Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.

Kürtçe söylemek özlem gidermek gibi...

Işıl Çalışkan

Fotoğraflar: Arşiv
Yayın Tarihi: 23 12 2019
Değişiklik Tarihi: 23 12 2019 02:21
Bu içerik 4731 defa gösterildi.

Kürt halk şarkılarını kendi stilimde söylemek benim için tarifi zor bir duygu yaratıyor.

Müzisyen Ruşen Alkar ikinci solo albümü Hêdî Hêdî’yi, dinleyiciyle buluşturdu. Cazkolik’e konuşan Alkar, “Kürtçe müzik söylemek belki bir özlem gidermek gibi. Uzak bir akrabana, çok sevdiğin bir kardeşine sarılmak gibi geliyor bana. Çok duygulanıyorum söylerken” diyor.

* * *

Kürt müziğini caz, funk ve rock gibi öğelerle buluşturan Alkar, yeni albüm çalışması Hêdî Hêdî’yi Kalan Müzik etiketi ile çıkardı. Post Punk, Ambient’, Çağdaş Caz, Krautrock, Funk gibi stillerin geleneksel Kürt müziği ile karıştığı, yerel ile şehir hayatı ritminin iç içe geçerek melezleştiği albüm, besteci/aranjör Şevket Akıncı prodüktörlüğünde hayata geçti. Türkçe karşılığı “Yavaş Yavaş” olan albümde iki Türkçe, dört Kürtçe beste, üçü Kürt geleneksel formunda sunulan dokuz şarkı bulunuyor. Kürt sözlü tarihinin en önemli aktarıcıları olan Dengbêj pratiğine ait Sînano Kirîv (kilam), Dêra Hînê(lawik) ezgilerinin yanında, bir Aram Dîkran bestesi Rabe Lawo( stran) sanatçının kendi içsel dünyasında, Şevket Akıncı’nın ustalığıyla yoğrularak, kentli Kürt müziği anlayışının ilerisine taşındı. Kürtçe halk şarkılarını yorumlarken belli hassasiyetleri olduğunu belirten Alkar, “Şarkıdan çıkardığın duygu ile yerine koyduğun duygu arasında yoğunluk bakımından bir eşitlik olmalı. Ve benim dünyama ait yani öznel olması mühim kriter” diyor.

* * *

Hêdî Hêdî’nin müzisyen ve enstrüman çeşitliliği albümün nevi şahsına münhasırlığı ile ilgili de fikir veriyor. Yürürken çoğaldık diyen Alkar, “Biz bu albümü kolektif bir enerji ile kotardık. Taşın altına elini koyma ve bu yükü birlikte kaldırmak anlamında yoğun bir destek gördü” diyor. Gelelim emeği geçen müzisyenlere... Ana kadroda Ayşe Tütüncü, Cem Aksel, Onur Duygulu, Yıldırım Yalçınkaya ve aranjör Şevket Akıncı var. Albümün konukları arasında ise Sumru Ağıryürüyen (mandolin/vokal), Ali Tekbaş, Mehmet Akbaş (vokal), Ertan Tekin (duduk/dey), Tamer Temel, Serhan Erkol (saksofon), Paşa Çelik (gitar), Elif Canfeza Gündüz (klasik kemençe), Volkan Ergen, Nihal Saruhanlı (perküsyon), Özün Usta (perküsyon, hemp flüt), Apostolos Sideris (kontrabas) yer alıyor. Albümün mix ve mastering’i Cansun Küçüktürk’e ait. Alkar ile Hêdî Hêdî’sine ve müzik serüvenine dair konuştuk.

Işıl Çalışkan


Jazzy bir albüm...

Işıl Çalışkan: İkinci albümünüz ‘Hêdî Hêdî’, ayakları yere sağlam basan ve kendinden emin bir duruş sergiliyor. Siz bu albüme bir karakter giydirecek olsanız nasıl olurdu?

Ruşen Alkar: Albüm düzenleme ve şarkı seçimleri itibariyle farklı duygulara ve müzikal oturtumlara sahip. Bazı şarkılar Çağdaş Caz, bazılarında Klasik Müzik tınısı var, yer yer Funk da... Dolayısıyla, müzikal olarak çok zengin bir sound’un birleşimi. Her şarkının ayrı bir karakteri var. Bu albüm başladığı noktadan vardığı yere kadar parçalarını yavaş yavaş tamamlamış bir albüm benim için. Yani yolda şekillenmiş bir albüm. Bir süreci yaşarken hali hazırda o duygusal durumun içerisindeyken çıkmış bir albüm. Tam da kendi zamanından örnekler ve tatlar almış, kendi toprağında yetişmiş bir albüm. Benim açımdan yokuş yukarı bir yolculuktu. Bana eşlik eden duyguları topladığım ve lezzetli bir meyveye dönüştürdüğüm bir ürün. Bazen kara bulutlu bir havadan kurtulmak için üretmekten başka elden bir şey gelmez. Bir şeyler üretmek zorunda hissettiğim ve üreterek düze çıkabileceğimi düşündüğüm bir dönemdi. Bu sebeple içinde bolca çığlık var…

Duygularımın dışarı akmasına izin verdim

Işıl Çalışkan: Bu çığlıkların altında yatan sebep bireysel mi yoksa toplumsal durumlara mıydı?

Ruşen Alkar: Aslında toplumsal olan şey bireysele dönüşüyor. Kendi içindeki duygularla bir mücadele halinde olmak her sanatçıda var olan bir haldir. O duyguları bastıramazsın yok da edemezsin. Çünkü üretmek için onlara ihtiyacın var. Ben duygularımın dışarı akmasına izin verdim. Şevket Akıncı’nın Escher Chronicles albümünü dinledikten ve oradaki zenginliğe şahit olduktan sonra bu albüm için doğru müzik direktörü olduğunu fark ettim.

Işıl Çalışkan: Albümdeki tanıtım yazısında besteler için “Kendi dünyama dair fikirler veren ve kendimi aranje bakımında özgür hissettiğimiz şarkılar” ifadesini kullanmışsınız. Bu özgürlük size nasıl bir kapı açtı?

Ruşen Alkar: Özgürlükten kastım aslında oynamak, kendine bir oyun bahçesi kurmak; biraz risk almak ve kendi kulvarında denenmemiş tınıları sesimle ya da enstrümanlarla yapmaktı. Şevket Akıncı bunun için çok doğru bir insan çünkü yeniliğe ve sürprizlere çok açık bir müzisyen. Sevgili Ayşe Tütüncü de öyle. Onlarla çalışırken öğrendiğim en kıymetli şeylerden biri kendini anlık gelişen müzikal dokunuşlara açık bırakmak oldu. Katı ve kısıtlayıcı bir yerden bakmıyor ikisi de müziğe. Bu anlamda müziğim de kendi bakış açım da çok ferahladı. Özelikle kendi bestelerimde biraz daha özgürdük stüdyoda. Halk şarkılarında biraz daha dikkat etmeyi tercih ettik. Sonuçta dinleyiciler için hali hazırda bir duygusu, anısı var o şarkıların.

Öznel olması mühim kriter

Işıl Çalışkan: Kürtçe halk şarkılarına hassasiyetleriniz nelerdi?

Ruşen Alkar: Öncelikli olarak dil ve telaffuz. Bir halk şarkısını önce doğru anlamak gerekiyor. Doğru telaffuz etmek ve tekniğini doğru kişiye danışmak gerekiyor ayrıca. Ben bir kilam için Ali Tekbaş’la çalıştım örneğin. Kendisi bana bir nevi vokal koçluğu yaptı o şarkı için. Zaten sonra düet yapmaya ikna ettik. Sağ olsun kırmadı bizi.

* * *

İkinci olarak duygu önemli halk şarkısı yorumunda bana göre. Oradaki duyguyu kendi duygumla değiştiriyorum. Hissettiğim şeyi sesimle verebilmem gerekiyor. Veremediğim anda o şarkının albümde olmasının bir esprisi yok. Bazen teknik olarak yetemiyorsun ya da başka sebeplerden olmayabiliyor. Dolayısıyla o şarkıları albüme almama ihtimali bile vardı başlarda fakat istediğimiz şeyi kayıtta yakaladık ve oldu.

* * *

Şarkıdan çıkardığın duygu ile yerine koyduğun duygu arasında yoğunluk bakımından bir eşitlik olmalı. Ve benim dünyama ait yani öznel olması mühim kriter bana göre.

Işıl Çalışkan: Geleneksel bakan dinleyici için bir anlamda risk olarak da görülebilir. Bambaşka bir yorum katmışsınız. Sizce neden bu riske değerdi bunu yapmak?

Ruşen Alkar: Aslında evet, bir anlamda risk almayı sevme durumum var. Kürt halk şarkılarını kendi stilimde söylemek benim için bir katarsis. Tarifi zor bir duygu yaratıyor.

* * *

Başkasında dinlediğim bir şarkıyı onun yorumuyla söylediğimde kendimi onun evinde, salonunda oturuyormuş gibi hissediyorum. Öbür türlüsünde ise kendi evimin salonunda bir misafir varmış ve ben ona hizmet ediyormuşum gibi hissediyorum. Sanki o şarkı benim evimde misafir ve ben onu başımın üstünde tutuyorum gibi. Onun iyi hissetmesi için kendi imkanlarımla her şeyi yapıyorum. Başka bir benzetme gerekirse, şarkıyı kendi üstüme giyiyorum. Bir terzi gibi her tarafını kendime göre dikip onu benim şarkım yapıyorum.

Ruşen Alkar ve Işıl Çalışkan

Kürtçe söylemek uzak bir akrana sarılmak gibi...

Işıl Çalışkan: Türkçe ve Kürtçe söylerken hissettiğiniz duygu farklılığını nasıl anlatırsınız?

Ruşen Alkar: Kürtçe müzik söylemek belki bir özlem gidermek gibi. Uzak bir akrabana, çok sevdiğin bir kardeşine sarılmak gibi geliyor bana. Çok duygulanıyorum söylerken. Fiziksel olarak da bir gurbet, hasret durumu var. Annenden babandan uzaksın. Bir yerde mesafeyle ilgisi olmayan başka türlü bir uzaklık. En başta nesiller arasındaki iletişim kopukluğu var. Birbirini dilsel ve bilişsel olarak anlamakta zorlanan iki ayrı nesiliz sonuçta.

Işıl Çalışkan: Şarkılarda buluşuyorsunuz gibi mi hissediyorsunuz?

Ruşen Alkar: Sanırım öyle evet. Şarkılarda o buluşma oluyormuş gibi. Sanki ben kültürümle, kendi bildiğim ve kendi tarzımla, kendi samimiyetimle ilişki kurmayı başarabiliyormuşum gibi. Öbür türlü ilişkilenmek daha zor sanki…

Sesime çıkarabileceğim tınılara odaklanıyorum

Işıl Çalışkan: Türkçe Kürtçe şarkı sözü ayrımını nasıl yapıyorsunuz?

Ruşen Alkar: Bir şarkı dilime geldiğinde Türkçe mi Kürtçe mi olacağına kendisi karar veriyor. Üretim süreci itibariyle sesime dair keşiflerin peşindeyim. Beste yapmak ve Kürt halk şarkılarını kendimce söylemek yeni deneyim alanım diyebiliriz. “Ya bu ne kötü olmuş müzik” gibi tepkiler de alıyorum ama o damarı dürtmek hoşuma gidiyor. Bir değişiklik önermek daha cazip geliyor. Ben sesime ve sesimden çıkarabileceğim tınılara odaklanmış durumdayım daha çok. O anlamda beni Kürtçe daha çok besliyor.

* * *

Türkçe şarkı yazma iştahım azaldı bu süreçte. Ama yine de eski Türkçe şarkılarımı bir albümde toplamak istiyorum ileride.

Işıl Çalışkan: Albümdeki enstrüman çeşitliliği de albümle ilgili az çok fikir veriyor. Bir zenginlik söz konusu. Klasik kemençe, gitar, mandolin, düdük, perküsyon, kontrabas, saksofon.

Ruşen Alkar: “Beş kişi olalım ve sıkı provalar yapıp bu enstrümanlarla bir ensemle müziği yapalım” diyebilirdik ama işin doğası başından beri öyle olmadı. Bu albümün arkasında 100’e yakın insan var. Biz bu albümü kolektif bir enerji ile kotardık. Taşın altına elini koyma ve bu yükü birlikte kaldırmak anlamında yoğun bir destek gördü. Müzisyenlerin çoğu seve seve geldiler. Çünkü Şevket’i de biliyorlar. Çağdaş ve deneysel üretimleriyle bilinen ve bu ülkedeki müzikal yolculuğu zor olan biri. Benim için de durum böyle. Bu anlamda bir dayanışma oldu, yürürken çoğaldık. Dolayısıyla bir şeyden ödün vermek istemedik. Her şarkıya göre ayrı bir çalgı dünyası yaratmak istedik. Temelde davul, bas, gitar, piyano kemik kadroda. Onun etrafına duyguyu tamamlayacak bir şeyler kurduk.

Yeni nesil dilini, kültürünü öğrenemiyor kaygısı var

Işıl Çalışkan: Kürtçe müziğin caz, rock ve funk ile harmanlanması çok görülen bir tarz değil.

Ruşen Alkar: Birçok sebep var elbette. Bir kere konser, program vs. anlamında Kürt müzisyenlerin hareket kabiliyeti çok sınırlı. Bu risk almayı güçleştiriyor. Bir diğer sebep de koruyuculuk olabilir. Kendi kültürünü korumaya yönelik bir duruş. Yeni nesil dilini, kültürünü öğrenemiyor gibi bir kaygı var. Bu kaygılar da değişime tepkisel yaklaşımı getiriyor benim tespitime göre.

Işıl Çalışkan: Bu koruyuculuk yeni nesle aktarılmasında yenilikçi bakış sunamamasından kaynaklı bir duvar örüyor olabilir mi sizce?

Ruşen Alkar: Olabilir. Yeniliği olumlu karşılayan bir çoğunluk da var elbet ama kitle, her toplumda olduğu gibi, en alışkın olduğu müziği duymak istiyor her zaman. Ben ve benim gibiler için durum farklı. Nizamettin Ariç’in Dayê albümündeki o sound ilk dinlediğimde benim içimde mum yaktı. Beni heyecanlandıran şey bu oldu. O heyecan hala içimde.

Jazzy bir albüm bu

Işıl Çalışkan: Geleneksel Kürt müziğinin caz müzikle uyumunu nasıl anlatırsınız? Sizin caz müzikle olan ilişkiniz nedir?

Ruşen Alkar: Ben kendimi asla tek bir tür içinde görmeyi sevmiyorum. Yapı itibarıyla da öyleyim. Bir kavrama çok sıkı sıkıya tutunmaktansa biraz daha sürprize açık bir yerde durmak istiyorum. Bakış açımın daha geniş olabileceği bir yerde durmak istiyorum. Klasik Müzik eğitimi aldım ama her tür müziği de dinledim hatta söyledim. Zihnime dokunan her türden müzikle hemhal olmaya çalıştım. Onlardan aldıklarımın bir karmasıyım sonuçta. İlk albüme kıyasla bu albüm biraz daha caz müziğe yakın. Bir kere caz müzisyenlerini var işin içinde. Cem Aksel, Ayşe Tütüncü, Şevket, Tamer Temel, Serhan Erkol. Yine tam anlamıyla caz diyemeyiz. Jazzy bir albüm bu. Ama ilkine kıyasla rock ve folk rock alanından biraz daha çıktı. Daha World Muzik kapsamına girdi. Sonuç olarak bu albüm ilkine kıyasla daha Jazzy diyebiliriz.

Işıl Çalışkan: Bu albümün çıkmasında Fongogo’nun büyük desteği oldu sanırım değil mi?

Ruşen Alkar: Kampanya yapıp yapmamayı çok düşündüm fakat en sonda yapmaya karar verdim. İyi ki de yapmışız diyorum şimdi. O süreç başladıktan sonra gecemi gündüzümü verdim. Yorucu bir süreçti ama bizi biraz da olsa rahatlatacak bir maddi destek topladık. Ayrıca albümün tanıtımı için çok faydalı oldu. Albüm çıkmadan PR’ı yapıldı resmen. “Zor bir iş yapacağım kararlıyım siz de destek olun bana” dedim ve sesime çok kalabalık bir yankı buldum. Ne mutlu ki…

Yürürken çoğalmak...

Işıl Çalışkan: Önümüzdeki projeleriniz neler?

Ruşen Alkar: Albümü tanıtmak ve mümkün olduğunca çok konser video klip, dinleti yapabilmek. Yurtiçinde ve yurt dışında güzel salonlarda, yeniliğe açık dinleyicilerle buluşmak. Ve her zaman yenilik üretmeye odaklı kalarak yola devam etmek. Yürürken çoğalmak.

Işıl Çalışkan

Cazkolik.com / 23 Aralık 2019, Pazartesi


Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

New York müzik ve eğlence dünyasında zoru başaran bir Türk. Serdar İlhan ile Işıl Çalışkan konuştu.
Leyla Diana Röportajı: Şevket Akıncı yeni albümü Radyo Ekoton`u ve hayal ettiği şarkıları Cazkolik`e anlattı.
Işıl Çalışkan Röportajı: Popüler müziğin son kırk yılına damga vuran Ümit Besen ile son albümünden caza kadar pek çok şeyi konuştu.
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Işıl Çalışkan Röportajı: Ruşen Alkar Kürt müziğini caz, funk ve rock ile buluşturduğu Hêdî Hêdî`yi anlattı. » IFA 2019 Fuarından haberler... 23 futbol sahası büyüklüğündeki dev fuarda neler oluyor? » 26. İstanbul Caz Festivali Nazlı Toprak & Shai Maestro röportajı: Genellikle bir notayla başlıyorum. » PSM Caz Festivali Özel: Chris Botti her konserini şık bir huzur adasına dönüştürüyor. » Feridun Ertaşkan Yazdı: İbrahim Maalouf`un "Levantine Symphony No.1"in de olan var olmayan var! » Zorlu PSM Caz Festivali 2018 Özel: 50 yılı aşan uzun yolculuğun son konser durağı İstanbul » Salim Zaimoğlu Röportajı: Dört romanı, sayısız bestesi olan Özgün Çınar`la sanat ve hayat üzerine. » Firuz Soyuer Yazdı: İki yıl sonra güneşli Newport`tan yağmurlu San Sebastian Jazzaldia Festivale » Caz yazarı Jeff Andrews`dan playlistiyle farklı bir Miles Davis portresi » Modern Jazz Quartet`in kurucusu John Lewis hakkında özel playlist yayında. » 2016 protest şarkılarda patlama yaşanan yıl oldu. Öne çıkan 10 şarkıyı biraraya getirdik. » 1915 & 2015: Doğumunun 100. yılında bir albümün hikayesi: Billie Holiday "Lady in Satin" » Kerem Görsev "Four Days"de yeni bir albüm kaydetmiş ama hatıralar galerisini de harekete geçirmiş. » Hayatta kalma stratejisi olarak kültür: 3. Reich ve Nazi dönemi toplama kamplarında caz. » > 22. İstanbul Caz Festivali Özel: Marcus Miller`ın festival projesi bir insanlık trajedisini işaret ediyor. » Nazilerin 2. Dünya Savaşı`nda toplama kamplarında yokettiği bestecilerin kamplardaki besteleri günyüzüne çıktı. » Yılın son günleri İş Sanat sahnesi son haftaların en spektaküler ismi Pharoah Sanders`ı ağırlamaya hazırlanıyor. » Cazın Bach`la ilişkisi... Siz, yoksa, doğaçlama cazla mı başladı sanıyorsunuz? » "Günümüzün caz müziğinde en `cool` 80 `şey`... Ünlü Down Beat dergisinin 80. yaşı nedeniyle özel dosyası. » Fransız pop chanson geleneğin son büyük süperstarı Patricia Kaas yeni albümü için İstanbul`a geliyor. » Bu ay gitarın beş farklı ülkesinin ustaları Akbank Sanat`ın gitar günlerinde olacak. » Akbank Sanat Nisan ayında `Çağdaş Vokal Günleri` adıyla konser ve workshoplar düzenliyor. » Dünyada üretilen cazı yakından takip eden ünlü caz eleştirmenlerinden `Best Of 2012` listeleri. » > Bodrum Karya Kültür Derneği`nin düzenlediği Karsanat III. Caz Günleri 18-21 Mayıs arası düzenlenecek. » Devrim Küba`sının yetiştirdiği en değerli `şey`lerden Gonzalo Rubalcaba 6 Nisan akşamı İş Sanat`ta. » Caz gitarın yaşayan en yaratıcı ve yetenekli isimlerinden Pat Metheny iki konser için Cemal Reşit Rey`e geliyor. » İtalyan ekonomisi için sıkıntılı ama İtalyan caz müzisyenleri için ise bereketli günler... » Son yılların en popüler şarkıcısı ZAZ`ın aylardır beklenen fırtınası İstanbul`un ardından İzmir`de esti... » > Cazkolik`ten 21. Akbank Caz Festivali`ne dair kişisel bir menü önerisi... » > Türkiye`nin cazı soluyan şehirlerinden İzmir, 18. Avrupa Caz Festivali için gün sayıyor. » "Django" 100 yaşında... » Sonny Rollins 80 yaşında... » Terence Blanchard Salon’da... » > Kadın caz vokalinin en büyük 50 sesinden biri kabul edilen Diane Schuur, Akbank?ın 20. yılına özel geliyor... » Ebedî bir usta; Abdullah İbrahim » Cazın yaşayan efsane ismi Ahmad Jamal "Ramazanda Caz" konserleri kapsamında 15 Ağustos Salı günü Topkapı Sarayı?nda konser verecek... » Ud`un rönesansını gerçekleştiren adam Anouar Brahem ruhundaki müziği Eyal Hareuveni`yi anlattı. » Temmuz`da Viyana! » > ISCMS İstanbul 2010 müzikseverleri müziğin başka türlüsü ile buluşturuyor... » Mini festival; ’Tünel Şenliği’ » Milliyet arşivinde Türk caz tarihi. » > Afyon Caz Festivali Afyon`u on yılda kaplıca, sucuk, kaymak şehrinden bir festival şehrine dönüştürdü... » > 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali`nin beklenen programı açıklandı... » Brad Mehldau ve Joshua Redman CRR’de... » Carmen Souza CRR’ye geliyor... » > 8. Amatör Caz Müzisyenleri Festivali 10 Mart ile 13 Mart tarihleri arasında Eskişehir Anadolu Üniversitesi?nde gerçekleşecek... » > 17. İzmir Avrupa Caz Festivali » > Bu yıl 13.sü düzenlenen uluslararası Ankara caz festivali ikinci haftasına girdi. Bu hafta festivalde kimler var, nerdeler, saat kaçta ve kimlerle çalıyorlar gün gün hepsi aşağıda... » "James’ Farm" öncesi "Compass" » Geçip giden 2009`un ardından... » "Kadıköy Caz 5" başlıyor! » Tunçel Gülsoy`un 1999 yılında JAZZ Dergisi için yaptığı Can Kozlu söyleşisi.... » Türkiyeye cazı sevdiren adam; Erol Pekcan » "Bir müzisyen ve bir beyefendi" Neşet Ruacan... » Emin Fındıkoğlu; "Bir Tutkunun Öyküsü" » Sade yaşamın görkemli tınısı...OKAY TEMİZ » Ayten Alpman ile geçmişe yolculuk... » Genco Arı ve Ada Rovatti Nardis`te... » "JJA Awards Ödülleri" belli oldu! » Blues’un peşinde bir yol öyküsü... » İlhan Erşahin`le buluşma... » İş Sanat’ın sezon kapanış gecesi... » > Carlos Santana`nın Temmuz`da İstanbul`a gelecek olması aklımıza Wayne Shorter`la yaptıkları muhteşem konserleri getirdi... » Jay Jay Johanson Ghetto’da... » ’Cabaret Diva’ Lemper İş Sanat’ta... » Nisan ayı kimlerin doğum günü? » Jazz Times dergisi güzel bir kadirşinaslık örneği göstererek 2008 yılı içinde ölen caz müzisyenlerini dostlarının ağzından ve anılarıyla hatırlıyor, okuyucularına aktarıyor... » Barrack Obama`nın başkanlığına giden yoldaki 50 yıllık süreçte sivil haklar hareketinde cazın önemi. » Aynı zamanda kendisi de bir müzisyen olan yazar ve eleştirmen Matt Leskovic`den mükemmel bir araştırma; "Beatles Üzerine Caz Perspektifleri." » Ellis Marsalis, McCoy Tyner ve Brad Mehldau ilk kez aynı sahnede...
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp