Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Ülkem Özsezen Synesthesia Quartet

Sanatçı: Ülkem Özsezen (p), Bora Çeliker (g), Alper Yılmaz (b), Berke Özgümüş (d)
Mekan: The Badau, Akasya (Rez: 0 532 306 4334)
Tarihi: 22 Kasım.2019
Saat: 21:30
Web Adresi: https://www.facebook.com/events/1
Etkinlik Bilgisi : Piyanist Ülkem Özsezen, gitarist Bora Çeliker, elektrik basçı Selçuk Karaman (SelKa) ve davulcu Ferit Odman ile The Badau`da bir araya geliyor. Müzisyen bir aileden gelen piyanist/besteci Ülkem Özsezen ünlü caz okulu Berklee College of Music?den 2001 yılında mezun oldu. Aynı zamanda caz eğitimcisi ve prodüktör olan müzisyenin tümüyle kendi bestelerinden oluşan Ghost`s Note ve Milliday isimli iki albümü bulunuyor. Synesthesia, Ülkem Özsezen`e ait besteler ve caz standartlarından oluşan bir repertuar sunuyor.


Subway Jazz Station

Sanatçı: Vokal: Bestem Yuvarlak, Saksafon: Serhat Talay, Gitar: Cem Çatık, Kontrbas: Kadir Akyol
Mekan: Yeldeğirmeni Sanat, Rasimpaşa Mah. İskele Sok. No: 43/1, Yeldeğirmeni, Kadıköy (Tel: 0 216 337 0058)
Tarihi: 22 Kasım.2019
Saat: 20:30
Web Adresi: http://yelsanat.kadikoy.bel.tr/
Etkinlik Bilgisi : Subway Jazz Station; 2011 yılında gitar, vokal, saksafondan oluşan caz trio ile metro istasyonlarında üç yıl çalarak grubun temellerini attı. İsmini buradan alan grup 2013 yılında gruba bas ve davulun eklenmesiyle quintet ve quartet alternatifleriyle aktif olarak birçok konser, festival ve özel etkinliklerde sahne almaktadır. Repertuarlarında ballad, swing, gypsy, bossa nova, latin ve blues standartlarından oluşan eserleri kendi yorumlarıyla dinleyiciye ulaştırmayı hedefliyorlar. Bilet Fiyatları: Tam 30 TL, Öğrenci ve İndirimli 15 TL.


İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Konseri

Sanatçı: Şef: Can Okan, Solist: Can Okan (Piyano)
Mekan: Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Tarihi: 22 Kasım.2019
Saat: 20:00
Etkinlik Bilgisi : Program:
Mozart Figaronun Düğünü Uvertürü
Mozart Piyano Konçertosu No: 12
Strauss Kibarlık Budalası Süiti Op. 60 


Kasım Ayında Caz Müziğinin Tüm Renkleri Cloud 34?te Buluşuyor

Mekan: Cloud 34, Hilton İstanbul Bomonti
Tarihi: 22 Kasım.2019
Saat:
Etkinlik Bilgisi : İstanbul’un en büyük oteli Hilton İstanbul Bomonti’de yer alan şehrin popüler mekanı Cloud 34, Kasım ayında düzenleyeceği Colors of Music geceleriyle caz müziğinin en güzel örneklerini misafirlerinin beğenisine sunacak. Eşsiz İstanbul manzarasıyla, 34. kattan İstanbul’u selamlayan mekan, Kasım ayı itibariyle her Cuma ve Cumartesi gecesi farklı ülkelerden ve tarzlardan esintiler içeren konsept geceleriyle misafirlerine adeta bulutların üzerinde bir müzik ziyafeti yaşatacak. “Abbey Lincoln gecesi”, “Latin Amerika Bossa Nova müzikleri”, “Film müzikleri gecesi”, “Bir Parizyen gecesi”, “An evening in song” ve “Other Standarts” gibi farklı müzik konseptlerinden oluşan “Colors of Music” gecelerinde, Emin Fındıkoğlu & Melisa Kral, Deniz Taşar, Cansu Nihal Akarsu & Cem Kaprol, Burcu Hancı, Dolunay Obruk, Gizem Dinç, Seran Bilgi ve Asena Akan gibi caz müziğinin ünlü isimleri sahne alacak.


Küçük bir Kontrbas Festivali: Fora ve Poyraz Baltacıgil

Mekan: Şerefiye Sarnıcı, Binbirdirek, Piyer Loti Cad. No:25, Fatih, İstanbul, Tel: 0 21) 568 6080
Tarihi: 22 Kasım.2019
Saat: 20:30
Etkinlik Bilgisi : Üç konserden oluşan bir mini kontrbas merkezli müzik festivalinin ilk konseri Fora ve Poyraz Baltacıgil konserinden oluşuyor.


Uluslararası Antalya Piyano Festivali: İdil Biret ve Antalya Devlet Senfoni Orkestrası Konseri

Mekan: Antalya Kültür Merkezi
Tarihi: 22 Kasım.2019
Saat: 20:30
Etkinlik Bilgisi : 2000 yılından bu yana Antalya`nın uluslararası "Sanat Şehri" kimliğine katkıda bulunan, Avrupa Festivaller Birliği (EFA) üyesi Uluslararası Antalya Piyano Festivali bu yıl 16 Kasım-30 Kasım tarihleri arasında yapılacak. Bu yıl 20ncisi gerçekleşecek olan festivalde yerli ve yabancı sanatçılar Antalyalı müzikseverlerle buluşacak. Antalyalı müzikseverler 22 Kasım‘da klasik piyanonun ünlü virtüözü İdil Biret’i dinleyecek.


 
Sevin Okyay

[Sevin Okyay Arşivi] Kendi üslubunun kralı

 563 defa okundu. Yorum Ekle      Yorumları Oku  Önceki   |   Sonraki  

Yazının orijinali 2012 yılında 22. Akbank Caz Festivali konseri öncesi yayınlanmıştır.


Vokal cazın en saygın adlarından Gregory Porter, 2012 yılında çıkardığı “Be Good” albümünün tanıtım turnesi münasebetiyle 11 Ekim’de Babylon’da olacak. Şarkıcı, 22. Akbank Caz Festivali’nin en heyecan verici adlarından biri.

* * *

Caz vokalistleri çoğunlukla kadın olur, malum. Ama cazın tarihinde çok iyi erkek şarkıcılar da vardır. Zaman zaman festivallerde, mekânlarda Kurt Elling gibi günümüzün seçkin erkek seslerini birinci elden dinlemek de nasip oluyor. 22. Akbank Caz Festivali’nde de Babylon’da karşımıza son dönemde vokal cazın en iyilerinden biri olarak kabul edilen Gregory Porter çıkacak. Sanatçıyı dinleyenler, onu sahnede, birinci elden görmek için de sabırsızlanıyor. Albümler ile kliplerden izlediğimiz kadarıyla, güzel sesi ve kendine özgü yorumu kadar, sahne performansıyla da gönül çelecek. Belki de tiyatro tecrübesinin bir armağanıdır.

* * *

Porter’ı, “sıradaki en büyük erkek caz vokal yıldızı” olarak ilk tanımlayan, sanırım allmusic.com’du. 2010 yılında çıkan ilk albümü, "Water" ile 53. Grammy Ödülleri`nde "En İyi Caz Vokali" dalında aday oldu. Bir yıl sonra ise, Fransız L`Académie du Jazz tarafından düzenlenen Django Reinhardt ödüllerinde "En İyi Caz Vokali" seçildi. Şimdi de, bu yıl çıkan ikinci albümü "Be Good"un turnesi kapsamında İstanbul’a gelip, 22. Akbank Caz Festivali’ne katılıyor. Gregory Porter, 11 Ekim Perşembe akşamı Babylon`da sahneye çıkacak.

* * *

Yetenekli bir çocukmuş. Beş yaşındayken “Once Upon A Time, I Had A Dreamboat” diye bir şarkı besteleyip teybe kaydettiğini söylüyor. Annesi işten dönüp de oğlunun söylediği şarkıyı dinleyince, onun tıpkı Nat ‘King’ Cole gibi söylediğini düşünmüş. ‘Kral’ Nat’in adını ilk kez duyuşunun ardından, küçük Gregory de onu yakından tanımaya çalıştı. Annesinin bütün Nat ‘King’ Cole plaklarını plastik Playskool pikabında çalarak saatler boyu dinledi.

* * *

O gün bugündür de kendini müzikle ifade etme coşkusu hiç sona ermedi. Cole’un kendisine ve müziğine olan bağlılığı sürüyor. Anısını da, kendi geçmişiyle birleştirerek, ayakta tutuyor. Gregory Porter’ın, Nat Cole için bir şovu var, şarkılarla ve anlatarak bizi onun müziğinin dünyasına davet ediyor. Bir yandan da bu müziğin küçük yaştayken kendi hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor. Porter, flütçü Hubert Laws’un albümü “Hubert Laws Remembers the Unforgettable Nat King Cole”de Cole’un hit parçası “Smile”ı seslendirdi.

* * *

Aslında bu kaydın da Porter’ın ilk yıllarına ışık tutan bir hikâyesi var. Sanatçının ilk CD’sinin yapımcı-aranjörü saksofoncu, piyanist ve besteci Kamau Kenyatta, onun “en iyi arkadaş” olarak tanımladığı kişidir. Kenyatta’nın aslında Porter’ın meslek hayatı üzerinde, ta onun San Diego’daki küçük caz kulüplerinde şarkı söylediği günlerden bu yana uzanan hatırı sayılır bir etkisi var. Porter o sıralarda San Diego’da yaşıyordu. Bir futbol (Amerikan futbolu) bursuyla San Diego Eyalet Üniversitesi’nde okuyor, defans oyuncusu olarak oynuyordu, ta ki omuzu sakatlanıp spora veda edene kadar.

* * *

Futbolcu-şarkıcının ikinci kulvardaki yeteneğini fark eden Kenyatta ona destek oldu ve Porter’a göre, neyi öğrenmeye ihtiyacı varsa onu öğretti. Kenyatta genç müzisyeni Los Angeles’teki stüdyosuna da davet etti. Tesadüf işte, aynı zamanda Laws’un yukarıda bahsi geçen albümünün yapımcısıydı. Elbette Poter’ın çocukluğunda Cole’un müziğine nasıl tutkun olduğunu da biliyordu. Laws, Porter’ın, bestesi Charlie Chaplin’e ait olan ve sanatçının 1936 yapımı “Modern Times”da kullandığı “Smile”a eşlik edişini duyunca, albüme Porter’ın sesini de içeren bir ‘bonus’ parça koymaya karar verdi.

* * *

O gün Hubert Laws’un kızkardeşi Eloise de stüdyodaydı. Kendisi de şarkıcı olan Eloise, “It Ain’t Nothin’ But the Blues” adlı yeni bir müzikalin kadrosuna dahildi. Porter sonunda, Denver Center for the Performing Arts, Colorado’da açılışını yapan oyundaki sekiz ana rolden birine sahip oldu. Kimse de tiyatro tecrübesinin az oluşuna aldırmadı. Derken New York’a gittiler. Önce Broadway dışında, sonra Broadway’de oynadılar ve başarılı oldular. 1999’da New York Times Porter’ı övdü. Müzikalleri o yıl Tony ödülünün de aralarında olduğu ödüller aldı. Bu başarısı sonucunda, Gregory Porter, Eloise Laws ile bir kez daha tiyatro sahnesine çıktı.

* * *

Yarı otobiyografik “Nat King Cole and Me” gösterisinde, kendi çocukluğundan söz ediyor, bir babanın yokluğuyla geçmiş bir çocukluğun acısı ve bu acıyı dengeleyen Nat ‘King’ Cole plaklarını dinlemenin keyfi. Annesi onun sesinin Cole’e benzediğini söyleyince de küçük çocuk efsanevi şarkıcının babası olduğuna, o meşhur aşk şarkılarını da kendisine söylediğine inandı. “Nat King Cole and Me”de kendi duygularını sergileyerek, hayatının hikâyesini dinleyiciyle paylaşarak cesur bir sanatçı olduğunu kanıtlıyor. Babasıyla birliktelikleri birkaç günü geçmemiş. Rufus Porter, oğluyla birlikte olmayı pek gönülden istemiyor gibiymiş sanki. Evleri boyayan babası için “Man on a Ladder” diye bir şarkı yazmış, başka bir proje için. Onu müziğe sevkeden, sekiz çocuğunu tek başına büyüten annesi Ruth için de bir şarkısı var, elbette: “Be Good”daki “Mother’s Song”.

* * *

2009’da, merkezi Harlem’de olan Motéma Music’ten çıkardığı ilk albümü “Water”daki şarkıların çoğunun duygusul şarkılar olması da bu nedenle şaşırtıcı değil. “Water”la adını duyurduğunda, sesine hakimiyetiyle de öyle dikkatı çekmişti ki, Wynton Marsalis ona “harika bir genç şarkıcı” olarak tanımlamıştı. “Water” aynı zamanda onu biçimlendirmiş dev müzisyenleri ve kimsenin tanımadığı etkileri (küçükken gittiği kilisenin papazı gibi) de yansıtıyor. Ancak, Cole ve Donny Hathaway gibi şarkıcıların müzikleri, yorumları Porter’ın üslubunu biçimlendirmekte yardımcı olsa da, onun tamamen kendine özgü bir yoruma, dahası, bir dünya görüşüne sahip olduğu da besbelli. Ayrıca bu ilk albümde ona, aralarında iki parçada çalan alto saksçı James Spaulding’in de bulunduğu güçlü bir kadro eşlik ediyordu: piyanoda Chip Crawford, alto saksta Yoske Sato, trompette Curtis Taylor, trombonda Robert Stringer, basta Aaron James, davulda Emmanuel Harold. Tabii bu kadronun oluşumunda yapımcı Kamau Kenyatta’nın da büyük rolü vardı.

* * *

Bir eleştirmen, BBC ve NYTimes’ın da methettiği albümün Porter’ın “güçlü sesini, çarpıcı anlayışını ve estetik kontrolunu” kanıtladığını söylüyor. Gospel’den blues’a, R&B’den bebop ve ballada uzanan “Water”, onun özel hayatına ve meslek hayatına nelerin damga vurduğunu gösteriyordu. Çok az ilk albümde görülen bir başarıyla, “En İyi Caz Vokal Albümü” dalında GRAMMY’ye aday gösterilen “Water”un son parçası olarak, şarkıcı klasik bir şarkıyı, “Feeling Good”u ‘a cappella’ söylemeyi tercih etmişti. Derin, sıcak bariton sesine odaklanarak söylediği “Feeling Good” albüm için kusursuz bir kapanış olmuştu. “Water”, listelerde bir numaraya yükseldi, yıl sonunda “En İyi” listelerinde de kendine yer buldu.

* * *

Gregory Porter, sadece on beş ayda, ülkesinde ve ülkesi dışında beğenilen, yurtdışı turnelere çıkan bir sanatçı haline geldi. Yükselen yıldızının en parlak olduğu yer de, Avrupa’ydı, özellikle Jamie Cullum’ın BBC radyo programında yeraldığı, Londra Caz Festivali’ne katıldığı İngiltere. Jazz Wise dergisi “Water”ı, 2011’in bir numaralı caz albümü seçti ki, vokal bir albüm ilk kez bu mertebeye yükseliyordu. Fransa da onu bağrına bastı.

* * *

İkinci albümüyle de hayal kırıklığı yaratmadı. Tersine “Be Good”, ilk albümün formülünü daha da geliştirdi. Çekirdek kadrosunu korudu, hatta tenor saksta Tivon Pennicott ve trompette Keyon Harrold ile pekiştirdi. Hem duygusal, kişisel, hem de herkese hitap edecek şarkılar sundu. Albümde, caz standardı seviyesinde şarkılar var: “When Did You Learn”, “Bling Bling” ve yetişkinlerin nasıl masum çocuklara olumsuz-olumlu davranışlar yakıştırdıklarını, yansıttıklarını anlatan “Painted on Canvas” gibi. “En coşkuyla yazdığım şeyler, kendi kişisel deneyimlerimle ve ilişkili olduğum insanlarla ilgili,” diyor Porter. “Bu hep geçerli mi? Hayır. Ama kırık bir kalp üzerine yazabilirim, çünkü benim kalbim de kırıldı. Terslikler üzerine yazabilirim, çünkü başıma geldi. Gerçek aşkı yazabilirim, çünkü yaşadım.”

* * *

Hem meslek hayatının başında, hem de ilk albümünde Porter’a yardımcı olan Kamau Kenyatta, “Be Good”un da yapımcılarından. Ne de olsa, onun şarkıcı ve besteci olarak en güçlü yanlarını bilen kişi Kenyatta. Porter’ın kendini sadece müziğe adamış biri olmadığını söylüyor. “Onunla bir gün geçirirsiniz ve müziğin lafı bile geçmeyebilir,” diyor. “Pek çok konuda bilgi sahibi, bu da Gregory’ye özgü türden bir yaratıcılığa yol açıyor... Güncel olaylara hakim, hayata çok büyük bir anlayışla bakıyor.” Smoke sakinleri bunu iyi bilir. New York’un üst Batı yakasındaki bu şık caz/yemek kulübünün müdavimleri, onun “Water”daki çok sevilen siyasi şarkısı “1960 What?”ın hayranı, söylemezse alkışlarla talep ediyorlar. Bazen okşayan, bazen duygulandıran, bazen de tokatlayan bariton sesiyle, isteklerini yerine getiriyor. “Hey! The Motor City is burning!” diye bağırıyor tutkuyla.

* * *

Gregory Porter Los Angeles’ta doğdu, Bakersfield’de büyüdü, şimdi de Brooklyn’in Bedford-Stuyvesant semtinde yaşıyor ama kendini semtlerle kısıtlamıyor. Müziği için bütün dünyayı mekân edinmiş. Şehrinde sık sık Jazz at Lincoln Center Jazz Orchestra’ya konuk olduğu gibi (ne olsa, liderleri Wynton Marsalis’in beğendiği bir cazcı), Smoke Jazz’in de kıdemli sanatçılarından. Avrupa caz festivallerini de varlığıyla şenlendiriyor, tıpkı 22. Akbank Caz Festivali’nde olduğu gibi. Eleştirmenler ona ‘Cazın yeni kralı”, ‘Sürünün lideri’ gibi sıfatlar yakıştırıyorlar.

* * *

Sesi soul ve R&B ekollerine has bir ses, Sam Cooke, Lou Rawl gibi efsanevi sesleri yankılıyor. Ama ilk iki albümü de kesinlikle caz albümleri. Janrları harmanlarken, iki ayağının üzerinde sarsılmadan duruyor. Zaten Porter caz, soul ve R&B şarkıcıları arasına böyle duvarlar çekmeyi de sevmiyor. “Çünkü bu müzikler gospel ve blues’dan doğmuş, birbirine çok yakın kuzenler.”

* * *

Peki, Gregory Porter kişisel hikâyeler anlattığına göre, insan merak ediyor, acaba “Be Good”a adını veren şarkının bir hikâyesi var mı diye. “Bu şarkı yürümeyen bir ilişkim üzerine. Bütün ilişki boyunca o beni sevdi, hayran kaldı, ama bir kutuda muhafaza etti sanki. Kafese yerleştirdi, oradan çıkıp onu sevmeme ya da gerinip kendim olmama izin vermedi. O kafeste hep kendimi kontrol etmek zorunda kaldım. Onun için de ayrıldıktan sonra eve dönerken, bu konuda bir erkek şarkısı, ama teselli edici bir şarkı yazsam dedim kendi kendime. Yetişkin bir adama ninni. Bu şarkı o işte. Avusturyalı bir dansçıydı, bu yüzden şarkı da bir tür vals.

Sevin Okyay
04 Haziran 2019, Salı
Cazkolik.com

Paylaş

Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

Kahveler, fallar... Aşk dedikoduları başlasın.
Işıl Çalışkan Röportajı: Kerem Görsev yeni albümüyle mükemmel denge arayışında.
Cazın kayıp halkası
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» [Sevin Okyay Arşivi] Dianne buraya, eller havaya! » [Sevin Okyay Arşivi] Kendi üslubunun kralı » [Sevin Okyay Arşivi] Caz Yap Cazzz! » 23. Ankara Caz Festivali Özel-Sevin Okyay Yazdı: Hoşgeldin Hayati Kafe. » PSM Caz Festivali-Sevin Okyay yazdı: Festivalin güzel sesleri; Peyroux, Edwards ve Biel » [Sevin Okyay Arşivi] Acayip eğlendik » [Sevin Okyay Arşivi] Miles`ın ruhuna yazılan film müziği. » [Sevin Okyay Arşivi] İzmir`e dair caz anılarından "Out Louder" albümüne. » [Sevin Okyay Arşivi] 20 öncü yıl » [Sevin Okyay Aşivi] Akbank 6. Uluslararası Caz Festivali: Lurie, İbrahim, Surman ve diğerleri... » Gonzalo Rubalcaba günümüzün en iyi piyanistlerinden ama kendi kültürünün de temsilcisi » John Scofield`ın sırları. » 23. İstanbul Caz Festivali Özel: Festivalin en etkileyici gruplarından biri. » 22. İstanbul Caz Festivali Özel: James Blood Ulmer`ı duyunca içimden sessiz bir çığlık yükseldi; » "Birazcık dolaşsam, simit yesem" Cazın beş büyük yenilikçisinden biri Ornette Coleman ve anılar... » 21. İstanbul Caz Festivali Özel : Caz İçin Tuhaf Bir Yer`de ışığın çocuklarını bahçeye buyur ettik... » İsveçli kalbim, Rus ruhum... » Düşlerinden vazgeçmeyen adam; Wadada Leo Smith. » Dünyanın dört yanından taşıdığı seslerle yeni bir dil yaratan adam Stephan Micus`un stili caz ötesi. » John Scofield Uberjam Band 2013 İKSV Salon konseri yazısı. » "Mare Nostrum" yani "Bizim Deniz"... Sevin Okyay gruba dair Nazım Hikmet, Tunçel Kurtiz, Enrico Rava, eski yolculuklar, yeni konserler... Geçmişten bugüne her detayı anlatıyor. » İstanbul Caz Festivali`nin bu yıl ki özel projesi Esbjörn Svensson`u anma konserini Sevin Okyay kaleme aldı. » 20. İstanbul Caz Festivali Özel: Bob James ve David Sanborn 27 yıl sonra yeniden birarada. » Tatsız bir şaka. Mulgrew Miller bizi bırakıp gitti » Sevin Okyay bu akşam (28 Şubat) Babylon`da konser verecek Hollandalı caz piyanisti Michiel Borstlap`ı yazdı... Ödüllü sanatçı ile ilgili anekdotlar ve notlar yayında... » Lawrence Butch Morris bizi terk etti. » İstanbul seması altında daha önce Lars Danielsson ve Ulf Wakenius`u canlı sahnede izlemiş miydik? Galiba hayır! Ama işte bu akşam İskandinav cazının iki önemli ustasını aynı sahnede izleme şansımız var. Ve onları Sevin Okyay gibi bir usta kalemin elinden okumak da öyle... » Bir efsane sahnede! Adını Nick Cave ile birlikte andığımız bir efsane Blixa Bargeld 30 Kasım ve 1 Aralıkda Borusan`da... Efsaneyi Cazkolik okurları için Sevin Okyay yazdı... » Kasım ayının en güçlü projelerinden David Murray Big Band & Macy Gray`i Sevin Okyay yazdı. » Braxton sahiden de cazın son dahisi olabilir » 22. Akbank Caz Festivali`nin konseri merakla beklenen zen-funk grubu Nik Bartsch`s Ronin`i Sevin Okyay kaleme aldı. » Yıllardır bir kez daha gelmesi beklenen Keith Jarrett ve üçlüsü nihayet bu akşam festivalde cazseverlerle buluşuyor. Büyük sanatçıyı Sevin Okyay özel olarak kaleme aldı. » Üç konserli muhteşem gece... » Sevin Okyay bu akşam (12 Temmuz) Arkeoloji Müzesi bahçesinde konseri olan Lars Danielsson`u yazdı: Danielsson Sihirli Bahçede... » Günlerdir meraklıları bu akşamki Stephan Micus konserini bekliyor. Sanatçı hakkında son noktayı koyan yazı ise ustamız Sevin Okyay`dan geldi: » Monk espasları, Bach fügleri, bazen bir kalipso karışımı » Havada Bir Şeyler Var... » Müsaitseniz, oğlum uğrayacak! » Sevin Okyay`dan popüler caz gündeminin üç önemli aktörü olan isimler için kaleme aldığı harika yazısı yayında; Sam Rivers ve George Garzone - Can Kozlu... » Afrika`dan Arjantin`e yol gider... » Brad Mehldau; "Live in Marciac"... Piyanistler arasından bir genç usta... Sevin Okyay`dan bir albüm yazısı... Yaşayan en etkileyici caz piyanistlerinden Brad Mehldau`nun son albümü Sevin Okyay`ın kaleminde. » Üç günde dünyanın en iyi caz piyanistlerinden dördünü dinlemek!.. » Bu sezon yolu İstanbul`a üçüncü kez düşen piyanist Terrasson bu kez yeni albümü "Push"u seslendirecek. » Sevin Okyay 13-14 Mayısta İstanbul Jazz Center`ın "Early Summer Jazz Fest" adı altında düzenlediği caz günlerinde sahne alacak olan basın büyük starı Victor Wooten`ı yazdı. » Eski dost Lawrence Butch Morris » Latin müziğinin güneşi » Geçen haftanın Corea & Burton ikilisiyle, bu haftanın Towner & Fresu ikilisi Sevin Okyay`ın kaleminde. » Lord Carter sahnede » Love Trio, bir de Arto
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp