Shai Maestro: Genellikle bir notayla başlıyorum

Shai Maestro: Genellikle bir notayla başlıyorum

26. İstanbul Caz Festivali’nde 17 Temmuz Çarşamba akşamının ikinci konseri, genç kuşağın yetenekli caz piyanistlerinden İsrailli Shai Maestro ve Trio’suna ait. Mayıs ayında üçüncü kez gerçekleşen Yeldeğirmeni Caz Baharı Festivali’nde Gilat Hekselman’ın ZuperOctave triosunun piyanisti olarak dinlediğimiz sanatçı, yer aldığı Avishai Cohen Trio’dan ayrılıp 2010’da kendi topluluğu Shai Maestro Trio’yu kurmuştu. Her konserlerinin tamamen farklı olduğunu belirten üçlü, geçtiğimiz yıl ECM’den The Dream Thief albümünü yayınladı. İKSV programında belirtildiği şekilde “içtenliği virtüözlükle buluşturan Shai Maestro”, kontrbasçı Jorge Roeder ve davulcu Ofri Nehemya, bu yaz İstanbul Caz Festivaline özel bir renk katacak. Biz de sanatçıyla doğaçlamaya ve değişime olan tutkusunu, müzikal sosyal sorumluluk projelerini, bireysel silahlanmaya karşı yaptığı parçasını ve müzikal yolculuğunu konuştuk.

 

Nazlı Toprak

 


 

 

İstanbul konseri

 

Nazlı Toprak: Sizleri İstanbul`da izlemeyi heyecanla bekliyoruz. İstanbul izleyicisi performansında neler duyacak?

 

Shai Maestro: Konserlerimizi çok maceracı olarak tanımlayabilirim, zira ağırlıklı olarak doğaçlamalara dayanıyor. Tabii çaldığımız bazı belli başlı parçalar var ama her konserimiz tamamen farklı. İzleyicilerin bizimle birlikte bir maceraya hazır olmasını çok istiyoruz. Alman plak şirketi ECM’den ilk albümüzü çıkardık, The Dream Thief. Muhtemelen bu albümümüzden de parçalar çalacağız, ancak hangileri olacağını biz de şimdilik bilemiyoruz. Belki bir sonraki albümüm için yazdığım tamamen yeni besteleri de çalarız. Müziğin bizi o gün nereye götürdüğünü izleyicilerle birlikte göreceğiz.

 

İsrail ve Orta Doğu kültüründe doğup büyüdüğüm için Türk izleyicilerle güçlü bir bağlantı kuracağımızı düşünüyorum. Türk müziğini seviyorum ve izleyicilerimizle bağlantımızın harika, güçlü ve sağlam olmasını umuyorum.

 

Nazlı Toprak: İstanbul`da ilk defa mı çalacaksınız?

 

Shai Maestro: Hayır, birkaç ay önce Gilad Hekselman ile konser verdik. Gilad, iyi bir arkadaşım ve harika bir gitarist.

 

Müzikal yolculuk

 

Nazlı Toprak: Önce şunu sormak istiyorum: Bir röportajınızda “kendinizi bir müzisyen olarak değil, sadece insan olarak düşündüğünüzü” belirtmişsiniz. Bu görüşe günümüz endüstriyel dünyasında pek sık rastlanmıyor. Bu yaklaşım müziğinize nasıl yansıyor?

 

Shai Maestro: Müziğimle yapmaya çalıştığım, kendimi, kim olduğumu ifade etmek. Böyle bir şeyi ifade etmeye çalıştığınızda, müziğin bir araç, bir kanal olmasına izin verin ve güzel veya çirkin hangi yönünüz olursa olsun, bunu sergilemekten korkmayın. Kendimi müzisyen olarak görmediğimi söylediğimde kastettiğim, müziğin sadece bir enstrüman olduğu. İnsanların kişilikleri çok karmaşık, çok ayrıntılı ve müzisyen olmak benim sadece bir yanım. Ben aynı yanda bir ailenin oğluyum, bir kardeşim ve daha birçok şeyim. Müziğimin de bunları içermesi için kendince konuşmasına izin vermesine çalışıyorum.

 

 

Nazlı Toprak: Müzikal yolculuğunuz nasıl başladı?

 

Shai Maestro: Evde aileme ait piyano ile üç ya da dört yaşındayken çaldığımı ve çalarken ormanın seslerini piyanoda taklit etmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Mesela, piyanonun yüksek tonlu notalarında yağmur, orta ton notalarında etrafta dolaşan hayvanlarım, düşük tonlarda ise, fırtına ve gök gürültüsü vardı. Aslında o yaşlarda ben doğaçlama yapıyordum, ama bunun doğaçlama olarak adlandırıldığını bilmiyordum. Daha sonra müzik teorisini çalışmaya başladım, klasik müzik ve daha çok Oscar Peterson albümleri ile Caz öğrenmeye başladım. Böylelikle, doğaçlama tarzım daha berrak hale gelmeye başladı. Yani, daha az soyut hale gelmeden müziğimi daha fazla kontrol edebilmeye başladım, ama ilk etkileşimim doğal ve çok sezgiseldi.

 

Nazlı Toprak: Müzik yolunuzda sizi kim teşvik etti?

 

Shai Maestro: Ailem beni cesaretlendirdi.

 

Nazlı Toprak: Piyanoya klasik müzik çalarak başlamışsınız. Sonradan caz sizi nasıl etkiledi? Bir röportajda “Caz benim evim” demişsiniz. Biraz açar mısınız bu ifadenizi.

 

Shai Maestro: Evet doğru, önce klasik müzik çalmaya başladım. İlk etkilendiğim 20. yüzyılın en ünlü klasik müzik sanatçılarından Glenn Gould`du ve ben de Bach`ın müziğini çalıyordum. Ayrıca Vladimir Horowitz, Arthur Rubinstein, Clara Haskil, çok sevdiğim müzisyenlere sadece birkaç örnek.

 

Cazın doğaçlama boyutundan dolayı, benim tüm farklı yönlerimi kucakladığını hissediyorum. Bu yüzden caza İsrail’den halk müziği geçmişimi getirebilirim, 10 yıldan beri New York`ta yaşadığım için modern Caz ve geleneksel Caz`ın çok yakınındayım, Küba müziğini, flamenko müziğini, rock`n roll`u ve diğerlerini seviyorum. Yani caz, müziğe giden her yolu, her şeyi kucaklar. Ve ben müzikte ne kadar yaratıcı olursam, kendimi o kadar evimde hissederim. Bunun için caz benim evim diyorum.

 

Nazlı Toprak: Müziğiniz hem klasik hem de caz unsurları içeriyor. Her iki öğeyi bir araya getirmeyi, bazen de müziğin yapısını bozarak yeniden oluşturmayı seviyorsunuz.

 

Shai Maestro: Klasik müzik, benim müzik eğitimimin, Batı armonisi anlayışımın, melodi anlayışımın, bestelerimin yapılarının temel yapı taşları. Bu günlerde yeniden epey Bach eserleri çalıyorum. Tüm bunlar caz müziği bilginizi cesaretinizle birleştirdiğinizde, bildiklerinizin yapısını bozmanızı, yeni şeyler denemenizi sağlar. Bunların hepsi de bir araya gelince, kendi kişisel sesim diye adlandırmak istediğiniz özel bir karışım oluşturur.

 

Nazlı Toprak: Müziğinizi bugün nasıl tanımlamak istersiniz?

 

Shai Maestro: Ben müziğimi tanımlamıyorum. Bunu yapmayı eleştirmenlere ve isterlerse izleyicilere bırakmak istiyorum. Ben sadece en dürüst şekilde çalmaya çalışıyorum, müzikte aradığım şey özgünlük. Gerçek anı ben, sahnede müzisyenlerle ve seyirciyle, bugüne ait olan, daha önce hiç olmamış ve bir daha asla olmayacak bir anla deneyimliyorum. Bu yüzden her konser eşsiz ve özeldir. Sahnede aradığım şey bu özgünlük benim.

 

Nazlı Toprak: En son albümünüzde özel bir parça yer alıyor: “What Else Needs to Happen?” Bu parçayı yazmanıza sebep ne idi?

 

Shai Maestro: Bu parçayı, birkaç yıl önce Amerika’da 6 yaşındaki kızını toplu katliamda kaybeden bir arkadaşımı düşünerek yazdım. Benim ve birçok arkadaşımın kalbini bu olay derinden etkiledi. Parçaya, Barack Obama`nın ABD`de bir değişiklik yapılması ve silahları insanlar için daha az erişilebilir hale getirmemiz gerektiği gerçeğinden bahsettiği konuşmasını şarkıya dahil ettim. Sorumluluk almalı ve insanlar silah satın almadan önce kimlikleri sıkıca kontrol edilmeli, çünkü sağlık sorunları olan insanların silahlara kolayca erişebilmeleri kabul edilemez. Amerika’da pek çok insan, Amerika’nın içinden gelen ve bir şeylerin değişmesi gereken silahlı şiddetten öldü. Yani “What else needs to happen?” parçası, bir şeyin değişmesi için daha başka nelerin olması gerektiğini soruyor. Masum çocuklar sebepsiz yere ölüyor ve hükümetin hareket etmesi için hala bu yeterli değil. Bu durum biraz umutsuz görünüyor, ancak konuşmamız ve gerçeği değiştirmeye çalışmamız gerekiyor.

 

 

Trio ve diğer gruplarla performansları

 

Nazlı Toprak: Avishai Cohen ve Trio`nuzla çalışlarınızda müzikal olarak farklı olan ne?

 

Shai Maestro: Avishai’nin müziği, benim müziğimden çok farklı. Tabii ki onun müziğini çok seviyorum ama gereksinimlerimiz farklı. O, piyanoyu belirli bir şekilde duyuyor ve ben, her ikimizin de tarzımızın tamamen geçerli olduğu, başka bir şekilde duyuyorum. Onun grubu ile çaldığımda kendimi özgün bir şekilde ifade etmeye çalışıyorum ama onun vizyonunu da göz önünde bulunduruyorum ve gerçekten harika bir vizyonu var. Grubumla çaldığımda farklı hissediyorum. Avishai`ye çok saygı duyuyorum ve üçlümle de çalmaktan büyük keyif alıyorum. Yani her ikisiyle de çalmak harika.

 

Nazlı Toprak: Kendi Trio`nuzu oluşturmaya nasıl karar verdiniz? Birlikte çalışmalarınız nasıl gidiyor?

 

Shai Maestro: Yaklaşık sekiz yıl önce New York`ta birlikte çaldık ve birbirimizle çalmaya başlar başlamaz aramızdaki iletişimde özel bir şey olduğunu fark ettik karşılıklı. Ve bunun da az rastlanan bir şey olduğunu biliyorduk. Hayatında seni gerçekten anladığını ve senin de anladığını hissettiğin an gibi, biz de bunu müzikal olarak böyle denemek istedik. Böylece birlikte çalmaya başladık, ben gittikçe daha fazla müzik yazmaya başladım ve gerisi tarihe karıştı.

 

Bu Trio ile çalmayı seviyorum. İnanılmaz derecede her şey açık, Jorge Roeder bas, Ofri Nehemya davul çalıyor. Dediğim gibi her performans tamamen farklı, birlikte ne kadar çok çalarsak o kadar cesur oluyoruz, daha fazlasını keşfetmeye cüret ediyoruz, yeni zirvelere ulaşmayı hedefliyoruz. Başka bir deyişle, müziğin bizi ele geçirmesine izin veriyoruz. Neredeyse sahnede artık biz çalmıyoruz, sadece müzik çalınıyor.

 

Nazlı Toprak: Doğaçlamaya nasıl bakıyorsunuz?

 

Shai Maestro: Genellikle bir nota ile başlıyorum, bunun beni nereye götürdüğüne bakıyorum ve bu her seferinde farklı bir yön oluyor. Bu sohbet etmek gibi bir şey; konuşmanın nereye gideceğini bilemezsin. Biz de triomuz ile olabildiğince açık çalmaya çalışıyoruz.

 

Nazlı Toprak: Tüm dünyada farklı müzisyenlerle çalmak nasıl bir duygu?

 

Shai Maestro: Dünyanın her yerinde farklı müzisyenlerle çalmaktan çok zevk alıyorum. Birlikte çalmayı, eşlikçi olmayı, diğer müzisyenlerin ses kalitelerinde rol oynamayı seviyorum. Bu benim için tutku, grubumla da bunu yapmaya çalışıyorum.

 

Nazlı Toprak: En sevdiğiniz piyano triolarından bazıları nelerdir?

 

Shai Maestro: Bill Evans Trio`yu, Bud Powell Trio’yu, Chick Corea`yı, Brad Mehldau`nun çalışmalarını, Bad Plus`ı ve Keith Jarrett`i çok seviyorum, listem uzayıp gidiyor.

 

Nazlı Toprak: Bir sonraki işbirliği müzik projeniz nedir?

 

Shai Maestro: Birkaç hafta sonra Avishai Cohen ve Mark Guiliana ile yeniden New York`taki Blue Note`ta çalacağım ve daha sonra Miho Hazama tarafından benim için yazılan piyano konçertosunu Tokyo`daki Tokyo Filarmoni ile çalacağız. O harika bir besteci ve orkestra şefi. Ayrıca benim bestelerimi de çalacağız.

 

Hayata bakışı

 

Nazlı Toprak: “Değişim” sizin için ne ifade ediyor?

 

Shai Maestro: Bildiğiniz gibi “değişmeyen tek şey değişim”. Hayat sürekli değişiyor. Biz de değişiyoruz, gelişiyoruz, büyüyoruz ve bu değişimi biz de müziğe yansıtabiliriz. Bu yüzden temelde esnek olmaya, herhangi bir fikre bağlı kalmamaya ve bu dünyanın doğasının sadece değişmek olduğunu anlamaya çalışıyorum. Müzik de aynı şekilde.

 

Nazlı Toprak: Zamanınızı müzik ve turneler dışında nasıl geçiriyorsunuz?

 

Shai Maestro: Evdeyken kitap okumayı seviyorum. Film izlemeyi seviyorum. Futbol ve basketbol oynuyorum, dağlarda yürüyüşe çıkmayı seviyorum, pek çok yeni insanla tanışıyorum. Sıradan bir insanım. Sadece, hayatı çok seviyorum.

 

Nazlı Toprak: Sosyal sorumluluk duygunuzdan hareketle müzisyenlerle bir oluşum üzerinde çalıştığınızı okudum. Bu proje nasıl gidiyor, umuyorum pek çok destek de bulmuşsunuzdur.

 

Shai Maestro: Evet bu çalışmalar iyi gidiyor. Örneğin, İsraillileri ve Filistinlileri bir araya getirmeye çalışan bir organizasyon için yakında İsviçre’de solo piyano konseri vereceğim. 11 Ağustos’ta, göçmen krizinin yaşandığı ABD’nin güney sınırına destek vermek için New York’ta bir konserde çalacağım. Başka planlar da var, elimden geldiği kadarını yapmaya çalışıyorum ve diğer müzisyenlerle de konuşarak daha fazla insanı dahil etmeye çalışıyorum. İşe yarıyor gibi görünüyor. İnsanlar destek vermek istiyor. Fransa`dan bize bu konuda yardımcı olmak isteyen bir video prodüksiyon ekibi var, dolayısıyla desteklerin büyümeye ve gelişmeye devam edeceğini düşünüyorum.

 

Sorular için size çok teşekkür ederim ve konserde görüşmek üzere.

 

Nazlı Toprak: Biz de size teşekkür ederiz.

 

Nazlı Toprak

 

Cazkolik.com / 17 Temmuz 2019, Çarşamba

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Nazlı Toprak

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.