Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Flüt Piyano Resitali

Sanatçı: Piyano: Tayfun İlhan, Flüt: Cem Önertürk
Mekan: Yeldeğirmeni Sanat, Rasimpaşa Mah. İskele Sok. No: 43/1, Yeldeğirmeni, Kadıköy (Tel: 0 216 337 0058)
Tarihi: 24 Nisan.2019
Saat: 20:00
Web Adresi: http://kultursanat.kadikoy.bel.tr
Etkinlik Bilgisi : Flüt ve Piyano repertuvarının en sevilen örnekleri ile dinleyicileriyle buluşan Cem Önertürk ve Tayfun İlhan Yeldeğirmeni Sanat için hazırladıkları özel programı seslendirecekler. İkili, F. Doppler, F. Poulenc, D. Scarlatti, Santuri Ethem Bey, Şadi Işılay, E. Z. Ün ve F. Borne gibi bestecilerin eserlerini siz sanatseverler için seslendirecekler. Bilet Fiyatları: Tam 30 TL, Öğrenci ve İndirimli 15 TL.


Akbank Sanat Caz Günleri: Lorenzo de Finti Quartet

Mekan: Akbank Sanat, Taksim, İstanbul
Tarihi: 24 Nisan.2019
Saat: 20:00
Etkinlik Bilgisi : Akbank Sanat`ın aylık caz konserleri serisinde bu ay sıra İtalyan dörtlü Lorenzo de Finti Quartet`te. Önemli not: Akbank Sanat`ın 30 nisan Dünya Caz Günü özel konserine bakmayı unutmayın.


 
Sevin Okyay

Monk espasları, Bach fügleri, bazen bir kalipso karışımı

 5442 defa okundu. Yorum Ekle      Yorumları Oku  Önceki   |   Sonraki  

Keşke her yıl gelse

Brad Mehldau, adını taşıyan triosuyla birlikte (8 Mart) Perşembe akşamı İş Sanat’ta olacak. Yabancı bir-iki kaynakta biletlerin tamamının satıldığını okudum. Hiç şaşmam. Brad Mehldau, aşırı seyirci ilgisi nedeniyle bir seferinde CRR’de trio konserinden hemen sonra bir de solo konser vermek durumunda kalmıştı.

* * *

Piyanoda kendisi var, basta Larry Grenadier, davulda Jeff Ballard. Sanıyorum, Joshua Redman ile Cemal Reşit Rey’deki o nefis düo konserinden sonra ilk gelişi bu. O konser de ancak son gün duyurulabilmiş, aniden ağzına kadar dolmuştu. ‘Redman-Mehldau’, ‘Metheny-Mehldau’ kadar heyecan verici bir başlık çünkü. İkisi de 1990’lı yıllarda seslerini duyurmuşlardı. Redman Külkedisi muamelesi görürken, Mehldau’ya (biraz da fazlaca iddialı “Art of the Trio” serisi nedeniyle olsa gerek) daha çok büyümüş de küçülmüş muamelesi edilmişti.

* * *

O zamanlar, hatta ilk gelişinden sonra bile, ne yalan söyleyeyim, kendini beğenmişin biri olduğunu düşünüyordum. Aslında onda bu yetenek oldukça ne kadar kendini beğense umurumuzda olmazdı ama, değilmiş zaten. Fevkalade kibarmış, hatta yanına yaşlı bir hanım gelince ayağa kalkan zarif ve hoşsohbet bir delikanlıymış. Gerçi artık 40 yaşını da geride bıraktı.

* * *

Beni en çok heyecanlandıran neredeyse live performanslardan biri, onun Marciac’taki konserinin CD’si ve DVD’sidir. Sevdiğim bir yazı da yazmıştım, bulamadım ama. Mehldau’nun dinleyicilerini başıyla selamladıktan sonra her türlü ilişkiyi kesip tamamen piyanosuyla muhatap oluşu vardır, bunun en iyi örneklerinden biriydi işte. Mehldau’nun ilk DVD’siydi. Solo konseri akşam inerken başlamış, gece sona ermişti. Ellerini de bol bol görüyorduk. Mehldau kendi bestesi “Resignation”ı çalarken (eğer izlemeyi seçerseniz), ekranın bir yanından da notalar akıyordu.

* * *

Brad Mehldau, bugün caz piyanosunun en büyük isimlerinden biri. Ona Keith Jarrett’ın bir numaralı varisi gözüyle bakılıyor. Kendinden önceki ustaların: Jarrett, Chick Corea ve McCoy Tyner’ın ardından gelen kuşağın en seçkin ve yaratıcı caz piyanisti olduğuna hiç şüphe yok. Bir zamanlar sadık bir takipçisi sayıldığı Bill Evans’la arasına yeterince mesafe koyduğunu düşünüyorum. Zaten, “The Art of the Trio Vol. 2”daki özgün “Young and Foolish” yorumunun da kanıtladığı gibi, Mehldau’da izleri sezilen, bu parçayı seslendirmiş olan 1950’ler sonrasındaki efsanevi izlenimci değil, 1980’deki ölümünden hemen önceki Evans’tır - biraz tedirgin, hatta tehlikeli.

* * *

Mehldau’daki izleri yalnızca klasik müzik ve Evans’a bağlamak da mümkün olmaz. Onun müziği hem bütün yönleriyle caz geleneğini, hem de yirminci yüzyıl müziğinin, rock dahil, her bildik ve ücra köşesini içerir. Yıllardan beri kendi üslubuna sahip, hatta onu geliştirdi, zenginleştirdi. Hem albümlerinden, hem de birkaç yılda bir izlediğimiz konserlerden anlıyoruz bunu. Bu yakınlarda okuduğum bir Bill Evans yazısında, örneğin, “hatta Brad Mehldau’nun ilk döneminde bile Evans etkisi sezilir,” diyordu. Bak sen!

* * *

“Rock dahil” dedim, çünkü Mehldau’nun bir özelliği de, kendi besteleri ve caz standartlarının yanısıra popüler müzik parçaları, özellikle de rock müziği aranjmanları yapmasıdır. Nick Drake, Beatles, Radiohead ve Paul Simon, böyle aranjmanlardan nasiplerini almıştır. Halen de sınırları zorlamayı sürdürüyor, çok şükür. Bu sayede de istisnai bir repertuara sahip.

* * *

Onu gene basta Grenadier, ama davulda Jorge Rossy ile de izlemiştik. Sonra malum “düet”te, Joshua Redman’la. Nisan’da ya da hemen sonra gene birlikte sahneye çıkacaklar. Ne var ki, düet ne kadar başarılı olsa, solo konserleri ne kadar takdir toplasa da, tıpkı vakitsiz kaybettiğimiz Esbjörn Svensson gibi, Mehldau da hep piyano-bas-davul oluşumunu tercih etmiştir.

* * *

Caz dünyası onu 1995’te Warner’in “Introducing Brad Mehldau” albümüyle tanıdı ama aldığı övgülerle ödüller onu caz dinleyicilerinin seçkin kitlesine, hatta daha ötesine taşıdı. Hiç çıraklık dönemi yaşamadı, klasik müzik geçmişini cazdaki yaratılığıyla harman ederken dikiş yerlerini göstermedi. Bir melodiyi çıkış noktasına kadar indirip parçaladığı halde onun özünü parçaların tamamında korumayı başarıyor.

* * *

Özellikle solo çaldığı zaman (barlarda ‘resital’ verip olumlu tepki alabilen nadir kişilerden biridir) ortalıkta Chopin, Schumann, Beethoven’in hayalleri dolaşıyor. Ama birden bir bebop havası onları altedebiliyor. Brad Mehldau, başı tahtaya değecekmiş gibi, piyanosunun üstüne kapanarak çalıyor. Buna karşılık, piyanosunu forse eden bir icracı değil, zaman zaman ortalığı bir heyecan kasırgası sarsa da. Daha çok, “pianissimo” bir şair. Bazen, “Art of the Trio Vol.3”teki beş bestesinden “Convalescent”da olduğu gibi iki eli birbirinden tamamen ayrı bir melodi tutturuyor, bağımsız çalıyor sanki. Ama Mehldau’nun virtüozitesi onları birleştiriyor.

* * *

Monk espasları, Bach fügleri, bazen bir kalipso çağrışımı; Cecil Taylor, Chuco Valdes, Keith Jarrett’in duygu kasırgaları... Etkiler, kaynaklar, benzetmeler olabilir elbette, ama Mehldau tümüyle kendine özgü bir müzik yapıyor: Dört dörtlük bir Brad Mehldau müziği. Sihir kaynağı ortadan çekilene kadar, dinleyicilerine başka hiçbir şey yapamadan kendini tam anlamıyla verip onu dinlemek dışında şans tanımıyor.

* * *

Festival kapsamındaki ilk buluşmamızda hazır bulunup neye uğradıklarını şaşıranlara gelince, sonraki konserlerde adam başına beşer kişi getirecek kadar olumlu propaganda yaptıklarından eminiz. 16. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin programı açıklandığında beni en fazla heyecanlandıranlar SMV ile Mehldau olmuştu. Triosuyla, basta Larry Grenadier ve davulda Jeff Ballard ile Cemal Reşit Rey Salonu’nda (CRR) bir konser verecekti. Sonra bir baktım, web sayfasında bir duyuru var. İlk konserin biletleri günler öncesinden tükenmiş, Mehldau aynı gün, ilk konserin başlamasından iki saat sonra solo bir ek konser vermeyi teklif etmiş. Doğrusu, Grenadier ile Ballard’ı takdir ederim ama, solo Mehldau dinlemek fikri bana daha cazip geldi.

* * *

Pazartesi akşamı CRR’de iki ayrı dinleyici grubu buluştu. İki grup da hayatından memnundu. Mehldau, sahneye çıktı, piyanosunun başına oturdu ve ânında çalmaya başladı. İlk sette çaldığı parçaları anons etti, onu dinlemeye geldiğimiz için bize teşekkür etti. Sonra da bizimle tamamen ilgisini kesip piyanosuyla bir aşk ilişkisine girdi. Yorgunsa da (ki mutlaka öyleydi) belli etmedi, uzun bir bis bile çaldı. Eve gidince de bir baktım, Ece bana Exit Music’in videosunu yollamış. Gerçi davulda Jorge Rossy vardı ama, olsun. Trio formatını da dinlemiş olduk böylece. Eksiksiz bir Brad Mehldau akşamıydı.

* * *

Yarının da öyle olacağını umuyorum. Her dinletisinde, her albümünde bestecilik ve yorumculuğunun sınırsızlığını, akıcı ritmik figürler ve beklenmedik patlamalarla bezediği müziği ile bir kez daha ispatlayan emsalsiz Mehldau, bizi kendisiyle birlikte alıp götürecek. ‘Live’ Brad Mehldau, albümlerden çok farklı bir etki yaratır. Keşke, 20’sinde A.B.D.’de, 12’sinde sair yerlerde piyasaya çıkacak olan albümü “Ode”u da alma imkânı bulsak!

Sevin Okyay
07 Mart 2012, Çarşamba
Cazkolik.com

Paylaş

Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

PSM Caz Festivali Özel; Nazlı Toprak-John Scofield Röportajı: Müziğimi nasıl mı dinç tutuyorum?
Ekonomik krizde caz sponsorlukları ne durumda?
Bu fikir Jak Kohen`in bana yaptığı bir iyilik oldu. Ona müteşekkirim.
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Acayip eğlendik » Miles`ın ruhuna yazılan film müziği. » İzmir`e dair caz anılarından "Out Louder" albümüne. » 20 öncü yıl » Akbank 6. Uluslararası Caz Festivali: Lurie, İbrahim, Surman ve diğerleri... » Gonzalo Rubalcaba günümüzün en iyi piyanistlerinden ama kendi kültürünün de temsilcisi » John Scofield`ın sırları. » 23. İstanbul Caz Festivali Özel: Festivalin en etkileyici gruplarından biri. » 22. İstanbul Caz Festivali Özel: James Blood Ulmer`ı duyunca içimden sessiz bir çığlık yükseldi; » "Birazcık dolaşsam, simit yesem" Cazın beş büyük yenilikçisinden biri Ornette Coleman ve anılar... » 21. İstanbul Caz Festivali Özel : Caz İçin Tuhaf Bir Yer`de ışığın çocuklarını bahçeye buyur ettik... » İsveçli kalbim, Rus ruhum... » Düşlerinden vazgeçmeyen adam; Wadada Leo Smith. » Dünyanın dört yanından taşıdığı seslerle yeni bir dil yaratan adam Stephan Micus`un stili caz ötesi. » John Scofield Uberjam Band 2013 İKSV Salon konseri yazısı. » "Mare Nostrum" yani "Bizim Deniz"... Sevin Okyay gruba dair Nazım Hikmet, Tunçel Kurtiz, Enrico Rava, eski yolculuklar, yeni konserler... Geçmişten bugüne her detayı anlatıyor. » İstanbul Caz Festivali`nin bu yıl ki özel projesi Esbjörn Svensson`u anma konserini Sevin Okyay kaleme aldı. » 20. İstanbul Caz Festivali Özel: Bob James ve David Sanborn 27 yıl sonra yeniden birarada. » Tatsız bir şaka. Mulgrew Miller bizi bırakıp gitti » Sevin Okyay bu akşam (28 Şubat) Babylon`da konser verecek Hollandalı caz piyanisti Michiel Borstlap`ı yazdı... Ödüllü sanatçı ile ilgili anekdotlar ve notlar yayında... » Lawrence Butch Morris bizi terk etti. » İstanbul seması altında daha önce Lars Danielsson ve Ulf Wakenius`u canlı sahnede izlemiş miydik? Galiba hayır! Ama işte bu akşam İskandinav cazının iki önemli ustasını aynı sahnede izleme şansımız var. Ve onları Sevin Okyay gibi bir usta kalemin elinden okumak da öyle... » Bir efsane sahnede! Adını Nick Cave ile birlikte andığımız bir efsane Blixa Bargeld 30 Kasım ve 1 Aralıkda Borusan`da... Efsaneyi Cazkolik okurları için Sevin Okyay yazdı... » Kasım ayının en güçlü projelerinden David Murray Big Band & Macy Gray`i Sevin Okyay yazdı. » Braxton sahiden de cazın son dahisi olabilir » 22. Akbank Caz Festivali`nin konseri merakla beklenen zen-funk grubu Nik Bartsch`s Ronin`i Sevin Okyay kaleme aldı. » Yıllardır bir kez daha gelmesi beklenen Keith Jarrett ve üçlüsü nihayet bu akşam festivalde cazseverlerle buluşuyor. Büyük sanatçıyı Sevin Okyay özel olarak kaleme aldı. » Üç konserli muhteşem gece... » Sevin Okyay bu akşam (12 Temmuz) Arkeoloji Müzesi bahçesinde konseri olan Lars Danielsson`u yazdı: Danielsson Sihirli Bahçede... » Günlerdir meraklıları bu akşamki Stephan Micus konserini bekliyor. Sanatçı hakkında son noktayı koyan yazı ise ustamız Sevin Okyay`dan geldi: » Monk espasları, Bach fügleri, bazen bir kalipso karışımı » Havada Bir Şeyler Var... » Müsaitseniz, oğlum uğrayacak! » Sevin Okyay`dan popüler caz gündeminin üç önemli aktörü olan isimler için kaleme aldığı harika yazısı yayında; Sam Rivers ve George Garzone - Can Kozlu... » Afrika`dan Arjantin`e yol gider... » Brad Mehldau; "Live in Marciac"... Piyanistler arasından bir genç usta... Sevin Okyay`dan bir albüm yazısı... Yaşayan en etkileyici caz piyanistlerinden Brad Mehldau`nun son albümü Sevin Okyay`ın kaleminde. » Üç günde dünyanın en iyi caz piyanistlerinden dördünü dinlemek!.. » Bu sezon yolu İstanbul`a üçüncü kez düşen piyanist Terrasson bu kez yeni albümü "Push"u seslendirecek. » Sevin Okyay 13-14 Mayısta İstanbul Jazz Center`ın "Early Summer Jazz Fest" adı altında düzenlediği caz günlerinde sahne alacak olan basın büyük starı Victor Wooten`ı yazdı. » Eski dost Lawrence Butch Morris » Latin müziğinin güneşi » Geçen haftanın Corea & Burton ikilisiyle, bu haftanın Towner & Fresu ikilisi Sevin Okyay`ın kaleminde. » Sevin Okyay`ın yeni yazısında aynı haftanın iki büyük ismi buluştu... » Love Trio, bir de Arto
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp