Dünya Şiir Günü'nde şiir ile müziğin ilişkisi

Dünya Şiir Günü'nde şiir ile müziğin ilişkisi

 

Şiir ile müzik ilişkisine ve sanatlar arası etkileşime dair “lied, Schubert ve Goethe” örneği

 

 

Almanca “şarkı” anlamına gelen, şiir üzerine yazılmış, enstrüman -genellikle piyano- eşlikli bir biçim olan lied 17. yüzyıldan itibaren sanat şarkısı olarak gelişmiş ve özellikle 19. yüzyılda merkezi bir rol oynamıştır.

 

“Bu dönemde, şiirin müzikle ifade edildiğinde önemli bir katkı getirdiğine ve etkisini güçlendirdiğine inanılıyordu. 1809 tarihli bir mektubunda Goethe; ‘müziğe uyarlanmadıkça hiçbir lirik şiirin bir bütün olamayacağını’ belirtmişti. Böylece, söz ve müzik ilişkisi estetik uyum içinde, birinin diğerini bastırmadığı birliktelikleriyle 19. yüzyılın lied sanatını oluşturuyordu.” (Boran, İ. ve Şenürkmez, K. (2007). Kültürel tarih ışığında çoksesli Batı müziği. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, s: 181)

 

Romantizmin öncü bestecisi olan Beethoven, romantik lied’in de öncüsü olmuştur. Romantik dönemin lied bestecileri; Schubert, Schumann, Brahms ve Hugo Wolf, besteleri için çağdaşları olan edebiyatçıların şiirlerini seçmişlerdir.

 

Franz Schubert (1797-1828), lied biçiminin ustası olarak anılır. 31 yıllık kısa yaşamında yarattığı lied’lerinin dışında, birçok senfoni, pek çok oda müziği yapıtı ve piyano parçaları ile romantik dönemin ilk temsilcilerindendir. On beş yıl içinde Goethe, Müller, Petrarca, Schiller, Ruckert, Heine ve Uhland gibi edebiyatçıların şiirleri üzerine 600’ün üzerinde lied bestelemiştir. “Schubert, müziğini şiire uydururken, şiirin yapısına ve ritmine körü körüne bağlanmış değildir; şiiri bağlayıcı bir gereç gibi değil, melodik yapının özgürlüğünü dürtecek, geliştirecek bir yorum ortamı gibi kullanmıştır.” (Mimaroğlu, İ. (2014). Müzik tarihi. İstanbul: Varlık Yayınları, s: 94)

 

Schubert, lied’lerini genel olarak klasisizm çerçevesinde bestelemiştir. “Schubert’in melodilerinde klasik sadelik, romantik yumuşaklık ve isabetli ifade bir arada görülür.” (Michels, U. ve Vogel, G. (2013). Müzik atlası. İstanbul: Alfa Basım Yayım Dağıtım, s: 431) Lied’lerinde, uyumlu bir armonik doku ve yalın melodiler kullanan Schubert, genellikle, her bölümün farklı sözlerle ve aynı müzikle söylendiği yapıya bağlı kalmıştır. “Schubert ilk olarak şiirin ve müziğin ritminden işe başladı. Bu doğrultuda iki sanatın ortak noktasını yakalayıp bir birliktelik oluşturmayı amaçlıyordu. Sözle şarkıyı birbiri içinde özümseyerek bir senteze ulaşmayı hedefliyordu. Kullandığı yöntemlerin en başında, çalgısal bölümü şan partisinin içine yerleştirmek geliyordu. Sözcük ve müzik ilişkisindeki eşdeğerlik kavramı üzerinde durarak, bir şiiri salt seslendirmekten öte sözcüklerin içerdiği anlam kadar, gizli kalanı, kelimelere dökülmemiş olanı da ifade edebilmeyi amaçlıyordu.” (Boran ve Şenürkmez, 2007, s: 182)

 

Erlkönig (Ölüm Meleği- Azrail), Die Winterreise (Kış Yolculuğu), Die Schöne Müllerin (Güzel Değirmenci Kız), Der Tod und das Madchen (Ölüm ve Genç Kız), Schubert’in en ünlü lied’leri arasındadır. Schubert, kariyeri boyunca Johann Wolfgang von Goethe’nin (1749-1832) şiirlerinden faydalanmıştır. Schubert lied’lerinde, Goethe’nin önemi çok büyüktür. “Schubert, şöhretini, Goethe’ye ait 80 adet şiiri müziğe uyarlayarak pekiştirmiş ve Goethe’nin adının Alman edebiyatına uzak olan toplumlarda da tanınmasını sağlamıştır. Goethe’nin kitaplarını ya da şiirlerini okumayan milyonlarca insan bugün onun adını, Schubert’in uyarlamış olduğu lied’ler sayesinde tanımıştır. Dolayısıyla Goethe, birçok müzikseverin de hayranlığını kazanmıştır.” (Küçük, G. (2003). Goethe edebiyatının Schubert liedler üzerine etkisi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.)

 

Schubert’in en ünlü lied’lerinden Erlkönig (1815) de Goethe’nin 1782’de yazdığı aynı adlı şiiri üzerine bestelenmiştir. “Cinlerin ve perilerin kralı” anlamına gelen Erlkönig şiirinde yer alan baba, oğul ve Erlkönig’in konuşmaları ve sahnenin dramatik havası Schubert’in lied’inde de aynı şekilde kurulmuştur. “Gece, fırtına ve dörtnala giden atın canlı ritimleri eşlikte sürekli olarak duyuruluyordu. Melodide, gittikçe yoğunlaşan konuşmaların heyecanı ve gerilimi doğrudan verilmişti. Şiirin genel havası, sözcüklerin tınısı ve ritmik nitelikleri yitirmeden, eşlikle bütünleşerek ortaya çıkıyordu. Çocuğun Ölüm Meleği’ni gördüğü andaki panik, havanın o anki durumu, karanlık gece şiirde nasıl doğrudan anlatılıyorsa müzikte de o şekilde belirtilmişti.” (Boran ve Şenürkmez, 2007, s:183)

 

 

Music by Franz Schubert
Poem by Johann Wolfgang von Goethe 
Created by Oxford Lieder: www.oxfordlieder.co.uk 
Taken from the album 'Schubert Year by Year'
Daniel Norman, Tenor 
Sholto Kynoch, Piano 
Jeremy Hamway-Bidgood, Director/Designer

 

Sonuç olarak; sanat tarihi boyunca edebiyat ve müzik etkileşim içinde olmuş ve birbirini beslemiştir. Edebiyat ile müzik birlikteliginin en güzel örneklerinden ve romantik dönemin en önemli biçimlerinden olan lied, romantik ruhun ilk temsilcilerinden Franz Schubert ile yükselişe geçmiş ve Schubert sonrasında da gelişimine devam etmiştir. Müzik tarihi ve romantik dönem lied’siz düşünülemezken, lied Schubert’siz, Schubert lied’leri de Goethe’siz düşünülemez.

 

Not: Bu yazı, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü’nde Doç. Dr. Esra Karaol’un, Müzikte Türler ve Biçimler - Romantik Dönem Müziği yüksek lisans dersleri için hazırlanan bitirme çalışmasından üretilmiştir.

 

Deniz İlbi

 

Cazkolik.com / 21 Mart 2024, Perşembe

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Deniz İlbi

Müzikoloji yüksek lisansı mezunu Deniz İlbi Porto Üniversitesi’nde doktora yapıyor, toplumsal cinsiyet ve caz üzerine akademik çalışmalarını sürdürüyor.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.