç tereddüt etmeden kabul etti.

Müzikle yaşayan kadınlar

“Müzisyen kadın” demeye gayret ediyorum

Işıl Çalışkan: Nasıl bir çıkarımda bulundunuz bu noktada?

Deniz Koloğlu: Sıkça başvurulan ve aslında bir çarpıklığın, noksanlığın, ayrımcılığın göstergesi olan “kadın müzisyen” tamlaması kitabın gerçekleşmesine vesile olmasının haricinde müzisyenlerle kullanım biçimi ve işlevi açısından masaya yatırdığımız bir tamlamadan ibaretti. Biz müzik konuştuk. Bu arada Ayşe Tütüncü’den esinle artık, illa cinsiyet belirtmem gerekiyorsa ağız alışkanlığımı kırarak “müzisyen kadın” demeye gayret ediyorum; böylece kadın cinsiyetinde bir insanın neyle meşgul olduğunun altını çizmiş oluyoruz.

Işıl Çalışkan: Bu 23 müzisyen kadın olmalarının dışında hangi noktada buluştular? İsimler neye göre belirlendi?

Deniz Koloğlu: Ana kriter bu müzisyenlerin kendi müziklerini yapıyor olmaları. Kimisi şarkı sözünü kendisi yazarak; kimisi hem bestesini hem şarkı sözünü kendi yazarak; kimi kendi prodüktörlüğünü yaparak; kimi bir geleneği sürdürerek...

Işıl Çalışkan: Ama bu isimler daha çok şarkıcı kimlikleriyle tanınan isimler değil mi? Şarkıcı kimlikleri prodüktör veya aranjör kimliklerinin önüne geçiyor hatta küçük bir kesim tarafından biliniyor demek yanlış olmaz sanırım.

Deniz Koloğlu: Açıkçası kitapta yer alan isimler arasında şarkıcı kimliği öne çıkanlar çoğunlukta değil. Saha araştırmasında da buna odaklanmadım zaten. Dediğim gibi ana kriter bu müzisyenlerin kendi müzikal üretimlerine hakim veya müdahil olmalarıydı. Bir de sanırım burada algıda bir seçicilik söz konusu. Sorularımın arasında müzisyenlere yönelttiğim hususlardan biriydi bu, kadının vitrine hapsedilmesi olgusu, kaba tabiriyle “Kadın şarkı söyler” beklentisi... Elif Çağlar’dan bir örnek vereyim: “Mesela şu tür yorumlara dayanamıyorum: ‘Elif Çağlar her zamanki enerjisi ve güler yüzüyle yine kıpır kıpır şarkılarla karşımızda…’ O kadar albüm yaptım ve neredeyse hiç kimse ‘Bu kadın aynı zamanda bu albümlerin aranjmanlarını da yapmış, prodüktörlüğüyle de uğraşmış,’ demedi. En fazla şarkıları yazmamla ilgili yazdılar.” Elif, kendi müziğini şarkı söyleyerek dinleyiciyle buluşturuyor olabilir fakat vurgulamak istediği yönü bu değil. Elif Çağlar’ın müziğinin bir bütün olarak algılanmasını arzuladığından eminim. Çünkü bence kendisi müziğine ve hatta müziğe öyle yaklaşıyor.

Işıl Çalışkan: Türkiye’de kadın mevzusu açıldığında da önce konuşan erkekler oluyor. Meclis bunun somut örneği. ‘Müzikle Yaşayan Kadınlar’ bu duruma da bir tepki olarak değerlendirilebilir mi?

Deniz Koloğlu: Buna bir tepki olarak değil de, örgüsünde kadınların anlattıklarının, deneyimlerinin, gözlemlerinin, fikirlerinin, duygularının da olduğu bir müzik tarihini yazma girişimi olarak bakabiliriz. Tabii cinsiyetlerden bağımsız, müziği ve müzik kültürünü konuşma, tartışma kültürüne bir katkısı da olmasını ümit ederek. Burada ‘kim ki o’ grubundan Berna Göl’ün bir ifadesini alıntılamak isterim: “Aslında bir sürü kadın icracı var. Bir sürü kadın da yıllardır müzik yapıyor. Kadınların konuştuğu bir kitapta erkeklerin sorunlarının dışlanacağının düşünülmesi, bunun başka bir dinamik yaratacağının düşünülmemesi gibi “Kadın sadece şarkı söyler,” mantığı da aslında her şeye ters! Ve bunu yapanın da, elbirliği etmişcesine herkes olduğunu düşünüyorum. İnsanlığın bu inkâr hastalığı bana göre birçok sorunu tanımlıyor ve bu durum görünür değil. Dolayısıyla bunu konuşuyor ve tartışıyor olmamız gerekiyor. Gerçek olan bu. Hepsi birbirine bağlanıyor. Dolayısıyla ben bayağı netim: Evet, sadece kadınların konuştuğu bir kitap çok güzel!”

İcraatlarına rağmen görünmez kılınıyorlar

Işıl Çalışkan: Sizin sorunuzu ben size yöneltmek isterim. Sizce müzik sektörü erkek egemen mi?

Deniz Koloğlu: Mekân sahiplerine, yöneticilerine, radyo çalışanlarına, müzik direktörlerine, plak şirketi direktörlerine, sahiplerine, kayıt stüdyosunda mikser başında oturan teknisyenlere, ses mühendislerine, kompozitörlere, prodüktörlere, müzik yazarlarına, eleştirmenlerine vs. şöyle bir baktığımızda erkek insanların çoğunlukta olduklarını rahatlıkla görebiliriz. Buna karşılık emeklerine, icraatlarına rağmen görünmez kılınan kadın insanlar var. Bir de kadınlara uygun görülen şarkıcılık, piyanistlik veya çellistlik gibi icra alanları var. Ama bateristlik, orkestra şefliği, bestekarlık için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Bu söylediklerimi tabii ki istatistik verilerle doğrulamak gerekir. Fakat basit bir web araştırmasıyla, müzik kitaplarıyla, müzik tarihi okumasıyla en azından “görünürde” neler olduğunu hızlıca anlayabiliriz. Selen Gülün’ün kitapta bahsettiği “gatekeeping” mevhumu: “Mesela sana şimdi dünyadaki iyi, meşhur saksafoncu kızları sorsam aklına zart diye bir tane gelmez. Ama o kadar çok muhteşem kadın saksafoncu var ki! Bu mevzu çok kademeli. Bir kadına daha en başta zaten yapamayacağını söyleyip bu konudaki direncini kırıyorlar. Bir kadının bir enstrümanı ustaca kullanma potansiyelinin, kendini bir müzik aletiyle ifade etmesinin önü tıkanıyor. `Gatekeepers` da ikinci kademesi. Mesela senin kadın saksafoncu veya trompetçi isimleri bilmeni engelliyor ya da onların albümünü ilk 10’a çıkarmıyor. Olaylar çok karmaşık ama artık değişiyor çünkü insanlar bu gatekeeping’e uyandı.”

Işıl Çalışkan: Bu erkek egemenlik durumunun aşılması için nasıl önerileriniz olur?

Deniz Koloğlu: Bunun cevabını tam olarak ben de bilmiyorum. Sanırım örgütlenmek birincil yöntem olabilir.

Başka dinamiklerin olduğu bir yerde idealist olmak epey zor

Işıl Çalışkan: Kesinlikle çok gerekli. Müzisyenlerin bir sendikası yok değil mi?

Deniz Koloğlu: Mesela Ceylan Ertem bundan yakınıyordu: “Sendikamız yok ve olmadığı sürece bu böyle devam edecek. Ceylan çalmazsa Mabel çalar, Mabel çalmazsa Gaye çalar ve yürür o iş. Tabii ki arkadaş olarak “Şöyle bir durum var çalmayın,” dediğim zaman onlar çalmazlar ama bunu ben yapmamalıyım, bir sendika yapmalı. Oyuncuların, seslendirme sanatçılarının sendikalarına o kadar özeniyorum ki bazen. Biz böyle cahil gibi takılıyoruz. Hani kafamız çalışıyordu, hani hep beraberdik, hani bir olmak çok iyi bir şeydi. Bana yapılanları ‘Eyvallah’ deyip geçtim ama şu an yolun başında olan çok yakın arkadaşlarım var, onlara yapılanları gördükçe...” Birine yapılan haksızlığa sessiz kalmak diğer haksızlığın olmasına zemin yaratıyor. O yaralı alanın şifalanmasına engel oluyor. Birlik duygusu inşa edilmediği müddetçe biz istediğimiz kadar yazalım çizelim, nefes tüketelim bir anlamı olmayacak. Bir sürü başka dinamiğin üzerine kurulu bir sektörde idealist olmak epey zor, cesaret ve dirayet istiyor. Ayrıca bütüncül bakabilmek, bir vizyon geliştirmek, tabir caizse uyanık olmak ve de çok çalışmak lazım.

Işıl Çalışkan: Söyleşileri yaparken hassasiyetleriniz neler oldu?

Deniz Koloğlu: Ben sırasıyla, sıkı bir müzik dinleyicisi, tecrübeli bir müzik dinleticisiyim ve de amatör olarak müzik yapmış biriyim. Bu birbiriyle temas içindeki üç alanda vakit geçirmiş olmamın soruları hazırlarken çok büyük faydasını gördüm. Konuya hem içerden hem de dinleyici koltuğundan bakabildim. Söyleşilerin bir kitapta derlenecek olmasından dolayı soruların özellikle zamansız olmasına gayret ettim. Zira merak ettiğim müzisyenlerin tane tane ne yaptıkları değil müziklerini yapış biçimleriydi ya da üretim sürecinde neler yaşadıklarıydı veya yaşadıklarının üretim biçimlerine ve ürettiklerine nasıl yansıdığı idi vb. Bu söyleşiler müzisyen kadınlarla yapılmış olabilir fakat aslında bu çalışmayla bir yandan da Türkiye’nin yakın müzik tarihine, müzik kültürüne va hatta sektörde müzisyenlerin kendini nasıl konumlandırdığına dair bir fikrimiz de olsun istedim, ki bence öyle de oldu. En basitinden ben bir sürü bilgi edindim ve başkalarının da bu bilgilerden faydalanacağına inanıyorum.

Işıl Çalışkan: Bu kitap müzik gazetecileri için de çok güzel bir kaynak. Hem keyifli hem ufuk açıcı...

Deniz Koloğlu: Çok sevindim bunu duyduğuma.

Işıl Çalışkan: Söyleşilerde sizi şaşırtan bir şey oldu mu?

Deniz Koloğlu: En şaşırtan, en sevdiğim, en üzüldüğüm, en güldüğüm... Bu ifadeleri kullanmaktan imtina ediyorum. Her söyleşinin yeri bende ayrı ve bulunduğum konum -kendimce “hisli kaydedici” diyorum buna- hem herkesi aynı yoğunlukta hissetmemi hem de herkese aynı sıcaklıkla sarılmamı gerektirdi hatta bunu tarafsız bir şekilde yapmam icab etti. İşin tuhafı bunu yaparken hiç zorlanmadım. Her biri biricik olan söyleşilerden oluşan bir “bütün” bu kitap.

Işıl Çalışkan: Müzik eleştirmenliği konusunu da birçok müzisyene sormuşsunuz. Ben bunun sizdeki cevabını merak ediyorum. Sizce Türkiye’deki müzik eleştirmenliği yeterli seviyede mi? Müziğe fayda sağlayacak seviyede mi?

Deniz Koloğlu: Bu kitaptaki müzisyenleri belirlerken bir diğer kriter de kendilerine yeterince mikrofon uzatılmamış veya uzatıldığında müziklerini yapış biçimleri gerçek manada merak edilmemiş müzisyenlere ulaşmaktı. Bu kriter bir yana dursun sorunuza cevaben; müzisyenlerin müziklerine dair bilgi edinmek istediğimde müziklerine dair eleştirel bir yazıya ulaşamamış olmam -23 müzisyenden bahsediyoruz- bence anlamlı bir gösterge.

* * *

Kitaptaki çoğu müzisyen de birkaç kişi haricinde müzik eleştirmeni ve yazarı olmadığı ortak fikrinde: Beğendim, beğenmedim bildiriminin ötesine geçmeyen; beğendiyse niye beğendiğini, beğenmediyse niye beğenmediğini anlatmaya zahmet etmeyen; aslında belki de müziğe teknik olarak hakim olmayan kalemler çoğunlukta. Müzik yazılarının çoğunlukla sadece tanıtım içerikli, o tanıtımların çoğunun da “copy paste” olarak çoğaltılmış içeriğin ötesine geçmediğinden şikayetçiler.

‘Sektör tarafından dayatılan bir beğeni algısı var

Işıl Çalışkan: Müziği anlama kültüründeki eksikliğin altında yatan sebepler neler sizce?

Deniz Koloğlu: Müziği anlama değil de dinleme kültüründen bahsedebiliriz belki. Çünkü bence anlamaktan önce dinlemek, hissetmek ve sevmek geliyor. Dinleme kültürünü okuyabilmek için de müziğin evlerdeki konumundan tutun da, müzisyenin toplum içindeki algılanışına kadar bir sürü farklı alana bakılması gerekir. Mesela sektör tarafından dayatılan bir beğeni algısı var. Bir de Berna Göl’ün şöyle bir tespiti vardı: “Bence Türkiye’de hepimize sinmiş olan genel bir güvensizlik hissi var. Kendimi de eleştirebilirim bu konuda; başka birinin referansı olmadan bir şeyi sevmeye dair korku duymak. Özellikle organizatör seviyesine çıkınca doğal olarak bu korku artıyor. Çünkü insanlara hitap edecek bir şey seçmesi lazım. Bizim gibi bir örnekte de, yani başka bir yerden onay almış bir müziğin kabul görme ihtimali de yüksek olduğu için bir anda insanların tavırları ve davranışları çok değişiyor.” Bu özgüven noksanlığı tespitine ben de katılıyorum.

* * *

Müziğin dijital ortamlarda üretilmesi ve dinlenmesi, teknolojik imkânların çeşitlenmesi müzik dinleme kültürünü de, üretim biçimlerini, alışkanlıklarını değiştiriyor ve dönüştürüyor, orası kesin. Bu gidişatı olumlu bir dönüşüme çevirmenin bence en iyi yöntemi yorulmadan, bıkmadan, yüksünmeden üretmek. Selen Gülün’ün tabiriyle “Sen üretip bırakacaksın”. Üretim dinleyiciyi de evirecektir. Şöyle hayal edelim; bir mahallede içinden müzik yükselen hane sayısı arttıkça o mahallenin rengi de değişir, çoğalır öyle değil mi?

Yükselen müziklerin çeşitliliğine dair fikir vermek istedim

Işıl Çalışkan: Caz dünyasından da birçok isme mikrofon uzatmışsınız kitabınızda. Elif Çağlar, Ayşe Tütüncü, Başak Yavuz, Selen Gülün gibi. Bu isimleri neye göre seçtiniz? Nasıl bir kurgu tasarladınız?

Deniz Koloğlu: Öncelikle bu seçkiyi kişisel bir izlek üzerinden kurgulandığımı söylemeliyim. Matbu bir iş olduğu için seçme eyleminden bulunmam gerekiyordu. Müzik alanlarındaki tecrübe ve birikimlerime güvenerek, bolca araştırarak, dinleyerek müzikleriyle sıkı bağlarını açıkça gözlemleyebildiğim müzisyenlere gittim. Hep söylüyorum, bu seçme eyleminde mahcubiyet bana eşlik eden duygulardan biriydi çünkü biliyorsunuz, kitabın dışında kalan bir sürü müzisyen var... Türkiye’den yükselen müziklerin çeşitliliğine dair fikir veren bir tablo oluşturmak istedim. Sözü veya müziğiyle kendi müziğini üreten insanların faaliyet çokluğuna göre bir gruplama yaptım. Caz alanında ise bu sayı epey kabarık. Bu yoğunlaşma da onun göstergesi.

Işıl Çalışkan: Üretim sıklığı olmasına rağmen ana akım medyanın çok yer vermemesi konusunda neler söylersiniz?

Deniz Koloğlu: Ana akımı belirleyen dinamikler, dinleme kültürünü güdükleştiren piyasa... Başak Yavuz’un tüm bunları iyi özetleyen bir anekdotuyla bitireyim: “[...] piyasa genel olarak halkı küçümsüyor, halk bu müzikten anlamaz, bu müzik fazla sofistike gibi önyargılar söz konusu. Bu durum yapımcılardan müzisyenlere, konser mekânlarından organizatörlere ve sonucunda dinleyicilere ulaşan müziği/sanatı etkiliyor. Bir gün ana akım bir radyoda, ana akım bir saatte çıktım. Ulusal yayındı ve Türkiye’nin dört bir yanından mesajlar, tweet’ler geldi. O zaman ben de fark ettim ki aslında insanlar bu müziği beğeniyor ama biz onlara ulaşamıyoruz. Aslında kulaklarımız iyi müziğe çok âşinâ. ‘Benim müziğimi anlamıyorlar,’ diyen kibirli müzisyenlere kızıyorum. Senin müziğini duymuyorlar hocam, çünkü ulaştıramıyoruz! Arada büyük engeller var. Yurt dışında da müzik manipüle ediliyor. Bu insanlara ne oldu da 1960’ta Paul Simon’un çok modülasyonlu müziğini dinlerken şimdi dinlemiyorlar? 1920’de caz müziği popülerdi de biz 2000’lerde gerizekâlılaştık mı? Cole Porter’ın şu an sadece caz sahnesinde çaldığımız parçasını o zaman dinleyip dans ediyordun, şimdi ne oldu?”

Işıl Çalışkan

Cazkolik.com / 02 Aralık 2019, Pazartesi

Deniz Koloğlu


Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

Akıllı müziksever, akılsız müziksever?
Büyük sanatçının son 10 yılı...
Melting Pot; Müzikal kültürleri eritme potası
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Deniz Koloğlu "Müzikle Yaşayan Kadınlar" kitabını arkadaşımız Işıl Çalışkan`a anlattı. » Işıl Çalışkan Röportajı: Baba Zula: "Amerika`dan Afrika`yı çıkardığın zaman caz bir hiçtir" » Cenk Akyol Röportajı: Oytun Ersan dünyaca ünlü starlarla kaydettiği `Fusiolucious` albümünü anlattı. » 26. İstanbul Caz Festivali Burak Sülünbaz Lars Danielsson röportajı: `Her konser kayalıklardan atlamak gibidir`. » 28. Akbank Caz Festivali Özel: Yeni nesil cazda yeni nesil müzisyen; Nubya Garcia » 25. İstanbul Caz Festivali Özel: Garip, nazik, belirsiz bir mevcudiyet; Benjamin Clementine » Geçen yıl yayınlanmış albümler eşliğinde transglobal müziklerde ilham veren çalışmalar (Albümler yayında) » "Django" filmi efsanevi gitaristin bilinmeyen günlerine, hayatta kalma mücadelesine odaklanıyor. » Festival Portresi: 24. İstanbul Caz Festivali`nde büyük bir caz divasının eve dönüş projesini dinleyeceğiz. » Altmışlarda devrimlerin peşinde koşulurken kimi müzisyenler ruhsal reformun peşindeydi. » Zorlu PSM cazın en önemli divalarından Dianne Reeves`i 18 nisanda ağırlamaya hazırlanıyor. » Hazır önümüz yaz, vizeler de hakikaten kalkacaksa işte Avrupa`nın en iyi 10 caz klübü! » 8 Mart Dünya Kadınlar Günü`nde caz müziğinde kadınların konumuna tarihsel bir bakış açısı. » ECM`in Şubat & Mart`ta yayınlayacağı albümlerinde zengin ses paletleri ve kişisel hikayeler var. » Jazz nedir? Evet, nedir jazz? Bu soruyu ya siz sordunuz ya da size soruldu. Ne cevap veriyorsunuz bilmiyoruz ama Jazz`ın ne olduğu içerde kayıtlı. » "Caz yaşadığın anla ilgilidir. Modern olmak gelecekle değil, şimdiki zamanla ilgilidir." Bunları söyleyen Frank Sinatra, yazan ise Bono... » Doğumlarının 100. yılında Billie Holiday ile Frank Sinatra`nın hayatlarına dair bir mukayeseli anlatım. » Lorraine Gordon dünyanın en önemli caz klübü Village Vanguard`ı gazeteci Barry Singer`a anlattı. » Cazın arka odası, cazın tavan arası... » Cazın `en iyiler` listesinde sıra bu kez basçılarda... » Tüm zamanların en iyi 10 erkek caz şarkıcısı. » Kayahan Bey ile yirmi yıl öncesinden bir » Londra`dan Notlar... Arkadaşımız Filiz Taylan Yüzak Londra Caz Fest.`te izlediği Chucho Valdes konserini Cazkolik için kaleme aldı. » "Göz kırpması gibi anlardan oluşan soyut bir kurmaca bu..." Caz piyanisti ve besteci Ülkem Özsezen yeni albümü "Milliday"i yayınladı. » Charlie Haden`a veda... "Ölümün karşısında söylenebilecek tüm sözler sadece "Palabras!" » New York`da caz müzisyeni olmak nasıl bir şeydir? New York`ta yaşayan basçı Buğra Balcı`dan kısa ve eğlenceli bir video! » Wall Street Journal`in ünlü caz yazarı Marc Myers, Sonny Rollins ile Coleman Hawkins`in "Body and Soul" yorumunu konuştu. » > Avrupa`nın en genç, en yeni, en yaratıcı ve en heyecan verici sanatçıları bu festivalde, festival ayrıntıları haberde. » Best of`ların birbiri ardına yayınlandığı günlerde milenyumun ilk yılına uzanıyoruz, 2000 yılına, yeni bin yılda hangi albümleri baş tacı etmişiz? » Yer: New York, Tarih: 17 Ekim 2013, Mekan: New York`un ünlü Lincoln Center Dizzy`s Club Coca Cola`sı... Gece 23 suları... » Kerem Görsev: "Nota basarak değil, ruhuma hitap ederek çalacak genç müzisyenler arıyorum." » Pazar günü yapılan İKSV Genç Caz seçmelerinde cazın geleceğine dair heyecan verici yeni yetenekler tanıdık. » İstanbul Dünya Caz Günü`nde cazın dünya başkenti oldu... » Uluslararası Caz Günü kutlamaları kapsamında 30 Nisan`da İstanbul`da gerçekleştirilecek konser ve etkinliklere katılacak sanatçılar ve program belli oldu. » Dave Holland ve Pepe Habichuela Flamenco Quintet feat. Josemi Carmona 6 Nisan akşamı 2010 yılında yayınladıkları Hands albümü kapsamında CRR`de konser verecek. » 20. İzmir Avrupa Caz Festivali`nde izleyiciyi modern Avrupa cazına dönük seçkin ve etkileyici konserler bekliyor. » 1992`den 2012`ye: Son 20 yılın en iyi 20 caz albümü listesi... » > 22. Akbank Caz Festivali`ne dair açıklanan ilk beş isim kalplerimizi yerinden hoplatmaya, kulaklarımızı kıskandırmaya, hevesimizi artırmaya yetti... » Haziranda caz başkadır... Akbank Sanat Caz Günleri 7-27 Haziran arasında dünyaca ünlü isimlerin katılacağı 5 konser ve 3 workshop gerçekleştirecek. » Tord Gustavsen`le ilk randevumuz on yıl önce Changing Places ile olmuştu, aradan geçen yıllara rağmen yarın akşam yeniden buluşacağız. » Ghetto, 20 ile 28 Nisan geceleri Tortured Soul ve Movits! ile müzik severleri house ve jazz müziğinin kalbine doğru dansla yoğunlaşan cıvıl cıvıl, enerjik bir yolculuğa çıkartacak... » Geçen yıl yine tam bugünlerde yapılan JAZZ15 Nisan başında başlıyor... » Çeşme-Alaçatı ve jazz iyi hoş da ya izleyici açısından durum nasıldı? » İlk gerçek tutkusu basketbol olan çocuktan cazın yaşayan efsanesine; Randy Weston İstanbul`da... » Jeff Hamilton ile cazın swing kökenli kaynağına yolculuk Nardis`te... » "Love Is A Losing Game"in erkek sesi Sachal Vasandani CRR`ye geliyor... » Caz tarihinin kaydedilen ilk plağı? » > 3 - 17 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek 19. İzmir Avrupa Caz Festivali düzenlenen toplantıyla programını duyurdu. » 2011`de caz vokalin Top 5 ismi ve muhteşem şarkıları notlarıyla yayında... » Caz davulun tarihine adını bagetleriyle kazıyan Paul Motian 80 yaşında öldü. » Latin Grammy ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu... » 2003 Avrupa turnesinden beri `Kayıp Akorlar`ın peşinde olan Steve Swallow ve Carla Bley`i Salon`da izleyeceğiz. » Wayne Shorter`dan milenyumun ötesine taşınan modernizm, Brian Blade`den tam saha pres! » Wayne Shorter Quartet Avrupa turunu 18 Ekim Cemal Reşit Rey konseriyle taçlandıracak. » Yeni sezonu 15 Eylülde açacak Salon Ekim ayı konserleri cazseverleri tahrik edici isimlerle dolu... » Doris Day ile başlayıp Wynton Marsalis`e uzanan, oradan Allan Harris`e uğrayıp ardında taa Hindistan`ı dolanan caz haberleri yolculuğu bir tık`la başlıyor... » 25. İzmir Festivali`nde sahne alan Natalie Cole`u arkadaşlarımız izledi... » Diane Reeves`in `Strings Attached` İş Sanat konserinden yansıyanlar... » The Wall Street, Clint Eastwood ile hayatının tutkusu cazı konuştu... » Grammy`lerden yeni çıkan albümlere kadar dünya cazından son haberler... » İyi ki yapılmış dedirten korsan kayıt. » Caz eğitiminde "yaparak öğrenme" yerine `akademik takdis`. » "Cazı kurtarmak" ama neyden? » Gelişim, caz ve doğaçlama. » Mike Zwerin Aralık ayı başında kaleme aldığı yazısında Barselona Caz Festivali`nden aklına takılanlara dikkati çekiyor... Barselona Caz Festivali ve ciddiyetsiz müzik! » Dave Gelly 23 Kasım 2008`de Observer`da yazdığı yazısında diyor ki; "Bana caz verin, Jamie Cullum değil"
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp