Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Silva Quartet

Sanatçı: Klarnet: Merve Nuvasil / Obua: Beste Özensoy / Flüt: Duygu Kozak / Fagot: Hande Everes
Mekan: Yeldeğirmeni Sanat, Rasimpaşa Mah. İskele Sok. No: 43/1, Yeldeğirmeni, Kadıköy (Tel: 0 216 337 0058)
Tarihi: 18 Ocak.2020
Saat: 20:00
Web Adresi: http://kultursanat.kadikoy.bel.tr
Etkinlik Bilgisi : Silva Quartet, ülkemizin dört kadın müzisyenden oluşan ilk ve tek üflemeli quartet grubudur. Grup, 2010 yılında bir araya gelerek, adını Latince ?Orman? kelimesinden almıştır. Klasik batı müziği ile Türk müziği, tango, film müzikleri ve popüler müziği sentezleyerek kendilerine ait bir müzik tarzı ortaya çıkartmaktadır. Ulusal ve Uluslararası platformlarda konserler veren grubun en büyük amacı; kendi müziğini tanıtmak ve Türkiye?yi en güzel şekilde temsil etmektir. Bilet Fiyatları: Tam 40 TL, Öğrenci ve İndirimli 20 TL.


Yahya Dai Quintet

Sanatçı: Yahya Dai (sax/ewi/perc), Barış Mert Peker (p), Tümer Uluçınar (g), Enver Muhamedi (b), Ekin Cengizkan (d)
Mekan: The Badau, Akasya (Rez: 0 532 306 4334)
Tarihi: 18 Ocak.2020
Saat: 21:30
Web Adresi: https://www.facebook.com/events/7
Etkinlik Bilgisi : Giriş: 50 TL. Ankara doğumlu Yahya Dai`nin 1974 yılında soprano blok flüt ile başlayan müzik hayatı 1981?de alto saksofon ve ilerleyen yıllarda tenor saksofon, soprano saksofon, bariton saksofon, yan flüt ve EWI (elektrik nefesli enstrüman) ile devam etti. Ankara`da uzun bir dönem Tuna Ötenel ile birlikte çalışan Yahya Dai, İstanbul?a yerleştikten sonra yerli, yabancı pek çok grupla sahne aldı, albüm kayıtlarında çaldı. 2011 yılında Ümitvar Mavi adlı albümü kaydetti. Bu gece oldukça renkli bir repertuar ile sizlerle olacaklar.


Flapper Swing

Sanatçı:
Mekan: Bouch Jazz ( Levent Mahallesi Lilyum Sok. no:2 Beşiktaş / La Boucherie) Rez: 0 532 135 35 55
Tarihi: 18 Ocak.2020
Saat: 21:30
Etkinlik Bilgisi : İstanbul`un yeni caz klubü Bouch Jazz`da bu akşam Flapper Swing var.


 
Popüler Gündem

Bobby McFerrin son albümü "VOCAbuLarieS"i caz şarkıcısı, besteci, şair ve eğitimci Nora McCarthy`e anlatıyor...

 8048 defa okundu. Yorum Ekle      Yorumları Oku  Önceki   |   Sonraki  

Ortalarına geldiğimiz Kasım ayının bir kaç gün öncesinde, tam olarak tarih vermek gerekirse 12-13 Kasım da, New York’un ünlü Lincoln Center-The Rose Theater salonunda günümüzün en önemli bir kaç vokal virtüözünden biri olan, hatta pek çoğumuza göre başında gelen, tam 10 Grammy ödüllü Bobby McFerrin son albümü “VOCAbuLarieS”i içeren konserler verdi. Bu yoğun ve karmaşık proje caz eleştirmenleri tarafından ’choral’ müzik açısından çığır açıcı yeni bir gelişme olarak tanımlandı. Münih, Prag, Viyana, San Fransisko, Londra konserleri, festivallerde verilen konserlerin hepsi, her yerde son sandalyesine kadar tüm biletler satıldı.

VOCAbuLarieS” albümündeki her bir bestenin sahip olduğu işitsel ihtişam ve teknolojik mükemmelliğe ulaşması tam 7 yıl sürdü. Olağanüstü değerli bulduğum bu projenin konserine Rose Theatre’da şahit olmak benim için çok heyecan verici bir deneyim olacak. Konser (performans demek daha doğru olacak) Bobby McFerrin’in izleyici etkileşimli alamet-i farikası olan solo çalışmalarını içeriyor.

İnsan düşünmeden edemiyor, peki böylesi bir motivasyonun ve müziğin sahibi, konserlerinde izleyicilerin kalbine yalınlıkla dokunmayı bilen, dinleyenlerin kendileriyle iletişim kurmaları için açık kalplilikle yaklaşmalarını sağlayan bu saf enerjinin arkasındaki adam kim diye. Benim için bu seçkin sanatçı ile görüşmek başlı başına bir onur oldu. Daha görüşmemizin en başında dahi anladım ki Bobby McFerrin barışın, huzurun, doğruluk ve mutluğun olduğu yerde kendini tümüyle yeniden üretebilmiş biriydi. Bir önemli detay var ki bulunduğu yerde olabilmek ve daha önemlisi orada kalabilmek sürekli çalışma ve özveri isteyen bir iş, bu da McFerrin gibi biri için hayatın ta kendisi demektir.

Bobby McFerrin 1997 tarihli "Circlesongs" isimli albümünün kitapçığında şöyle diyordu; "Ben klasik olanın dışında, ’sözcükler olmayan kelimelerle’ şarkı söylerken bir değil adeta bin farklı şarkı söylermişim gibi hissederim hep, bunun nedeni ise insanların bu şarkıları dinlerken sözcüklerin anlamlarının ötesinde şarkılara kendi hikayelerini katıyor olmalarının getirdiği zenginliktir." Böyle diyordu, ben de inanıyorum ki bir şarkıcı tıpkı Bobby McFerrin gibi biri örneğin "Circlesongs" albümünde spontane olarak yaptığı gibi kelimelerin kalplerden kalplere iletişim kurabileceğine inanırsak, böylesi bir etkiye sahip olan bir şarkıcı Nobel ödülüne dahi aday olabilir. İnsanları böylesine bir araya getirebilen bir çalışma yine insanlar arasındaki dinsel, ırksal, politik, ulusal ve sosyal tüm engelleri kaldırmaya faydası olabilir. Buna inanıyorum... Onun mükemmel bir sanatçı olması onun aynı zamanda mükemmel bir insan olduğunun da kanıtıdır.

McFerrin, söylediği parçaların ritmik ve armonik bölümlerini de kendisi doldurmakta, bunu yaparken o anda elinin altında olan mevcut her şeyi kullanıyor. Bu bile kendisi için ayrı bir yaratıcı süreç. Bu anlamda meseleyi görebilirsek eğer, McFerrin’in sesiyle yaptığı şeyleri caz tarihinde herhangi bir enstrüman çalandan çok daha farklı bir yere koymamız ve bir ses simyacısı olarak görmemiz lazım.

Bobby McFerrin ile konuşmak tıpkı eski bir dostla konuşmak gibiydi; Sıcak, samimi ve nazik, yapmacıklık ve ego sürüklemesi olmaksızın sadece yaptığı albümleri dinleyerek, sahne performanslarına hayran olarak onun kim olduğunu, neden bunca önemli ve büyük bir müzisyen olduğunu anlamak çok hoştu. Ferrin’i şarkıcı, müzisyen, şef, besteci, doğaçlamacı, aranjör ve şaşırtıcı becerilere sahip biri olarak sahnede kim izlese aynı hayranlığa sahip olacağına ve yenilikçi, yadsınamaz olduğu konusunda bana hak vereceğine inanıyorum. Önümüzdeki günlerde büyük sanatçı Bobby McFerrin’in Rose Theatre’da vereceği konserde, usta isim son albümü “VOCAbuLarieS”de sergilediği yaratıcılığını, doğaçlamadaki büyük ustalığını, sahip olduğu güçlü duygusallık, onu daha da büyüten içtenliği ve tevazusunu doğrudan sahnede izleme şansımız olacak. Bu konserden öğreneceğimiz çok şey olacağına inanıyorum.

Nora McCarthy


Bobby McFerrin: "Konser anında elimin

altındaki her şeyi kullanırım. Anlık gelişen

her şey doğaçlama için iyi bir malzemeden

ibarettir."

Nora McCarthy: Bobby, yeni konserin (Cazkolik notu: Konser kelimesinin yanına performans kelimesini de eklemek doğru olacak çünkü malumunuz McFerrin’in konserleri sıradan sahne - şarkı icralarının çok ötesindedir) Rose Theater’da olacak. Bence, senin konserlerinin temel olarak üç farklı elementi var; Bunların ilki senin alamet-i farikan olan solo performansların, ikincisi elbette son albümün “VOCAbuLarieS”in bizzat ta kendisi ve üçüncüsü de dinleyicilerinle yarattığın o büyülü interaktif etkileşim. Konser salonunu kendi kişisel mekanın haleni getirmekte muhteşem bir yeteneğin var ve üstelik bunu sanki çok kolay bir işmiş gibi yapıyorsun. Sana şunu sormak istiyorum, işin en başında sana ilham veren, seni yönlendiren biri var mıydı?

Bobby McFerrin: Evet, vardı, benim solo konserlerimi vermemde sorumluluğu olan birinci kişi Keith Jarrett’tır. Çünkü, bir piyanist olarak Jarrett’ın sahneye doğru yürüyüşü, piyanosuna oturuşu ve o anda aklına gelen şeyi çalmasındaki basitliği, dinleyicisine karşı meydan okuyuşunu hayran oluyordum. Aman tanrım, derdim, ne kadar ilginç! Kendimi de böyle bir şey yapabileceğimi dair inandırmam tam bir yılımı aldı ama şimdi gerçekten ben de yapabiliyorum! Elbette ardından gelen ise çalışmak ve çalışmak oldu... İşe bak, ilk "solo" konserimden bu yana altı yıl geçmiş.

Nora McCarthy: O halde özgürlüğün deneme yapman ile başladı diyebilir miyiz?

Bobby McFerrin: Evet, doğru. İlk solo şarkım Joan Armatrading’in “Oppurtunity” isimli parçasıydı ve ben biliyordum ki dinleyiciler müzikte armoni, ritm, kısaca bir şarkıda olması gereken ne varsa duymak istiyorlardı dolayısıyla benim işimde böylesini yapabilmekti. Sonunda bunu nasıl yapabileceğimi de anladım. İşin sırrı, dinleyiciye güçlü bir öneri sunmaktır. Onlara yeterince verir ve güvenirseniz emin olun onlar da kalan boşlukları doldururlar. Sonra, uzunca bir süre bu parça üzerinde düzenli çalışmaya devam ettim. Ben, o sıralar John Hendricks (Cazkolik notu: Artık doksanlı yaşlaına ulaşmış olan efsanevi caz şarkıcısı, acapella geleneğini ilk başlatan ustalardan) ile birlikte çalışıyordum, grupta çalan davulcumuz ise Allen Dawson’dı, Berklee’de hocalık yapan biriydi, hem şahsen benim hem de tüm caz dünyasının çok saygı duyduğu bir isimdi, bir gece konser sonrası otel döndüğümüzde Dawson bana, "Oğlum" dedi, "Senin yaptığın şeylerin hepsini duyuyorum, müziği, melodiyi, yarattığın armoniyi herşeyi duyuyorum..." Dawson’ın bunları bana söylemesi bana doğru yolda olduğuma dair ihtiyacım olan inancı verdi, demek ki doğru bir şarkıyla doğru bir yoldaydım.

Nora McCarthy: Yapabileceğini bilmek sana güven verdi, öyle mi?

Bobby McFerrin: Kesinlikle.

Nora McCarthy: Düşünüyorum da, yaptığınız işte ritm tutmak sanırım işin en zor kısımlarından, aynı anda melodi ve armoniyi sürdürürken şarkının bas bölümlerini düşünmek ve bir yandan kendinizi buna hazırlamak müthiş zor bir şey olsa gerek!

Bobby McFerrin: Evet ama ben gerçekten çok çok uzun bir süredir bu işin üzerinde çalışıyorum...

Nora McCarthy: Paramount Theater’daki sahne performansınızı izlediğimde sadece sahne üzerinde yürüyerek bile tüm izleyicileri bir kaç saniye içinde kendi dünyanızın içine çektiğinize şahit oldum. Ben de bir şarkıcı olarak bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum...

Bobby McFerrin: Evet, bunu iyi bilirim. Doğrusu ilk solo performanslarımda harap vaziyette olurdum, izleyiciler şüphe ve korku dolu gözlerle bana bakarlardı. Bir an öylesine muhteşemken ardından gelen an ise berbat olurdu. Böylesi anları ardı ardına çok yaşamak zorunda kaldım. Çünkü, önümde model olarak ele alabileceğim bir örnek yoktu, insanlar önce benim bir çeşit müzikal komedyen olduğumu sandılar, çoğu yerde gülmeye başlıyorlardı. Böylesi örnek öyle çok başıma geldi ki, bir konsere veya bir klübe gidiyorum, insanlar karşımda oturuyor, bir soloya başlıyorum ve karşımdakiler de başlıyorlar gülmeye, çünkü onlar da nasıl karşılayacaklarını bildikleri bir alan değil, hafızalarında beni referans alabilecekleri biri yoktu.

Nora McCarthy: Gayet iyi bilirim, söylediğin şarkının küçücük bir yerinde sesin detone olur herkes hemen gülümsemeye başlar, ya da alaycı yorumlarla dolu bakışlarla karşı karşıya kalırsın, işte bu durumlarda aldırmadan yoluna devam edebilmek çok önemlidir, ayrıca devam edebilmeyi öğrenmek de önemlidir. Ama benim gördüğüm kadarıyla sen bu durumları kendi lehine çevirmeyi iyi başarıyorsun ve sonunda öyle bir şey oluyor ki bu durum orada bulunan herkes için tümüyle eğlenceli bir hale dönüşüyor.

Bobby McFerrin: Evet, o an elimin altındaki her şeyi kullanırım. Anlık gelişen her şey doğaçlama için iyi bir malzemeden ibarettir. Sahne esnasında gelişenleri içselleştirir ve onları izleyiciye aynen geri yansıtırım.

Nora McCarthy: Doğaçlamayı müzikte bir iletişim aracı olarak kullanıyorsun, elbette bu aslında insanın kendi dili peki bu arada sanat hakkında ne keşfettin?

Bobby McFerrin: Sanattan her zaman büyülenmişimdir ama yapılan şeyler nasıl ifadeye dönüşür bunu pek bilmem, şunu söyliyeyim, benim sahnedeki ilk iki şarkı için kuralım mutlaka doğaçlama olmasıdır. Bu sadece kendim için geliştirdiğim bir kural çünkü bir parçada daha önce yaptığımdan geriye düşmek istemem, doğaçlama kuralı ile yine doğaçlama olarak bu durumu aşma imkanını elimde tutabiliyorum ve böylece gecenin geri kalanındaki daha zor parçalara geçiş yapabiliyorum.

Nora McCarthy: İzleyiciden aldığınız tepkinin sizi tetiklemesi ve nereye götürse gitmeniz gibi bir şey mi, peki o halde kendinizi nasıl durduruyorsunuz? Yani bitişi nasıl finalize ediyorsunuz?

Bobby McFerrin: Kesinlikle tam da öyle, hatta bazen ilk parça 20-25 dakikalık uzunlukta doğaçlamalar halinde bile olabiliyor. Evet, son dediğinde bir soru evet ama doğaçlamayı seviyorum, nasıl gelişir v ben nasıl kontrol ederim sürecini seviyorum, bu kendi iç çizgisi olan bir gizem gibi aslına bakarsan.

Nora McCarthy: Peki, birazda yeni albümün “VOCAbuLarieS”den sözedelim istersen, ben CD hakkında bir yazı kaleme aldım ve bu yazı için CD’yi dinlemem ve yazımı oluşturmam tam iki haftamı aldı. Bu esnada okuduğum kimi yazılarıda derledim ve bazı eleştirmenlerin kimi yazarların ölçüsüzce övdüklerini kimilerinin de senin kendi gelişimin içindeki süreci yeterli teknik detaylardan yoksun olarak ele aldıklarını gördüm, kimileri de genellikle derin duygusal vurgular ve ustalığına dair yorumlarla meşgul olmuşlardı, ben bunların tümünü elbette katılmakla birlikte ben senin yaptığın şeyleri ve bu CD’yi gerçekte nasıl kategorize ettiğini öğrenmek istiyorum.

Bobby McFerrin: Çok uzun ve zor bir yedi-sekiz yılımı aldı. Sonlara doğru biraz gergindim ama allahtan Roger Treece çok iyi bir besteci ve bana çok yardımı oldu. Beni yönlendirdi, bestelerin ve müziğin nereye gidebilecekleri konusunda ondan çok yardım aldım. Bazen beraber başlangıç noktasına kadar geri döndük, orada yeniden ve yeni şeyler bulmayı başardım ve sonunda onunla beraber bu albümü kotardık. En sonuna gelmiştik, son parçayı da bitirdik ve Roger bana dönüp, "dur bir dakika, yeni fikirlerim var" derdi ve yeniden stüdyoya dönüp yeni şeylerin peşinde koşmaya başladık. Gerçekten çok uzun zaman aldı, bu durumda onun mükemmelliyetçi yanının da etkisi var kuşkusuz. Sana böyle öyle çok hikaye anlatabilirim ki şaşarsın.

Nora McCarthy: Muhteşem. Peki Roger tüm bu parçaları birbirinden farklı kılmayı nasıl başardı?

Bobby McFerrin: Valla, yaptı işte...

Nora McCarthy: Albümün kitapçığında onun adını görünceye kadar hakkında hiç bir şey bilmiyordum ve şimdi senden hakkında çok şey öğreniyorum. Peki, bunun bir başyapıt olduğunu mu düşünüyorsun?

Bobby McFerrin: Evet, kesinlikle...

Nora McCarthy: Peki, Roger ile olan işbirliğinizden sözedelim, ben iyi biliyorum ki sen ayrıca pek çok dünyaca ünlü isimle çalıştın, Cecil Taylor, Ornette Coleman gibi...

Bobby McFerrin: Evet, ama mesela Ornette ile sadece beraber çaldık, beraber hiç çalışmadık.

Nora McCarthy: Cecil Taylor?

Bobby McFerrin: Cecil ile çalışmak gerçekten bir meydan okumadır, çünkü o içinde bulunduğunuz her anı dolduran biri, bunu nasıl yaptığını bilmiyorum ama öyle...

Nora McCarthy: Peki... Voicestra’ya gelelim. Voicestra senin için sözsüz şarkılar demek, peki mesela şairlerle veya sözlü, mısralı çalışmalar yapmayı düşünüyor musun?

Bobby McFerrin: Oh, önümde çok zamanım var ama zaten çok yaptığımı da düşünüyorum, ilk yirmi yılımda çok fazla söz yazdım, şiir yazdım, hayen de hep yazıyorum.

Nora McCarthy: Peki... CD’deki Voicestra için oluşturduğun şarkıcıları nasıl buldun?

Bobby McFerrin: O işleri Roger halletti. Voicestra grubumun içinde bir çok şarkıcı vardı ve hepsi de gerçekten çok yoruldu. Bir çoğu New York’tan.

Nora McCarthy: Peki, sence bıraktığın mirasın ne olacak?

Bobby McFerrin: Yaptığım tümüyle yaptığım işten zevk almak ve müzik yapmakla ilgili. Birlikte müzik yaparken eğlenmek ve zevk almak. Birlikte müzik yaptığımız insanlar olarak birbirimizi desteklemek, herşey bununla ilgili. Sade ve abartısız, hiç bir şey gözalıcı değil ama hepsi gerçek ve hepsi müzikle ilgili olan.

Cazkolik.com / 18 Kasım 2010, Perşembe

Paylaş
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Işıl Çalışkan Röportajı: Belki de Türkiye`de ilk kez bir pop klübü caz sahnesine dönüşüyor! » "166 Days" ile cazda kültürler arası yolculuk... Işıl Çalışkan Anıl Şallıel ile yeni albümünü konuştu. » Işıl Çalışkan Röportajı: Kerem Görsev yeni albümüyle mükemmel denge arayışında. » Başak Yavuz İstanbul`un yeni caz klübü Maestro Donizetti`yi arkadaşımız Işıl Çalışkan`a anlattı. » 26. İstanbul Caz Festivali Özel: Big Band olmayan büyük bir topluluk; Snarky Puppy » Birinci Dünya Savaşı`nın sona ermesinin yüzüncü yılında savaşın müzik üzerindeki etkisi. » 28. Akbank Caz Festivali Özel: Tarkovsky`nin filmlerindeki rüya hali beni çok güçlü etkiliyor. » Sevin Okyay Yazdı: Tomasz Stanko`nun başka notalarla kardeşçe buluşabilen yalnız notaları » Caz dinlenmez derler! Öyle mi? Rakamlarla duruma bakalım. Yerli/yabancı cazda çok dinlenenler. » 22. Uluslararası Ankara Caz Festivali "Kadın ve Caz" temasıyla 8-13 mayıs arası gerçekleşecek. » Hareketli geçecek nisan ayının öne çıkan konserinde GoGo Penguin yeni albümünü dinletecek. » Aslı Maraşlı Yazdı: Polonya cazının yenilikçi yedilisi: Caz ve Hip Hop burada, birarada! » Farklı geçmişten yola çıkıp hayatlarını mitolojikleştiren iki kadın; Simone de Beauvoir & Billie Holiday » Festival Portresi: 24. İstanbul Caz Festivali`nde izleyeceğimiz Miles Mosley geleneği bilen bir değişimci » Yılbaşı öncesi geleneksel Christmas Jazz playlistimiz yayında. Bu müzikler kadar güzel bir yıl olması dileğimiz. » Zorlu PSM`de izleyeceğimiz Jose Feliciano`nun hayatını yönlendiren üç büyük hit! » 25. Akbank Caz Festivali Özel: Oğuz Büyükberber ve Marc Sinan ilk kez İstanbul`da aynı sahneyi paylaşacak. » Türkiye`nin caz müziği bakımından dün bir gurur gecesine tanık olduk. Konser izlenimlerimiz yayında. » Ünlü şarkıcı Viktor Lazlo`dan cazın efsanevi ismi Bille Holiday üzerine müzikali 4 Aralık`ta CRR`de. » Ölmeden önce serisinden özel bir liste: "Ten Free Jazz Albums To Hear Before You Die" » Bu yıl caz konserleri konusunda bir sakinlik içinde olan CRR Mart ayı takvimini açıkladı. » "İçimde Aşk Var" ilk albümünü yayınlayan genç sanatçının tutkularını gizlemediği şarkılarla dolu. » Alaçatı Jazz Rüzgarı 25 Haziran`dan itibaren rüzgardan ziyade festival fırtınası gibi esecek... » "Bir başkadır benim öyküm..." Tunçel Gülsoy`un Ayten Alpman ile yaptığı geçmişe yolculuk yeniden yayında... » Yeni kuşak cazcıların geliştirdiği eklektik vizyonerliğin öne çıkan ismi Aaron Parks 10 Nisan`da Salon`da! » Biri dünyaca ünlü müzisyen, diğeri onu yıllardır büyük zevkle dinleyen cazseverin habersiz kesişen yolları. » Son yılların etkileyici sesi Youn Sun Nah gitarist Ulf Wakenius ile 21 Ocak akşamı Borusan Müzik Evi`nde. » Yılın en iyi yerli caz albümlerini bütün bir yılı en yakından takip eden Zuhal Focan`a sorduk... » Ara Malikian`ın "Pagagnini" özel gösterisi 7 Aralık akşamı Cemal Reşit Rey sahnesinde... » İş Sanat yeni sezon programını açıkladı. Cazın yaşayan efsanesi Sonny Rollins 2 Kasım`da İş Sanat`ta! » Dokuzuncusu düzenlenecek Bach Günleri, St. Antuan Kilisesi ve Garaj İstanbul`da gerçekleşecek. » Ud`un rönesansını gerçekleştiren adam Anouar Brahem ruhundaki müziği Eyal Hareuveni`ye anlattı. » Yaz başı çıkan albümleriyle modern divalar Terri Carrington, Madeleine Peyroux ve E. Elias göz kamaştırıyor. » Latin caza, bossa novaya otuz yıldır damgasını vuran Eliane Elias 17 Şubat`ta İş Sanat`ta. » Bobby McFerrin son albümü VOCAbuLarieS`i meslektaşı Nora McCarthy`e anlattı. » 20. Akbank Caz Festivali Özel: Bu yıl Akbank Caz Festivali yan etkinlikleriyle de oldukça zengin. » Montreal Güzel Sanatlar Müzesi ve Cité de la Musique işbirliğiyle Miles Davis`in hayatı oldukça kapsamlı bir sergiyle Ağustos ayına kadar açık. » Vuvuzela uğultusunun içinden Güney Afrika cazına bakmak. » 43. yaşındaki Montreux Jazz Festivali`nin afişlerle görsel tarihi... » 52. Grammy`lerin sonuçları belli oldu, kazananlar kim? » Büyük davulcular kuşağından Steve Gadd artık hep cazın içinde. » Pop caz ve fusion`ın büyük ustası Bob James İstanbul Jazz Center`da... » Gustav Lundgren JC`s`de... » 19. Akbank Caz Festivali Özel: Festival bu yıl konserler dışında zengin içerikli panellere de sahne olacak... » Yeni neslin 10 genç dişi aslanı... » Free Cazı Sivil Haklar Hareketiyle İlişkilendirmedeki Yanlış Anlayışlar - 3 » Fender Rhodes`ların tarihi... » "Free Cazı Sivil Haklar Hareketiyle İlişkilendirmedeki Yanlış Anlayışlar-2" » Free Cazı Sivil Haklar Hareketiyle İlişkilendirmedeki Yanlış Anlayışlar - 1 » John Scofield`ın merakla beklenen albümü "Piety Street" yayınlandı. » Caz ve Protesto: Bir Yeniden Değerlendirme (Bölüm 2) » Caz ve Protesto: Bir Yeniden Değerlendirme » Beat kuşağının sembol ismi Jack Kerouac’ın caz sevgisi... » 7. Amatör Caz Müzisyenleri Festivali. Bana bol müzik, az da çiğ börek... » Bir caz ikonu olarak, "Bir Devin Adımları: John Coltrane" (3) » Bir caz ikonu olarak, "Bir Devin Adımları: John Coltrane" (2) » Bir caz ikonu olarak, "Bir Devin Adımları: John Coltrane" (1) » ASCAP, 2009`un "Genç Caz Bestecisi Ödülü" adaylarını açıkladı » Caz denizini yeterince derin bulmayan Peter Cincotti yeni albümüyle pop okyanusuna açılıyor. » Dave Brubeck`in efsanevi albümü "Time Out"un ilk yayınlanışının üzerinden 50 yıl geçti. Bir kaç gün sonra gireceğimiz 2009 albümün yayınlanışının 50. yılı olacak... » Cazın en iyileri halen eskileri... » Eleştirmenlerin seçimleri belli oldu... 2008 » DownBeat "Şöhretler Salonu"nun en yeni üyesi Keith Jarrett oldu... » Bebop`tan modern caza Ari Hoenig`in Punk Bop yorumu...
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp