Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.

Köklerim müziğimin her yerinde.

Leyla-Diana Gücük

Fotoğraflar: Arşiv
Yayın Tarihi: 29 10 2018
Değişiklik Tarihi: 11 04 2018 11:08
Bu içerik 1549 defa gösterildi.

Bir müzisyenin yapması gereken şeylerin ötesinde şans ve kader var, bundan eminim.

Yılın tamamına damga vuran Zorlu PSM sonbahara da hızlı başladı. Caz festivali temposuyla önce Victor Wooten, ardından Youn Sun Nah ile sadece cazseverlerin değil tüm iyi müzik tutkunlarını mutlu eden konserlere evsahipliği yaptı, yapmayı sürdürüyor. Günümüz caz vokal dünyasının yaşayan en önemli, en seçkin seslerinden Youn Sun Nah gerek albümleri, gerek konserleriyle dinleyicisini mutlu etmekten öte kendine hayran bırakan bir sanatçı, onu yeniden İstanbul`da izlemek ayrıcalık.

Cazkolik.com


Mart ayından itibaren yeni bir grupla çalmaya başlayacağım...

Leyla-Diana: Öncelikle Cazkolik adına röportajımızı kabul ettiğiniz için size teşekkür etmek isterim.

Youn Sun Nah: Ben de size teşekkür ederim.

Leyla-Diana: Müzisyen bir aileden geliyorsunuz. Babanız orkestra şefi, anneniz müzisyen bir sanatçı. Bu durumdan etkilendiğiniz belli ama önce, yanılmıyorsam, Fransız dili ve edebiyatı okuyorsunuz (bir yazıda okumuştum), şansonları sevdiğiniz için mi Fransız dili okudunuz. Neden Fransızca?

Youn Sun Nah: Fransızca öğrenmeye başladım çünkü Fransız kültürüne doğru çekildim ama çok iyi bilmiyordum. Fransızca öğrenirken, kültüre olan ilgim giderek arttı. Dinlediğim ilk Fransız şarkıları beni büyüledi, şarkıcıların yorumundan çok etkilendim. O zaman şarkı sözlerini hiç anlamadım, bu yüzden, hikâyeler hâyâl ediyordum, sözlerin ne anlama geldiğini daha sonra anladım.

Leyla-Diana: Buna bağlı olarak da Fransa’ya gittiniz ve yine dediniz ki şansonları söylemek için Fransız olmak gerek. O hissiyatı içinizde hissedemediniz mi ve yansıması sizce yetersiz miydi?

Youn Sun Nah: Paris`e vardığımda, Fransız şarkılarını asla Fransızca olmadan söyleyemeyeceğimi düşündüm. Sanırım başka bir ülke ve şarkıları hakkında da aynı tepkiyi verecektim. Ben farklı bir kültürden geliyordum, şarkı sözlerini hiçbir zaman bir araya getiremeyeceğimi düşündüm. Tüm hayatımı Kore`de geçirdim. Dinlediğim Fransız şarkılarının büyüsünü yok etmekten korktum. Sonunda, zamanla, çok zaman sonra, müzisyenlerin ve arkadaşların cesaretiyle birkaç şarkı söylemeyi denedim. Fakat anladım ki, onları hiçbir zaman bir Fransız gibi söyleyemeyecektim. Ben de kendi yolumda, kendi kültürel geçmişimle onları söylüyorum.

Leyla-Diana: 2007 yılından beri Ulf Wakenius ile çalışıyorsunuz, bu süreci anlatabilir misiniz?

Youn Sun Nah: Ulf Wakenius ile işbirliğim şarkıcı olarak kariyerimde anahtar rol oynuyor, bana yeni şeyler denemek için fırsat verdi. İlk defa, ilk konserimizde bir araya geldik. Öğleden sonra prova yapıp akşam sahneye çıktık. Ulf`un performansım için önerdiği ilk şarkı, Egberto Gismonti bestesi Frevo idi. Ona "Yapamıyorum, çok zor" dedim, "Haydi dene ve göreceğiz" dedi. Sonunda yaptık ve işe yaradı. Ulf ayrıca beni Léo Ferré "Avec" ya da Metallica "Enter Sandman" gibi bazı şarkıların coverlerını söylemem için de cesaretlendirdi. Ulf, hem sahnede hem de dışarda beni çok destekleyen biri. O hem bir arkadaş oldu, hem de 10 yıldır akustik gitar ve vokal olmak üzere düetimizle dünya çapında yüzlerce konser gerçekleştirdik. İlk tanıştığımız zaman bekleyemedik, düetimizin ötesinde, onun sayesinde aynı zamanda Lars Danielsson, Siggi Loch ile tanıştım ve ACT‘a katıldım.

Leyla-Diana: Daha sonra da Lars Danielson ile çalışmalarınız var, o süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Youn Sun Nah: Lars`la tanışmak da çok önemliydi. İlk albümümü ACT etiketiyle “Voyage” yaptık, ardından iki albümüme katıldı. Sahnede sıkça bir araya gelme şansımız olmadı ama son on yıldır müzik yolculuğumda gerçekten özel yeri olan müzisyenlerden.

Leyla-Diana: Koreli bir sanatçısınız, içinizde size ait müzik öğelerini Avrupa’ya geldiğinizde nasıl bir ortak müzik duygusuyla ortaya çıkardığınızı öğrenmek isterim.

Youn Sun Nah: Uzun zamandır köklerimin, yapmak istediğim müziklerle uyumlu olmadığını düşündüm: Jazz. Amerikalı ya da Avrupalı şarkıcılara yakın bir şey yapmam gerektiğini düşündüm. Bunu düşündügümde imkansız olduğunu farkettim. Müzikal çalışmalarımı durdurmak ve başka bir şey yapmak için Kore`ye geri dönmek istedim. Fransa`daki öğretmenlerim kendi ses tonum ve kültürel geçmişimle devam etmem için cesaretlendirdiler. Buna pek inanmadım ama denedim. Sonunda, kendimi bir şarkıcı olmak için kabul etmem gerektiğini anladım. Yani, köklerim benim müziğimin her yerinde.

Leyla-Diana: Bugüne kadar çıkartmış olduğunuz tüm albümler çok sevildi, satışlar da oldukça yüksek. Bu oldukça güzel bir başarı. Neye bağlıyorsunuz başarınızı? Ödülleriniz de var.

Youn Sun Nah: Hiçbir gizlim yok, size bunu şöyle anlatayım. Başarılı olmak için şansa inanırım. Seçtiğinizde tam olarak gerçekleşmez, ama bir noktada bir şey olur ve sonra başka bir şey olur, dinamikler bir araya gelir. Bir müzisyenin yapması gereken şeylerin ötesinde şans ve kader var, bundan eminim. Tabii ki ağırlanmak için seyirciye ihtiyacınız var ve benimle çalışan, kariyerimin gelişiminde yer alan insanlar var: müzisyenler, müzik firmaları, ajanslar...

Leyla-Diana: Turne programınıza baktığımızda çok hızlı bir temponuz var. Ayak uydurmak gerçekten zor. Bunu nasıl başardığınızı öğrenmek isterim. Yolculuk zaten yorucu ve sonrasında performans.

Youn Sun Nah: Program bazen zor olabilir. Kariyerime ilk başladığımda, bu tür bir programa sahip olmayı hayal ettim, bu yüzden sadece mutlu olabilirim! Herkes için olduğu gibi, bir iş kısıtlayıcı veya yorucu olabilir. Ama seyirciyi gördüğümde, konserler sırasında ve sonrasında, turun tüm zor kısımlarını unutuyorum ve sadece şu ana ve ne kadar şanslı olduğuma odaklanıyorum.

Yeni proje yolda...

Leyla-Diana: Bu yoğunluğunuzun arasında yeni albüm çalışmaları ya da projeleriniz var mı? Varsa bu yenilikleri Cazkolik okurları için paylaşır mısınz?

Youn Sun Nah: Mart 2019`dan itibaren yeni bir grupla çalacağım, bir çellocu ve perküsyoncu olan Pierre-François Dufour ile aynı zamanda İstanbul`da 2 kasımda gerçekleştireceğim beşlinin gitaristi Tomek Miernowsi ile çalacağız. İkisi de multi enstrümantalist. Projeyi bir süredir düşünüyorum. Ayrıca, Ulf Wakenius ile beşli ve ikili konserlere devam edeceğim.

Leyla-Diana: Son olarak, Türkiye ile ilgili birkaç soru. Hatırladığım kadarıyla 2014 yılında Lento albüm tanıtım turnesi ile İstanbul’a gelmiştiniz. İstanbul’u gezme fırsatınız olmuş muydu? Sizi etkileyen tarafları oldu mu? Ve Türk müzisyenler, dinledikleriniz, sevdikleriniz ya da birlikte işbirliği içerisinde olmak istedikleriniz olur muydu?

Youn Sun Nah: 2012 ve 2014 yıllarında İstanbul`a iki kez geldim. Ziyaret etmek için zamanım vardı, Sultanahmet Camii`ni, Aya Sofya`yı, Topkapı Sarayı`nı, Yerebatan Sarnıcı ve elbette Mısır Çarşısı’nı gördüm. Bunun ötesinde, İstanbul`da sevdiğim şey, şehrin kendisi, sokaklarda hissetmek. Geleneğin moderniteyle, manevi ve maddi ile buluşan bir şehir. İstanbul’u baska şehirlerle kıyaslayamıyorum. Ne yazık ki Türk müziği ve müzisyenler hakkında çok az şey biliyorum. Okay Temiz`i birkaç yıl önce keşfettim, harika. Maalesef hiç onu konserde görme şansım olmadı. Eminim ki Türkiye`de çok sayıda güzel müzisyen var ve bunların birkaçıyla tanışıp keşfetmeyi umuyorum, kim bilir, belki onlarla birgün şarkı söylerim

Leyla-Diana: Sabır ve içtenlikle verdiğiniz cevaplar için cok tesekkür ederim. 2 kasım gecesi sizi dinliyor olacağız.

Youn Sun Nah: Ben de size çok teşekkür ederim. Konserimde görüşmek üzere.

Leyla-Diana Gücük

Cazkolik.com / 29 Ekim 2018, Pazartesi

Youn Sun Nah: "So my roots are everywhere in my music"

Leyla-Diana: You are coming from a musician family. Your father is an orchestra chief and your mother is a musical actress. First of all, you have studied French literature as far as i read. I wonder whether the reason of your learning French is your love and interest for chansons? Why French?

Youn Sun Nah: I started to study French because I was drawn to the French culture but I didn’t know it very well. While studying the French language, my interest for the culture grew more and more. The first Frenchs songs that I listened to fascinated me, I was very touched by the interpretation of the singers. At that time I didn’t understand the lyrics at all, so I would imagine stories. I understood what the lyrics meant much later.

Leyla-Diana: Also, in connection with this, you moved to France but then said that in order to be able to sing chanson a person needs to be French. Could you comment about your feelings and reflections on this?

Youn Sun Nah: When I arrived in Paris, I thought I could never sing French songs without being French myself. I think I would have had the same reaction about another country and its songs. I was coming from such a different culture, I thought I could never embody the lyrics. I spent my whole life in Korea. I was afraid to destroy the magic of what I felt listening to the French singers. Finally with time, a lot of time, and also with the encouragements of musicians and friends I tried singing a few songs. I realized I couldn’t never sing them like a French person so I sang them just my way, with my cultural background.

Leyla-Diana: You have been working together with Ulf Wakenius since 2007, could you tell about this cooperation?

Youn Sun Nah: My collaboration with Ulf Wakenius is key in my career as a singer, it gave me opportunities to try new things. The first time we met was the day of our first concert. We had to rehearse in the afternoon and then go on stage. The first tune Ulf proposed me to perform is Frevo, a composition of Egberto Gismonti. I told him, "I can’t do it, it`s too difficult" he answered, "let’s try and we`ll see". Finally we did it and it worked. Ulf also encouraged me to cover songs that I did not dare to sing like "Avec" by Léo Ferré or "Enter Sandman" by Metallica. Ulf is someone who supports me a lot, both on stage and outside. He`s been a friend and for 10 years, our duet of acoustic guitar and voice has performed hundreds of concerts around the world. We couldn’t have expected that the first time we met. Beyond our duo, it`s because of him, and also Lars Danielsson that I met Siggi Loch and joined the ACT label.

Leyla-Diana: You also worked Lars Danielsson, how do you evaluate this term?

Youn Sun Nah: Meeting Lars was also very important. He produced “Voyage” my first album with the label ACT, then he participed on my two following albums. We didn’t have the opportunity to play together often on stage but he’s one of the musician who really has a special place in my musical journey these past ten years.

Leyla-Diana: Born in Korea, how do you blend musical elements of your root with your musical feelings when you move to Europe?

Youn Sun Nah: For a long time I thought my roots were not compatible with the musics I wanted to make: jazz. I thought I had to do something close to American or European singers. When I realized it would be impossible I wanted to stop my musical studies and go back to Korea to do something else. My teachers in France then encouraged me to keep going with my own tone of voice and cultural background. I didn’t believe in it much but I gave it a try. Finally, I realized that I had to accept myself as I am to become a singer. So my roots are everywhere in my music.

Leyla-Diana: Your so far albums have performed very well, achieved succesful results and awards. What is the secret of your success?

Youn Sun Nah: I don’t have any secrets, otherwise I would tell you ;) I believe in luck in being successfull. It doesn’t happen exactly when you choose to, but at some point something happens, and them something else, and a dynamic comes together. There is luck and fate, beyond all the work a musician need to do, I’m sure. Of course you also need the audience to welcome you. And there are the people who work with me, who are involved in the development of my career: musicians, labels, agents...

Leyla-Diana: Your tour schedule is very packed. How do you manage to fit in such a tight schedule with all these journeys and performances?

Youn Sun Nah: The schedule can sometimes be difficult. When I first started my career, I dreamed about having this kind of schedule, so I can only be happy! As for everyone, a job can be restrictive, or tiring. But when I see the public, during and after the concerts, I forget all the hard parts of the tour and I focus only on the present moment and how lucky I am.

Leyla-Diana: Among all these busy schedule, are you able to work on new projects and albums? Could you share the upcoming news with Cazkolik readers?

Youn Sun Nah: From March 2019 I’ll play with a new band, a trio with Pierre-François Dufour who is a cellist and percussionist, and Tomek Miernowsi, who is also the guitarist of the quintet with whom I’ll perform on November 2nd in Istanbul. Both are multi-instrumentalists. I have been thinking about this project for a while. Also, I’ll keep on doing concerts with my quintet and the duo with Ulf Wakenius.

Leyla-Diana: Finally, i would like to ask questions about Turkey. As far as i remembe, you visited Istanbul in 2014 for Lento album promotion. Did you have a chance to see around Istanbul as a tourist? Were there any places that you found amazing? And also regarding Turkish musicians. Are there any Turkish musicians you know or listen to? Would you like to be a part of a project with a Turkish musician?

Youn Sun Nah: I came to Istanbul twice, in 2012 and 2014. I had time to visit and I saw the Blue Mosque, Aya Sofya and little Aya Sofya, Topkapi Palace, Basilica Cistren and of course the Spice Bazaar! Beyond that, what I like in Istanbul is the city itself, the feeling in the streets. A city where tradition meets modernity, the spiritual and material. Istanbul doesn’t compare to any cities I have ever visited. Unfortunately, I know very little about the Turkish music and musicians. I discovered Okay Temiz some years ago, he’s amazing, unfortunately I never had the chance to see him in concert. I’m sure there are many more wonderful musicians in Turkey and I hope to be able to meet and discover a few of them. And, who knows, perhaps sing with them one day.

Leyla-Diana Gücük

Cazkolik.com / October 29, 2018, Monday


Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

Aşk ve insan ilişkilerine dair kırık blues duygulu şarkılarıyla genç şarkıcı Charles Pasi konserleri başlıyor
Ölümünün yirminci yılında "Tribute to Frank Sinatra" konserleri başlıyor.
Leyla-Diana Röportajı: Günümüzde caz vokalin en etkileyici seslerinden Youn Sun Nah ile 2 kasım Zorlu PSM konseri öncesi konuştuk.
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Leyla-Diana Röportajı: Günümüzde caz vokalin en etkileyici seslerinden Youn Sun Nah ile 2 kasım Zorlu PSM konseri öncesi konuştuk. » 28. Akbank Caz Festivali Özel: Hayatın kırılgan yanlarını anlatan adam Avishai Cohen son albümüyle festivale geliyor. » Yusuf Biton Yazdı: Dünyanın en iyi cazcılarıyla bir hafta boyunca lüks bir gemide gece gündüz beraber olduğunuzu düşünün. » Yiğit Köseoğlu Yazdı: sınır tanımayan cazcıların festivali; Kavkaz Caz Festivali`ne dair izlenimler, notlar ve fotoğraflar yayında. » 25. İstanbul Caz Festivali Özel: Festivalde üst düzey caz performanslarını usta isimlerin yeni albümünden dinleyeceğiz. » Zorlu PSM Caz Festivali Özel: Yakın dönem caz tarihi efsanesi Miroslav Vitous ile konseri öncesi Nazlı Toprak konuştu. » 20. yüzyıl bir büyük sanatçısını daha kaybetti. Sinema yönetmeni Milos Forman`da müziğin etkisi ya da Forman`ın müziğe etkisi. » Baharda aşk başkadır... Baharda herşey başkadır, caz da başkadır ve bu yüzden baharı müjdeleyen 10 caz şarkısını derledik ama kimi mutsuz. » Caz çağının önde gelen ismi, oyun ve roman yazarı James Baldwin`in 1960`larda İstanbul`da geçirdiği on yılın hikayesi. » Hakan Akoğlu Röportajı: Jorge Pardo, Carles Benavent, Levent Yüksel, Cenk Erdoğan ve İsmail Tunçbilek Paco DeLucia için konuştu. » Özel Haber: Türkiye`nin ilk caz festivali hangisi? Kaynaklar bizi 18-30 Mayıs 1982 Beyoğlu Dünya ve Fitaş sinemalarına geri götürüyor. » 24. İzmir Avrupa Caz Festivali 1-18 Mart arası Amerikalı starlar olmadan iyi caz konserleri dinlemenin formülünü verecek. » Caz müziğinin ve müzisyenin dinle ilişkisi? Dr. Jason Bivins nerdeyse hiç dokunulmamış ağır bir taşı yerinden kaldırdı. » Aynı anda iki şehri kapsayan Türkiye`nin yeni caz festivali XJAZZ Festival Berlin ve İstanbul`un ortak çabasının ürünü. » Caz Şubatı`ı konserlerinde caz tarihinin yaşayan efsanelerinden, 89 yaşındaki dev bir isim Lee Konitz`i izleyeceğiz. » Yılın ilk caz festivali Uluslararası Bursa Nilüfer Caz Tatili Festivali 29 Ocak akşamı başlıyor. » Akbank Sanat yeni yılın ilk etkinliğine başlıyor; Akbank Sanat Gitar Günleri`nde yerli & yabancı ustaları izleyeceğiz. » 19. Ankara Caz Festivali Özel: Festival vokal cazın önde gelen isimlerini Ankaralı cazseverlerle buluşturacak. » İş Sanat 2015-16 sezonunda sahnesinde cazın her biri ayrı özelliklere sahip büyük sanatçılarını ağırlayacak. » Son dönem yayınlanan yerli caz albümlerinde "İstanbul" ile ilgili besteler. » Dünyanın en köklü caz festivallerinden Newport Caz Festivali`ni yerinde izleyen Firuz Soyuer notlarını ve fotoğraflarını Cazkolik için derledi. » 22. İstanbul Caz Festivali Özel: European Jazz Club konserleri cazda farklı kültürlerve coğrafyalardan sanatçıları buluşturan derinlikli kesişim kümeleri yaratıyor. » Yeni sezonda Salon`un caz konserleri haritasını hazırladık. » Mayısta gerçekleşen New York Jazz Expo seminer ve konserlerini yerinde izleyen arkadaşımız Emine Dursun notlarını ve izlenimlerini Cazkolik için kaleme aldı. » Sketches of Ethiopia: Etiyopya`dan Batı Afrika`ya bir caz köprüsü; Mulatu Astatke. » Albüm söyleşileri & Caz Üzerine Konuşmalar serisinin ilk konuğu Eleven Short Stories albümüyle ülkemiz caz ve modern müziğin en dikkat çeken çalışmalarına imza atan isimlerden Erdem Helvacıoğlu. » 19. İstanbul Caz Festivali Özel "Festival Gazetesi" yayında... Efendim, mesele şu, istiyoruz ki 19. İstanbul Caz Festivali`ne kadar okurlarımızı festivale katılacak sanatçılarla ilgili güncel en son haberlerle bilgilendirelim ve bu haberleri bir yerde "Festival Gazetesi" adı altında toplayalım. İçinde bol bilgi de olsun, tatlı dedikodular da. » Jazz Times dergisi, Ocak 2011`de düzenlenen ECS (Consumer Electronics Show) fuarında cazseverleri, hatta odyofilleri mutlu edecek pek çok güzel haberi derledi... » Yeniden hayat bulan albümler... » Lester Young iki önemli albümünün orijinal baskılarıyla koleksiyonerleri adeta tahrik ediyor.
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp