Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Akra Jazz Festivali

Sanatçı: Monica Molina / Akra Jazz Band feat. Barbaros & Şallıel Bros
Mekan: Akra Hotels, Antalya
Tarihi: 19 Haziran.2019
Saat: 21:00
Etkinlik Bilgisi : Fadonun son yıllarda yetiştirdiği önde gelen seslerden Monica Molina`nın Türkiye`deki her konseri dolu geçiyor. Günün diğer konseri ise Akra Jazz Band`a eşlik edecek Barbaros ve Şallıel Kardeşler olacak.


Karaköy`de Hergün Caz: A Special Night with

Sanatçı: Veys, Baturay Yarkın, Oğuz Alp Erdoğmuş, Burak Durman
Mekan: Social Jazz Bar, Bereketzâde Mah. Bankalar Cad., Voyvoda Sok. No:2/1, Karaköy
Tarihi: 19 Haziran.2019
Saat: 21:30
Etkinlik Bilgisi : İstanbul`un en güzel semtlerinden Karaköy meydanına ve Haliç`e hakim konumda bulunan Social Jazz Bar yazboyu programlarına devam ediyor.


Karaköy`de Hergün Caz: İpek Dinç Yüce Trio

Sanatçı: İpek Dinç Yüce v, Adem Gülşen p, Murat Ulus b, Kerem Yüce d
Mekan: Social Jazz Bar, Bereketzâde Mah. Bankalar Cad., Voyvoda Sok. No:2/1, Karaköy
Tarihi: 20 Haziran.2019
Saat: 21:30
Etkinlik Bilgisi : İstanbul`un en güzel semtlerinden Karaköy meydanına ve Haliç`e hakim konumda bulunan Social Jazz Bar yazboyu programlarına devam ediyor. Bu akşam caz şarkıcısı İpek Dinç Yüce`nin sesinden caz standartlarını dinleyebilirsiniz.


 
Popüler Gündem

Ekim ayında 10. yılını kutlayan `Bach Günleri`, ardında örneği az görülen bir başarı hikayesini gizliyor.

 8725 defa okundu. Yorum Ekle      Yorumları Oku  Önceki   |   Sonraki  

İstanbul Bach Günleri bu sene

10. yılını kutladı.

Cazkolik kurulduğundan beri cazla klasik müziğin kesiştiği noktalarda yapılan çalışmalar, konserler, yayınlanan albümler, yazılanlar... ne varsa her zaman ilgimizi çekti. Çektiği gibi bu konuda gelişen haberlerin hepsine mutlaka sayfalarımızda yer verdik. Hiç kuşkusuz bu konuda ülkemizde en saygın çabayı sevgili Hakan Erdoğan bu sene 10. yılını kutladığı Bach Günleri ile sürdürüyor. Bağımsız ve mobilize hareket eden oldukça küçük bir kadronun her yıl başta Hakan Erdoğan olmak üzere sürdürdüğü bu çalışma aldığı desteğin sınırlarına bakarsanız bir anlamda insanüstü bir çabayla yürüyor.

* * *

Başta İstanbul olmak üzere yıl içinde bu tarz konserlere rastlıyoruz ama Hakan Erdoğan`ın sırrı böylesi bir festivali tam 10 senedir kesintisiz sürdürmeyi başarıyor olması. Klasik müzik ve caz konusunda şöyle bir hafızanızı yoklayın ve kurumsal destek alan bir kaç oluşum dışında bizatihi kişilerin olağanüstü çabasıyla bunca yıldır hala ayakta durabilen kaç festival ya da müzik günleri sayabilirsiniz? Biz size söyleyeyim, nerdeyse hiç! Paragrafın başında söylediğimiz Hakan Erdoğan`ın sırrı işte burada.

* * *

`Kahvaltıda Caz`, `Balık, Ekmek, Caz` gibi daha ziyade havaların güzel olduğu zamanlarda yapılan outdoor ve yine Hakan Erdoğan imzalı işler de dahil tüm bu sıradışı çalışmaların amiral gemisi durumunda olan Bach Günleri bu yıl 10. yılını Avrupa Birliği’nin kültür elçisi European Union Baroque Orchestra`nın 10 Ekim 2013 günü St. Antuan Kilisesi`nde verilen konseri ile kutlamaya başladı.


Gelin yazının bu noktasından itibaren Ekim ayında gerçekleşen Bach Günleri`nde 10. yılı konser veren isimlerle birlikte değerlendirelim.

AB Barok Orkestrası:

Öğrencilikten öğrendiğini uygulamacılığa geçiş her meslek için oldukça güçtür ve yetenekli bir genç barok müzisyeni için bu güçlük olanaksızlığa kadar gidebilir. Sorun aslında deneyimden kaynaklanmaktadır: Çok iyi bir orkestra ile birlikte çalabilmek için deneyime ihtiyacınız vardır, fakat bu deneyimi de önemli bir orkestra ile çalışmadan elde edemezsiniz. EUBO bu açığı kapatmaktadır. Her yıl yüz yetenekli genç barok müzisyenini Avrupa’nın her köşesinden seçmeler için çağırmaktadır. On iki farklı Avrupa ülkesinden, yaşları ortalama 25 olan başarılı adaylar altı ay eğitim, tüm Avrupa’da turne ve birlikte çalmak için EUBO’da bir araya gelmekte. Her yılın sonunda EUBO öğrencileri profesyonel dünyaya geçiş yapmakta ve tüm süreç yeniden başlamaktadır. EUBO bu misyonunda o denli başarılı olmuştur ki şu anda Avrupa’nın her önemli profesyonel Barok topluluğunda EUBO tarafından yetiştirilmiş öğrenciler yer almaktadır. 1985’teki kuruluşundan bu yana orkestra 52 değişik ülkede “Avrupa Birliği Büyükelçisi” olarak konserler vermiştir. Orkestra pek çok etkinliğini Lüksemburg’taki Echternach’ta sürdürmektedir. Bunlar arasında iddialı bir konser serisi olan Echter Barok da yer almaktadır. Avrupa Birliği’nin sürekli desteği, ayrıca Microsoft ve The Early Music Shop’un sponsorlukları ile EUBO gelecek yıllarda da başarılarını sürdürmeyi hedeflemektedir. Bu proje Avrupa Komisyonu tarafından desteklenmektedir.


28 Ekim 2013

Alexandru Tomescu konseri.

Alexandru Tomescu, özellikle kariyerinde bir dönüm noktası olan “Paganini – melek ya da şeytan?” projesinden sonra her müzik türünü ehlileştirebilecek yetenekte olduğunu kanıtlamış bir müzisyendir. Bu, aynı zamanda Tomescu’nun kemancı kimliğini yeniden keşfettiği ve birkaç yıl önce Romanya’da klasik müzik algısını yenileme yolunda yaptığı radikal değişim dönemidir. İsviçre`de Tibor Varga, ABD`de Eduard Schmieder ile aldığı eğitim sonrası ülkesine döndüğünden beri klasik müziğin insanlar arasındaki uyuma uzanan bir pencere, herkese açık bir dünya ve herkesin bu dünyayı keşfetme hakkı olduğunu göstermeyi hedefleyen bir misyon üstlenmiştir. Avrupa ve dünya çapında elde ettiği oldukça verimli bir kariyerden sonra (Théâtre des Champs Elysees – Paris, Carnegie Hall - New York, Metropolitan Arts Centre – Tokyo gibi seçkin salonlarda Valery Gergiev, Kurt Masur, Christoph Eschenbach şeflerle çalmıştır) Romanya’ya geri dönmüş ve yalnızca özel fonlardan finanse edilmiş ulusal klasik müzik turneleri organize etmiştir. Gelenek dışı olmanın profesyonellik ve inovasyon arası bir karışım olarak algılandığını ve büyük kitlelere erişim için kilit nokta olduğu anlamasıyla Romanya klasik müzik dünyasında gerçekleşen pek çok öncü olayın ana karakteri olmuştur: Stradivarius kemanıyla; insanların kaliteli müziğe açık olduklarını kanıtlamak için metro istasyonunda, Romen ormanlarının sömürülmesine karşı tutumunu belirtmek için ormanda, Romanya Ulusal Mirası evlerin yıkımının durdurulması için harap bir evin önünde, Romanya görme engelliler derneği ve işitme engelli çocuklara cihaz temin edilmesi için ayrılan fonların artırılması için çalmıştır. Orkestrasız kentlere klasik müzik mesajını taşımayı misyon edinen Romen sanatçıların başında gelir. Afişlerde adının görünmesi, biletlerin günler öncesinden satılması için yeterlidir. Kasım 2007’de Stradivarius Elder-Voicu kemanı eline geçtiğinde, bu görkemli enstrümanın sesini Romanya’da geniş bir dinleyici kitlesine tanıtacağına söz vermiştir. Romanya ve yurtdışında neredeyse kesintisiz verdiği konser turnelerinden sonra sanatçının adı ve enstrümanı mükemmel bir eş olmuştur.

Solo keman icin partitalar

Bestecinin 1720’de bestelediği bu yapıtlar, günümüz keman dağarının temel taşlarındandır. Besteci eserini ’Eşliksiz Bas İçin Sonatlar’ olarak adlandımıştır. Altı yapıtın üçü kilise sonatı, diğer üçü de oda sonatı formatındadır. Ancak günümüzde oda sonatı terimi kullanılmadığı için, bu yapıtlar ‘partita’ olarak adlandırılmaktadırlar.

Sonat No. 1 Sol minör / Sonata No. 1 in G minor, BWV 1001

Adagio başlıklı birinci bölüm çok etkileyici bir girişle başlar. Tonalite içinde inici ve çıkıcı hareketlerle izlediğimiz ezgi sık sık duraksayarak, dinlediğimiz ezgiyi kavrayıp içimize sindirmemizi bekler gibidir. Bu dinleme noktasında duyulan akorlar, dinlediğimiz çalgı tek sesli olmasına rağmen çok sesliliği hissettirir. Pek çok kilise sonatında olduğu gibi, burada da bir Füg vardır. Üç sesli bir füg, kemancıların çoğunlukla teknik becerilerini gösterebilmelerine olanak tanır.

Sonat No.2 La minör/ Sonata No. 2 in A minor, BWV 1003

Grave başlıklı giriş bölümü, doğaçlama çalınıyormuş gibi başlar. Yer yer ilk sontin giriş bölümündekine benzer bir yapı gösterir. İkinci bölümdeki füg, alışılmış biçiminden çok daha uzundur. Kalp atışlarını andıran baş partisinin üstünde olabildiğince sakin ve huzurlu bir ezgi duyarız. Eserin son bölümü, tıpkı inceki sonatın finali gibi teknik yönden büyük bir ustalık gerektirir. Bach tarafından konmuş orijinal nüanslar (forte ve piano) bölümde eko efekti yaratmak istendiğini gösterir.

Partita No.2 Re minör/ Partita No. 2 in D minor, BWV 1004

Allemande oldukça sakin ve huzurlu bir yapısı vardır. Beş bölümden oluşan bu partita yalnızca ünlü Chaconne bölümüyle bile diğer solo keman eserlerini asar. Bu partitada Chacconne’den önce temaları birbiriyle ilişkili dört dans bölümü yer alır.

Sakin bir yapıda olmasına karşın çok sesliliğin yoğun olarak kullanıldığı bir yapıdadır. Eserin son bölümünde sadece keman dağarının değil, çoksesli müziğin başyapıtından biridir. Her kemancının kendini ispat etmek için mutlaka çalmak zorunda olduğu, teknik zorluğunun yanı sıra olağan üstü bir ifade gücüne sahip olan eser, Bach’ın çağlar ötesine uzanan dehasının en güzel ve tartışmasız örneklerinin başında gelir. 256 ölçülük bu dev bölüm, birbiri ardına sıralanmış çeşitlemelerden oluşur ve son derece yalın bir ezgi üzerine kurulmuştur.


29 Ekim 2013

Goldberg Çeşitlemeleri BWV 988 - Konstantin Lifschitz konseri.

Eser ve sanatçı hakkında:

Bach’ın yaşam öyküsünü ilk yazan Johann Nikolaus Forkel’e göre, Goldberg Çeşitlemeleri, Rusya’nın Dresden Büyükelçisi Kont Kayserlingk için bestelenmiştir; Forkel’in anlattıklarına göre, Kayserlingk uyuyamadığı gecelerde kendisine çalsın diye klavsenci Johann Gottlieb Goldberg için, Bach’tan “yaratıcı ve neşeli” bir müzik yazmasını rica eder. Forkel’in ilettiklerinin doğruluğu kuşku götür; ancak, ‘Aria mit verschiedenen Veränderungen’ (muhtelif çeşitlemeli arya) başlığı altında 1741 ya da 42 yılında yayımlanan ve tüm dünyada tanımlanan eserin adını Goldberg’e borçluyuz.

Bach’ın en önemli eserlerinden biri sayılan Goldberg çeşitlemeleri bir kontürpüan başyapıtı olarak gösterilmektedir. Ancak eserin çalgısal virtiozite özelliğini de unutmamak gerek.

Eserle ilgili Mehmet Okonşar’ın görüşlerine dikkat çekmek gerekirse; “Bu çeşitlemeler, barok dönemin Liszt Etütleridir!.. Klavsen virtüozitesini daha önce (ve daha sonra da) hiç duyulmamış bir düzeye getirmişlerdir. Fantastik el koreografileri (Var.5, 20, 26), çift üçlü ve altılılar (Var.23), çift triller (Var.28), alterne akorlar (Var.29) ve daha pek çok başka extravaganza ile bu yapıt, Liszt`in Piyano Etütleri, Ravel`in Gaspard de la Nuit’si ve Stravinsky`nin piyanoya uyarladığı Petrouchka süitiyle birlikte, müzik tarihinin en ileri çalgısal gerçekleştirimlerinden biridir.

Bach`ın yalnızca kontrpuanını ve bunun mükemmelliğini öven analizciler bir noktayı daha gözden kaçırmaktadırlar: Günümüzde, düzgün programlanmış bir bilgisayar ile mükemmel kontrpuan yazdırmak son derece kolaydır. Aynı şekilde bir kanon yapmak için gene kuralları izlemek yeterlidir. Ancak Bach`ın dehası kurallardan ayrıldığı zaman ortaya çıkmaktadır.

Bazıları bunu kabul etmese de, her besteci bilir ki en zor besteler "serbest" formda yazılan bestelerdir. Örneğin Arya gibi sade bir melodi bestelemek, altı sesli bir fügden daha zordur. Bu bakımdan serbest çeşitlemelerin (Var. 1, 2, 4, 5, 7, 8, 11, 13, 14, 16, 17, 19, 20, 23, 25, 26, 28, 29) bestecinin dehasını daha açık biçimde ortaya çıkardığına inanmaktayım. Hatta bu alanda Arya ile 13 ve 25 numaralı çeşitlemeler daha da ileri gitmektedirler. Aynı şekilde, kanımca, kanonların serbest partileri, hiç bir analiz kaldırmadıkları için, zorunlu seslerden daha da ilginçtir.

İki yavaş çeşitlemenin (num. 13 ve 25) yapıt içinde nasıl stratejik yerler aldıkları da, yapıtın bütünlüğünün kavranması açısından önemlidir. Tüm yapıt, Arya`dan Var. 15`e ve Var. 16`dan Arya`ya olmak üzere iki bölüme ayrılmaktadır. Bu açıdan, yapıtın duygusal zirveleri olan 13 ve 25 numaralar tam simetrik ve stratejik noktalardadırlar.

Bach’in otuz çeşitlemenin onikisinde iki klavye kullanımını öngördüğü klavsen parçaları olsa da, `Goldberg Çeşitlemeleri`nin piyanistlerin repertuvarlarına girmeleri uzun sürmedi. Glen Gould, Rosalyn Tureck, James Friskin gibi isimleri saymak mümkün. Günümüze bakacak olusak da bu gecenin solisti olan ve önemli isimler arasında yer alank Konstantin Lifschitz’i gösterebiliriz. 1976 yilinda Sovyetler Birliği’nde (Kharkov) doğdu. Çocuk yaşta piyano çalmaya başlamış ve kulaktan duyarak çaldığı ezgiler ve doğaçlamaları dikkat çekmiştir. Üstün yeteneği sayesinde beş yaşında ünlü Moskiva Gnessin Özel Orta Okulu’na Tatiana Telikman`ın sınıfına kabul edilmiş, buradan mezun olduktan sonra eğitimine Rusya, Igiltere ve Italya’da Alfred Brendel, Leon Fleisher, Theodor Gutmann, Hamish Milne, Charles Rosen, Karl-Ulrich Schnabel, Vlademir Tropp, Fou T’song ve Rosalyn Tureck gibi ustalarla devam etmiştir. 1994 yılında mezuniyetinde Goldberg Çeşitlemeleri’ni çaldığında, Denon Nippon Columbia tarafindan kaydedilen konser 1996 yılında Grammy ödüllerine aday gösterilmiştir. Bundan bir yıl öncesinde çıkan kaydı ise Bach-Fransiz Uvartürü, Schumann Papillions, Medtner ve Scriabin eserleri kendisine ‘Avrupa’nın Genç Sanatçılar’ ünvanıyla Alman echo Klasik Ödülü’nü kazandırmıştır. Sanatçı, solo, oda müzigi ve orkestra olmak üzere 800’ü aşkın eserin repertuvarına sahiptir. Ayrıca klavsen sanatçısı olan Lifschitz, orkestra şefliği talepleri sayesinde bir çok orkestrayı yönetmiştir. Sayısı 30’u aşkın kaydı bulunan sanatçı 2013/2014 sezonunda çıkacak yani kayıtları arasında Goldberg Varyasyonları, Solo Fransız müzigi albümü ve EMI için Berlin Flarmoni baş kemancısı Daishin Kashimoto ile kaydettiği Beethoven’in 2 & 3 tüm keman ve piyano sonatları bulunmaktadır. 2008 yılından beri Lucerne Müzik Yüksek Okulu’nda profesör olan Lifschitz, dünya çapında ustalık dersleri vermektedir.

Bunlar tabii eserle ilgili teknik bilgiler ancak dinleyici olarak bana ulaşanı aktarmam gerekirse kendimce baksa derinlikleri görmemek ve hissetmemek mümkün degil. Barok döneminin ustasi sayilan ve daha sonra bir cok besteciyi etkilemis olan Bach’in gücünü bugün hala hissedebiliyor olmamiz onun ne kadar mükemmel besteler ortaya koydugunun ve bir müzik dehası olduğunun göstergesi şüphesiz."


30 Ekim 2013

Thomas Gabriel Jazz Trio konseri.

Thomas Gabriel Jazz Trio, barok müziğini, Bach ve cazı ilginç bir şekilde birleştiren bir triodur. Bach’ın üç müzisyenin doğaçlamaları arasında hassas bir denge kurar. Düzenlemelerde orijinal bestelere sadık aklınmış, armonik ve arkitektonik yapısını olduğu gibi muhafaza eder. Thomas Gabriel Trio’nun düzenleme ve performanslarda kullandığı, rasyonel metod bu topluluğu öncellerinden farklı kılar. Orijinal beste her zaman ayırt edilebilir durumdadır.

Thomas Gabriel Trio Bach’a cazı katmıştır çünkü, onlara zevk veren sonsuz bir renk arayışındadırlar, yeni öğeler getirerek Bach ezgileri etrafında dolanır, bunlarla karşıtlık kuracak yeni öğeler getirir, orijinal forma sonra daha da uzaklaşmak üzere geri dönüverirler.

Konser Toccata & Fuggue kilisenin örgü ile başladı. Thomas Gabriel’in bu icrasından sonra aşağıya inerek gruba katılarak esere devam etti. Orgun kullanılması fikri son derece hoş olmuştu çünkü eser aslında org için bestelenmiş ve ojijinaline sadık kalınmıştı.

Toccata ve Fuggue, Re minör (BWV 565) Bach’ın eserlerinin arasında en tatninmiş olanıdır. (Toccata İtalyanca’da klavyeli çalgılar için yazılan kısa giriş parçasıdır. Fuğ ise, Latince ‘kaçmak’ anlamına gelen bu kelime, sıkı taklide dayalı bir besteleme yöntemidir. Bu yöntemle bestelenen parçalar da aynı adla anılır.)
Bu eseri bestecinin 1703-07 yılları arasında Arnstadt’ta orgcu olarak atandığı zaman yazdığı sanılmaktadır. Büyük bir deha ürünü olan eser, Leopold Stokowski tarafından orkestra için düzenlenmiştir. Bach’ın kuzey Avrupa barok stilinide yazdığı tek eseridir. Bi eserde de teknik becerinin sergilenmesi her şeyin üstünde tutulmuştur. Birbirini izleyen onaltılık notalardan oluşan tema kendi içinde toccatanın başında duyduğumuz motifi barındırır.


31 Ekim 2013

Alexander Rudin (Cello) & Hüseyin Sermet (Piyano) konseri.

Alexander Rudin

Kendi neslinin en parlak, en özgün ve en karizmatik icracılarından biri olan Alexander Rudin, dünyaca tanınmış bir viyolonselci, şef, piyanist, öğretmen, tarihi müzik araştırmacısı ve oda müziği eserleri düzenlemecisidir. Devlet Ödülü ve Moskova Belediye Başkanlığı Ödülünü kazanmış olan Rudin, Rusya Halk Sanatçısı unvanını taşımakta, Moskova Konservatuvarında profesör olarak çalışmakta ve Müzikal Buluşmalar yardım fonunun başkanlığını yürütmektedir. Rudin 1960’ta Moskova’da dünyaya gelmiştir. Gnessin Devlet Müzik ve Pedagoji Enstitüsünde çello ve piyano öğrenimi görmüş, eğitimini Moskova Konservatuvarında, Dmitriy Kitayenko’nun yönetiminde tamamlamıştır. Saygın uluslararası yarışmalarda kazandığı büyük başarılar sayesinde profesyonel müzisyenler tarafından kabul görmüştür – bu yarışmalar arasında, yirmi yıl sonra, yani 2002’de jüri başkanlığını üstleneceği Moskova P.I. Çaykovskiy Yarışması da bulunmaktadır. Solist ve şef olarak sürekli tüm dünyada turnelere çıkan sanatçı, Avrupa’nın belli başlı orkestralarıyla çalmakta, Fransa, Hollanda, İtalya, Almanya, Türkiye ve Makedonya gibi ülkelerde düzenlenen büyük uluslararası festivallere katılmaktadır. Rudin 1998’den beri, Rusya’nın en iyi oda müziği topluluklarından biri olan, sadece izleyiciden değil titiz eleştirmenler ve müzisyenlerden de destek gören Musica Viva Akademik Oda Orkestrası`yla çalışmaktadır.

Hüseyin Sermet

Türkiye’de müzik alanında yetişmiş en yetenekli ve başarılı sanatçılardan biri olan piyanist ve besteci Hüseyin Sermet, klasikten caza uzanan geniş repertuvarı ve otuz yılı aşkın süredir imza attığı çalışmalarıyla gücünün zirvesinde olan bir sanatçı. Hüseyin Sermet bugüne kadar Güney Amerika’dan Avrupa’ya ve Uzak Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada dünyanın en önemli orkestraları ve müzisyenleriyle çalıştı. Bu orkestralardan bazıları Londra Filarmoni, Royal Filarmoni, Orchestre de Paris, Tokyo, Shanghai, Detroit, NHK ve Bayerischen Rundfunks Senfoni Orkestralarıdır. Lorin Maazel, Antal Dorati, Vladimir Jurowski, Semyon Byckov, Lawrance Foster ve David Robertson gibi seçkin şeflerin yanı sıra Krzysztof Urbaski, Pablo Heras-Casado, Xian Zhang ve James Gaffigan gibi genç neslin öne çıkan isimleriyle de çalışan Hüseyin Sermet’in oda müziği partnerlerinden bazıları ise Mstislav Rostropovich, Renaud ve Gautier Capucon, Maria Joao Pires ve Borusan Yaylı Çalgılar Dörtlüsü olmuştur. Profesyonel çalışmalarının yanı sıra genç sanatçılarla çalışmak ve pedagog olarak onların eğitimine katkıda bulunmak Hüseyin Sermet’in değişmez bir tutkusu olmuş; Türkiye’de, Fransa’da ve Japonya’da ustalık sınıfı dersleri vermiştir. Eylül 2010’da Japon NHK televizyonu tarafından çekimleri Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleşen ustalık sınıfı dersleri, o sene Japonya’da on beş bölümlük programlar halinde yayınlanmıştır. 1955 İstanbul doğumlu olan Hüseyin Sermet, küçük yaşta başladığı müzik eğitimini Ankara Devlet Konservatuvarı ve ardından devletin sağladığı "Harika Çocuk" bursuyla Paris Konservatuvarı ve Ecole Normale de Musique de Paris`te sürdürdü. Türkiye’de Ferhunde Erkin, Ulvi Cemal Erkin ve Ahmet Adnan Saygun ile çalışan Sermet Paris’te Alfred Cortot, Thierry de Brunhoff, Nadia Boulanger ve Maria Curcio gibi değerli isimlerin öğrencisi oldu. Oliver Messiaen ile devam ettiği bestecilik eğitimi sırasında bestelediği Yaylı Çalgılar Dörtlüsü ile bu alanının en saygın ödüllerden biri kabul edilen Lilly Boulanger ödülünü aldı. İlk büyük eseri Réminiscenes 1 - Çamlıca Yolunda`nın prömiyeri 1997 yılında Emperi Festivali`nde yapıldı ve France Musique`den canlı yayınlandı. Bunu 2004`te Tokyo Senfoni Orkestrası`nın sipariş ettiği Rüya ve Kabus ve 2006`da İş Sanat`ın sipariş ettiği Heykeller I izledi. Réminiscenes II – Az Kaldı Bayram Ola`nın dünya prömiyeri ise 2012 Mayıs ayında Cemal Reşit Rey`de gerçekleşti. Hüseyin Sermet`in Naive, Harmonia Mundi ve Erato etiketli kayıtları Diapason d`Or ve Choc du Monde de la Musique gibi uluslararası alanda çok saygın ödüller kazanmıştır. Bu çalışmalardan bazıları Charles Valentin-Alkan`a ithaf edilmiş üç kayıt, Ravel`in solo piyano eserleri, Maria Joao Pires ile kaydettiği Schubert`in dört el için yazılmış piyano eserleri, Liszt`in son dönem yapıtları ve Si Minör Sonatı’dır. Evrensel boyutlu bir sanat dalında Türkiye`nin temsil edilmesindeki üstün başarıları nedeniyle Boğaziçi ve Marmara Üniversiteleri tarafından fahri doktora ve 1991 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Devlet Sanatçısı unvanı verilmiştir. Yıllar içinde sahip olduğu birçok saygın ödülün en sonuncusu 40. İstanbul Müzik Festivali tarafından verilen Onur Ödülü’dür.

J.S. BACH: Çello Süiti No.6 Re Majör BWV 1012/ Bach Cello Suite no.6 in D Major BWV 1012

Bach’ın çello suitleri arasında bu yapıtın ayrı bir yeri vardır. Öncelikle, eserin hangi çalgı ile yazıldığı günümüzde bile hala tartışılmaktadır. Bestecinin bu süit için beş telli bir çalgıya gerek olduğunun belirtmesi ve akordun do, sol, re, la, mi şeklinde yapılmasını istemesi, söz konusu çalgının nasıl bir yapıda olduğu sorusunu akla getiriyor. Bazı müzik tarihçileri Bach’ın düşündüğü çalgının viyola olduğunu bazıları ise, viyolonselden daha küçük olan ‘violoncello piccolo’ için bestelenmiş olması yönündedir. Günümüzde ise bu eser dört telli çelloyla seslendirilirken teknik olarak bazı gülcüklerle karşılaşılmasına rağmen, bir çok solist için bunu ayrı bir gösteri şeklinde düşünüyorlar.

Prelud, Re Majör tonunun tüm parlaklığı ve görkemini sergileyerek başlar. Sürekli olarak duyulan üçlemeler kendi içinde bir hareketi ve yürüme hissini de barındırır.

J.S. Bach: Prelüd ve Füg No.1 (1. Kitap) Do majör (Piyano Solo) / Prelude and Fugue No.1 C major Book 1 (solo piano)

Oldukça sakin bir tempoda başlayan prelud iki ölçülük bölümler halinde tekrarlanır. Do Major tonunda arpejlerle başlayan ve devam eden eser, tam anlamıyla bir hazırlık ve sonraki füge hazırlık gibidir. ‘Das Wohltemperierte Clavier’ –‘İyi düzenlenmiş Klavye’ boyunca birbirinden çok çok farklı yapıda prelüdlerle karşılaşırız. Dört sesli olan fügün teması, içinde bulunduğumuz tonu son derece iyi ortaya çıkartır.

J.S. Bach: Prelüd ve Füg No.22 (1. Kitap) Si bemol minör / Prelude and Fugue No.22 b flat minor book 1 (solo piano)

Prelud bestecinin ‘cappricio’ larını anımsatır. Sanki belli bir temayı veya duyguyu anlatmak için tasarlanmıştır. Söz konusu duygunun oldukça hüzünlü ve içe dönük yapısı parça boyunca etkisini korur. Beş sesli füg teması da, prelud boyunca elde edilen etkiyi kuvvetlendirmek istermişçesine girer.

Şostakoviç/ Shostakovich: Çello ve Piyano için Sonat Re minör Op.40/ Sonata for piano and cello in D minor Op.40

Debussy: Çello ve Piyano Sonatı/ Cello and Piano Sonata


2 Kasım 2013

Barocco Sempre Giovane konseri.

Her biri enstrümanında usta, profesyonel genç Çek müzisyenlerden oluşan oda müziği topluluğudur. 2004 yılında topluluğu kuran viyolosel sanatçısı Josef Krecmer halen sanat yönetmenliği görevini üstlenmektedir. Topluluk, kuruluşundan kısa bir süre sonra Çek Cumhuriyeti’nin başlıca orkestraları arasındaki yerini almış ve yüzlerce konser vermiştir. Katıldığı festivaller arasında Prag Bahar Festivali, Uluslararası Brno Müzik Festivali, Smetanova Litolmysl, Ohrid Yaz Festivali, Festival Mitte Europa, Festival Concentus Moraviae, Svátky hudby v Praze, ?eské doteky hudby, Hudba Pra?ského hradu, Nitrianska hudobna jar, Musica sacra, Le Quattro Stagioni, IMusicFest of George Lobkowicz vb. yer almaktadır. Konserleri düzenli olarak Çek televizyonu ve radyosu tarafından yayımlanan topluluk, CD kayıtlarının yanısıra kendi abone konser serileri düzenlemektedir. Topluluğun her üyesi geniş repertuarlarında yer alan Barok bestecilerin konçertolarında zaman zaman solist rolünü üstlemektedir (topluluğun Barok Daima Genç anlamına gelen ismi buradan gelmektedir). Yıllar içinde repertuarları tüm dönemleri kapsayacak biçimde genişlemiştir. Günümüzde Barok’tan Çağdaş’a yüzlerce eseri icra etmenin yanısıra, kendileri için bestelenen birçok çağdaş eseri Çek radyosu için kaydetmektedirler. Topluluk, Çek ve yabancı önde gelen birçok soliste eşlik etmektedir, (Václav Hude?ek, Giulliano Carmignola, Ivan ?enat?, Bohuslav Matou?ek, Franti?ek Novotn?, Gabriela Demeterová, Jana Voná?ková - Nováková - keman, Ji?í Bárta, Michaela Fuka?ová - viyolonsel, Jana Bou?ková, Kate?ina Englichová - arp, Luká? Klánsk?, István Dénes, Jaroslava P?cho?ová - piyano, Ad-El Shalev, Barbara Maria Willi, Edita Keglerová, Vojt?ch Spurn? – klavsen, Ale? Bárta, Waclav Golonka, Václav Rabas, Jaroslav T?ma – org, Claudi Arimani, Antonio Amenduni, Ji?í Stivín, ?ofie Vokálková – flüt, Ivan Sequardt, Lib?na Sequardtová, Vilém Veverka – obua, Václav Voná?ek, Lubo? Hucek – fagot, Miroslav Kejmar, Ji?í Houdek – trompet, Radek Baborák – korno, Michiyo Keiko, Hana Joná?ová Petra Alvarez - soprano, Markéta Cukrová, Michaela Kapustová, Edita Adlerová – alto, Rafael Alvarez, Juraj Holly – tenor, Roman Janál, Tomá? Král – bariton vb.). Ayrıca pek çok yetenekli genç sanatçı ve uluslararası yarışma finalistiyle de birlikte çalışmaktadır.

Nazlı Erdoğan – Viyola/ Viola

Türkiye doğumlu Nazlı Erdoğan, ilk keman derslerine daha beş yaşındayken Rasim Bağırov ile başladı. Daha sonra Bilkent Konservatuarı’nın Erken Müzik Eğitim Programı’nda Muhamedjan Turdiyev, Elena Postnova ve Vanya Milanova ile çalıştı. 2006 yılında Yehudi Menuhin Okulu’na kabul edilerek burada Lutsia Ibragimova ile eğitimine devam eden sanatçı, 2012’den bu yana ise Musicians` Company Lambert Burs Programı çerçevesinde Dr. Knobel burslusu olarak Royal College of Music’de Andriy Viytovych ile çalışmalarını sürdürmektedir. Nazlı ayrıca Eczacıbaşı Vakfı’ndan burs almıştır. Solist olarak verdiği konserler arasında; Pekin’de Yasak Şehir Konser Salonu’nda resital, Menuhin Hall’da Telemann’ın Viyola Konçertosu, Wigmore Hall’da Hindemith’in Trauermusik eseri ve Brighton’da Barry Wordsworth yönetiminde Brighton Filarmoni Orkestrası eşliğinde çaldığı Mozart’ın Sinfonia Concertante ilk akla gelenlerdir. Nazlı, ayrıca St. James’s Piccadilly, St Paul Katedrali gibi mekanlarda oda müziği konserlerine katılmış olup, son dönemde Nicola Benedetti şefliğindeki orkestra ile Royal Albert Hall’da da bir konser vermiştir.

Ji?í Bárta – Çello/ Violoncello

Çek viyolonsel sanatçısı Jirí Bárta, ilk eğitimini Prag’da Josef Chucro ve Mirko Skampa’dan aldı. Daha sonra Köln’de Boris Pergamenchikov, Los Angeles’te Eleonore Schoefeld ile çalıştı. Heinrich Schiff ve Andre Navarra’nın master kurslarına katıldı. 1991 yılında Dresden’de Europaisehe Forderpreis für Musik ve Los Angeles’te Rostropovich-Hammer ödüllerini aldı.Çalıştığı orkestralar arasında Czech Philharmonic Orchestra, Royal Philharmonic London, Berlin Symphony, Philharmonie Dortmund, Orchestra della Svizzera Romana Lugano, Prague Symphony, Prague Philharmonia, Scottish Royal Philharmonic Orchestra Glasgow, Royal Liverpool Philharmonic Orchestra, Slovak Philharmony, Istanbul State Symphony Orchestra ve Symphony Orchestra RTV Slovenia bulunmaktadır. Sanatçı, Jirí Belohlavek, Charles Dutoit, Gennadi Rozhdestvenski, Lalo Schiffrin, Maxim Shostakovich, Libor Pesek ve Jerzy Maksimiuk gibi şeflerin yönetiminde pek çok başarılı konser vermiştir. 2004 yılında Dvorák’ın 100. ölüm yıldönümü vesilesiyle, şef Jirí Belohlávek yönetimindeki Çek Filarmoniyle seslendirdiği Dvorák’ın çello konçertosu Arte Channel tarafından Avrupa’ya canlı yayımlanmış, Supraphon firması tarafından da kaydedilmiştir. 2003 yılında yayımlanan Kodaly’nin tüm çello eserlerini içeren CD’si Gramophon Editor’s Choice ödülünü almıştır. Bárta’nın diğer bir projesi Reflections, 1999 yılının en iyi kaydı seçilmiş ve Alman dergisi Klassik Heute’nin önerdiği en başarılı CD kayıtları arasında yer almıştır. Rachmaninov, Schnittke ve Pärt kaydı Çek Cumhuriyetinde 1995 yılının en iyi albümü seçilmiştir. Yine Supraphon firmasından çıkan Bach’ın tüm çello süitleri ve Maxim Şostakovich yönetimindeki (Prague Symphony)Şostakovich çello konçertolarının canlı kaydı eleştirmenlerin beğenisini toplamıştır. Jirí Bárta Plays Dvorák adlı DVD kaydı 1999 yılında Japonya’da Dreamline Corp. tarafından yayımlanmıştır. 2006’da piyanist Hamish Milne ile Hyperion firmasıiçin yaptığı ilk CD kaydı, Ignaaz Moscheles’in çello sonatının dünya prömiyerini içermektedir. 2009’da yine aynı firma için Arthur Rubinstein’ın sonatlarını kaydetmiştir. Son CD kayıtlarından Foerster, Martinu ve Jan Novak konçertoları (şef Jakub Hrusa, Prague Philharmonia) 2009’da Gramophone Editor’s Choice ödülünü almıştır. Solistliğin yanı sıra coşkulu bir oda müziği icracısı olan Bárta, 2008 senesinden beri Uluslararası Kutna Hora Oda Müziği Festivalinin kurucusu ve sanat yönetmenidir. Sanatçı, 1996’dan beri ders de vermektedir.

Pietro Antonio Locatelli (1695-1764): Introduzione teatrale op. 4 No. 4 I. Allegro, II. Andante, III. Presto
Johann Pachelbel (1653 - 1706): Kanon Re majör/ Canon in D

Jan Václav Stamic (1717 – 1757): Senfoni No.1 Sol majör “Mannheim”/ Symphony in G major „Mannheim“ No.1 I. Allegro, II. Larghetto, III. Presto

Georg Philipp Telemann (1681 - 1767): Viyola Konçertosu Sol majör/ Concerto in G major for viola, strings and basso continuo I. Largo, II. Allegro, III. Andante, IV. Presto

Johann Sebastian Bach (1685-1750): Vor deinen Thron tret ich hiermit BWV 668

Paul Hindemith (1895 1963): Trauermusik for violoncello & strings I. Langsam, II. Ruhig Bewegt, III. Lebhaft IV. Choral

Joseph Haydn (1732 – 1809): Viyolonsel Konçertosu No.1 Do majör/ Concerto in C major for violoncello and orchestra, No.1 I. Moderato, II. Adagio, III. Allegro molto

Bach Günleri’nin son konseri olan bu inanılmaz oda müziği topluluğu usta solistleriyle eserlere adeta can verdiler. Repertuvardaki parçaları ile konseri bitiren sanatçılar, yoğun istek üzerine sahneye tekrar gelerek Bach’ın ünlü Orchestral Süiti No.3 in D major, BWV 1068 2. bölümü olan Air ile kapanışı yaptılar.

Bu güzel organizasyonu gerçekleştirdiği için Hakan Erdoğan’a çok teşekkür ederiz.

Not: Eser açıklamaları, Müziği Okumak - Irkin Aktüze, Bach - Yaşamı ve Eserleri - Aydın Büke; Sanatçı bilgileri http://www.bachistanbulda.com/ındex.html kaynak olarak kullanılmıştır.

Leyla Diana Gücük

Cazkolik.com / 13 Kasım 2013, Çarşamba

Paylaş
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» PSM Caz Festivali Özel; Nazlı Toprak-John Scofield Röportajı: Müziğimi nasıl mı dinç tutuyorum? » İranlı tar sanatçısı Ali Ghamsari konseri öncesi açıklamasında sanatın sınırları kaldırmasını diledi. » 60 yıl sonra caz tarihinin ikonik fotoğrafı "A Great Day in Harlem"in hikayesi ve etkileri. » 28. Akbank Caz Festivali Özel: Ömer Avital yeni albümü ve yeni beşlisiyle festivale geliyor. » İstanbul`da konser verecek İsrailli kemençeci Mark Eliyahu Anadolu Ajansı`na konuştu. » Müzikte sıradışı tasarım ve soundlar yaygın kullanım alanı bulmasa da hayalleri ve ses sınırlarını zorluyor » Joan Baez kariyerini büyük bir finalle sonlandırmaya hazırlanıyor; "Ben tarih yapmam, ben tarihim!" » Zorlu PSM Caz Festivali 2018 Özel: Duo kimyası ve yeni virtüözlük üzerine ilginç tecrübeler. » Yerlilerden sakının: Sürgünde şekillenen Güney Afrika caz tarihinin sembolik öneme sahip sanatçıları. » 27. Akbank Caz Festivalinin müzikal röntgeni: Festivalde yeralacak sanatçılar müzikleriyle yayında. » Bizim gibi insanların milyonlarca insanın söyleyemediklerini yansıtmak dışında bir amacı yok. » 95 yaşında hâlâ çalmayı sürdüren Candido kendimi 20 yaşında hissediyorum diyor. » Bizans`tan günümüze, İran`dan Yunanistan`a bu toprakların en duygusal enstrümanı kemençe. » Cazdan klasiğe, şiirden tiyatroya, modern danstan etnik müziklere yeni bir İş Sanat sezonu daha başlıyor. » Leyla-Diana yazdı ve derledi: "Maço dünyasında caz; Sorma, Söyleme, Sözetme". » Müziğin bütün renkleri Mayıs ayında 15. Mersin Uluslararası Müzik Festivali`nde yeralacak. » Ekim ayında 10. yılını kutlayan `Bach Günleri`, ardında örneği az görülen bir başarı hikayesini gizliyor. » İş Sanat düzenlediği toplantıyla yeni sezon programını duyurdu. Cazda büyük isimler, iddialı projeler var. » İngiliz caz dergisi Jazzwise yazarları arasında düzenlediği geleneksel `Best Of` seçim sonuçlarını yayınladı. » İş Sanat`ta bu sezon yine cazın ve müziğin çarpıcı isimlerini izleyeceğiz ama içimiz hüzünle dolu olarak! » Anadolunun en uzun soluklu caz festivali Afyon Caz Festivali bu yıl 12. kez düzenleniyor. » Top 10 jazz albums for people who don`t know shit about jazz (LA Weekly, Sean O`Connell) » ODTÜ Caz Topluluğu geleneksel hale getirdiği Caz Sahnesi günlerinin bu yıl beşincisine hazırlanıyor. » Müzik sektörü bakımından yılın hasatının toplandığı günler başladı: "Cazda Top 10, 2011" » Chivas Jazz Nights Kasım ayına damgasını vuruyor. Jazz gecelerinde bu kez Christian McBride`ı izleyeceğiz. » Müzik dünyasının en ünlü ve güçlü görsellerinden MTV logosunun hikayesini biliyor musunuz? » Flamenko tutkusunu sahneye alev alev taşıyan Rafael Amargo İş Sanat`ın sezon kapanışında sahne alacak. » Caz dinleyicisi geçmişe dönük bir nostaljiyle mi yaşıyor? Gelecekte bu müziğin daha iyisi üretilmeyecek mi? » 18. İzmir Avrupa Caz Festivali Özel: Polonya`nın dünya caz sahnesine armağan ettiği olağandışı seslerden Urszula Dudziak yalnızca sesiyle değil, birlikte sahne aldığı caz devleri ve bir çok ödülle birlikte kadın solistleri en seçkin isimlerinden biridir. İzmir konseri öncesinde İzmir Cazkolik`ten arkadaşlarımızla bir araya gelen Dudziak müziğini ve kendini anlattı...
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp