Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Obua & Piyano Duo

Sanatçı: Sezai Kocabıyık (Obua), Eren Aydoğan (Piyano)
Mekan: All Saints Kilisesi, Moda, Kadıköy
Tarihi: 17 Kasım.2018
Saat: 18:00
Web Adresi: http://www.istanbulfilarmoni.org
Etkinlik Bilgisi : 73 yıllık İstanbul Filarmoni Derneği bu sezon farklı yerlerde düzenlediği konserlerle öne çıkıyor. Bu akşam obua-piyano duosu dinlemek mümkün. Biletleri Biletix veya Antonina Turizm`den (444 5418) almak mümkün.


3. CRR Uluslararası Gitar Festivali

Mekan: Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Tarihi: 17 Kasım.2018
Saat:
Web Adresi: http://www.crrkonsersalonu.org
Etkinlik Bilgisi : Bu yıl 3cüsü gerçekleşecek Uluslararası Gitar Festivali 16 kasımda başlıyor! Dünyaca ünlü 16 sanatçınyı izleyeceğimiz festival kapsamında, 6 konser ile 6 masterclass gerçekleşecek. Festival, günümüzün en önemli gitaristlerinden Marco Socias’ın 18 kasımdaki konserle sona erecek. Müzikseverler festivalde klasik gitarın yanı sıra flamenko gitar performanslarını da takip edebilecek.

Günün Programı:
Ignacio Rodes / Masterclass / Saat: 10.00
Ilgaz Benekay / Masterclass / Saat: 13.00
Ezgi Anıl & Burcu Özbalkan “Gitar - Dans” / Saat: 16.00
Laurent Boutros, Ignacio Rodes, Gabriel Gullien, Ricardo Moyano / Konser / Saat: 20.00


Stabat Mater Oratoryosu

Mekan: Süreyya Operası, Kadıköy
Tarihi: 17 Kasım.2018
Saat:
Web Adresi: http://www.biletiva.com
Etkinlik Bilgisi : Gioachino Rossini`nin (1792-1868) geleneksel Stabat Mater yapısına bağlı kalarak dört solist, koro ve orkestra için bestelediği eser, ilk kez 7 Ocak 1842`de Paris`te, Théâtre-Italien`in yönetimindeki Salle Ventadour`da seslendirilmişti. Rossini, eseri oluştururken kendi libretto ve kompozisyonlarından yararlanmış, daha sonra İtalyan besteci Giovanni Tadolini (1789-1872) ek olarak 6 bölüm daha yazmıştır. Rossini`nin opera yazmaya son verdiği dönemde bestelemeye başladığı eser 1831-1841 yılları arası, 10 yılda tamamlanabilmiştir. Orkestra Şefi Zdravko Lazarov’un yönettiği İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve Korosu’nda solist olarak; Otilia Radulescu İpek, Aylin Ateş, Erdem Erdoğan ve Suat Arıkan yer alıyor. Koronun çalıştırılmasını ise Paolo Villa üstleniyor.


Sibel Köse Band

Sanatçı: Sibel Köse vo, Janusz Szprot p, Murat Ulus b, Serkan Alagök d
Mekan: SAMM`s Bistro Uğur Mumcu Cad No 19 GOP Ankara 0 312 447 9 000
Tarihi: 17 Kasım.2018
Saat: 20.30
Web Adresi: http://www.hotelsamm.com
Etkinlik Bilgisi : Sibel Köse, ortaokulda iken caza gönül verdi, ODTÜ`de okuduğu yıllarda profesyonel olarak şarkı söylemeye başladı; özel sesi, yorumu ve yeteneği ile zaman içinde Ankara sahnelerinden uluslararası sahnelere uzandı. Yıllardır konserler veren, albümlerde yer alan; önemli festivallere, sanat etkinliklerine, radyo ve TV programlarına katılan Sibel Köse, ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde, ikiliden büyük orkestralara önemli projelerde yer almaya devam ediyor; caz vokal atölyeleri düzenliyor. Dinleyicisinin sevgi ve hayranlıkla takip ettiği sanatçı, 17 Kasım?da harika sesi ve yorumu, zengin repertuarı ile SAMM?s bistro sahnesinde...


 
PUL (HAFTALIK CAZ KÖŞESİ)

Sahici müzikten yapay müziğe

Feridun Ertaşkan
Yayın Tarihi: 12 11 2018
Değişiklik Tarihi: 15 11 2018 02:10
Bu içerik toplam 502 defa okunmuştur.
Caz yeni bir dünya...

Goya`nın kendi çocuğunu yiyen Venüs`ü.

Caz, duyguların ifadesinde klasik müzik kadar güçlü mü?

Bu soru uzun süredir kafamı kurcalıyor. Bazen, öyle bir müziğe denk gelirsiniz ki, hani mıhlanıp kalmak gibi. Dinlediğiniz müzikleri geriye doğru sararak düşünün, bu anların kaçı caz müziğiydi? Bu sorunun cevabını vermek kolay değil. Antik Yunan tragedyalarından, Shakespeare’den bu yana temel insani duygularla daima meşguluz. Hep meşgul olacağız. Sanat ve müzik de öyle. En kıymetli eserler varoluşa dair olanlar değil mi? Tarih öncesi ya da binlerce yıl sonrası bu en temel dürtülere yönelişimiz değişmeyecek, işte, tutkulu bir cazsever olmama rağmen, tam bu noktada, geçmişe bakarak, klasik müziğin farkı ve üstünlüğünün öne çıktığını söylemek durumundayım. Klasik müzik, özellikle, yaratıcılık alanı sonsuz görünen dramatik skalada üç yüz yılı aşan sürede olgunlaşan olağanüstü bir repertuvara sahip. Daha öncekileri bırakın, sadece, içinde cazın da olduğu modernizme açılan 20. yüzyıl başında oluşan eserlerin ürettiği duygu gücü karşısında insan şaşkınlığa ve çaresizliğe uğruyor.

* * *

Aaron Copland ‘Yeni Müzik’ kitabında oldukça az sayıda müzikseverin 19. yüzyıl romantizminin müziğe ne kadar egemen olduğunun farkında olduğunu söylüyor. Bu sebeple, devamında, içinde cazın da olduğu gelişen karşı müziklerin önemi ve değerinin altını bilhassa çiziyor. Belki o da değiniyor ama ben altını tekrar ve kuvvetle çizmiş olayım, 20. yüzyılın, tarihin en sarsıcı savaşlarını yaşaması, o dönemi yaşayan 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başı sanatçı nesillerini oldukça derinden etkiledi. Bunu sadece müzikte değil dönemin tüm sanat yapıtlarında kıyasıya görmesi mümkündür. İnsanoğlunun ahlaki sınırları, duygusal ağırlıkları zorlandıkça yaratıcılık kapasitesi arttı ama karşılığında büyük bedeller ödendi. Bu bedellerin önemli bölümünü sanatçılar ödedi. Vereceğim tek bir örnek, Elgar’ın ‘Çello Konçertosu’ bunu hissettirmeye fazlasıyla yeterli. Kıta Avrupasının nasıl büyük ve toplam bir yenilgiye uğradığını anlatır bu eser, ya da bana öyle geliyor, öyle olmalı. Elgar’ın kemancı olmasına rağmen bu müziği çelloya emanet etmesi nasıl önemli ve haklı bir tercih. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde, 1919 yılında bu bestenin ortaya çıkması şaşırtıcı değil. Döneme damgasını vuran toplam kaybetmişlik ve utanma duygusunun altından kalkması hiç kolay değildi. Kazanan içinde kaybeden için de bu tipik bir kaçış ve yenilmişlik duygusudur. O kuşağın önemli bölümü sayısız nedenler bileşkesiyle ‘yeni dünya’ya kaçmayı haklı olarak tercih etti. Geride inanılmaz bir yıkım, toparlanması zor ülkeler/insanlar kalmışken yirmi yıl sonra üstüne çok daha büyük bir yıkım geldi.

* * *

Aynı Aaron Copland, insanların, cazın histerik ve grotesk çığlıklarını cazip bulması şaşırtıcı değildi demeye getiriyor. Yirmilerin başında tüm sosyal toplum ve duygu katmanlarını aynı müzikte buluşturmanın bir yolu muydu caz? Arkada bırakılan dünyanın günahı mıydı? Müzik, kendi karşılığını tarihsel bir kesişim kümesinde yaratmayı başarmış görünüyordu. Tüm o acaipliğine, yırtıcılığına, olgunlaşmamışlığına rağmen kendine özgü çekici bir yanı vardı ve cazda ilk bozulmalar da klasik müzikle karşılaştığında oluştu. Henüz başedebileceği, hatta, yeterince anladığı bir ‘rakip’ değildi. Big Band’ler klasik müziğin dans müziği formlarını kullanmaya çalıştıkça zevksizleşti ve bozulma arttı ama kendi içinden çıkan doğru dürüst tepki de bu dönemin ardından geldi.

* * *

Geriye dönerek 20. yüzyılın ilk çeyreğinin eserlerine yeniden bakın. Elgar, Dvorak, Rachmaninoff, Debussy, Janacek, Webern, Schoenberg’leri dinleyin. Mutlaka dinleyin. Rahatlıkla Goya’nın, El Greco’nun kendi dünyalarına dair resmettikleriyle mukayese edilebilir bir dünyanın büyüklüğü ve derinliği tarif edilir gibi değil. 20. yüzyılın başında yaşayan nesiller için yeni dünya ve caz iyi bir kaçış, haklı bir sığınma sebebi olmuş olabilir ama şunu unutmamalı, insanoğlu, yıkımları kendi eliyle yaratan, bunun olması için çabalayan son derece sorunlu bir varlık. Yeniden böyle büyük yıkımlarla karşılaştığımızda kaçacağımız yeni bir dünya artık yok. Bu yükün altında caz da haydi haydi ezilir.


Üniversite caz orkestraları

Mesala... Flying Horse Big Band

JazzTimes dergisi bu ay harika bir iş yaparak ABD’deki caz okullarının kayıtlarını derlemiş. Doğrusu, merak ettiğim bir konuydu, daha doğrusu, bu okulların ne gibi sonuçlar verdiğini cazsever olarak dinlemek, test etmek istiyorduk. Derginin dosyası sayesinde öğrenmiş olduk. University of Central Florida Flying Horse Big Band, University of North Texas One O’Clock Lab Band, Howard University 2017 Jazz Ensemble, University of Kentucky Jazz Ensemble, aynı üniversitenin Mega-Sax Ensemble grubu, University of Nevada Las Vegas Jazz Studies Program, University of Toronto 12tet gibi ve daha fazlası olan orkestralar her yıl mı emin değilim ama düzenli kayıtlarını yayınlıyor. Dergi sayesinde isimleri ve çalışmalarından haberdar olduğumuz bu grupların (ve Avrupa’da olanlar da var ama onlar derginin kapsamında yok) yaptığı kayıtların çoğu dijital platformlarda mevcut, rahatlıkla dinleyebilirsiniz. Konseptleri, yaklaşımları, solistleri ve ensemble soundları farklı bu genç toplulukları önyargısız dinlemenizi öneririm.


Herşeyi klonluyoruz, sesleri neden klonlamayalım?

Bu yöntemle mesela Billie Holiday`e yeni albüm yaptırılabilir mi?

Yapay zekânın nerelere ulaşabileceği en sık sorulan sorulardan. Montreal merkezli Lyrebird şirketi bu soruyu bizim gibi sormakla kalmamış bir de bunu kendine iş edinmiş. Diyor ki; sebzeleri, hayvanları herşeyi klonluyoruz, peki neden sesleri de klonlamayalım? Dünyadaki en gerçekçi sesleri yaratmak için yapay zekâ kullanımı (Artificial Voice) bu soruyla firmanın gündemine gelmiş. Muhtemelen böyle başka girişimlerde vardır ama benim duyduğum şirket bu oldu. Şirketin kurucu ortağı Jose Sotelo “makine öğrenim modelimiz her sesi benzersiz kılan faktörleri belirlemek için üretildi, buna sesin DNA’sı diyoruz. Yeni bir ses aldığımızda veritabanımızdaki diğer seslerden farkını ve benzerliklerini anlamaya çalışıyoruz” diyor. Birkaç dakikalık ses kaydı yeterli, gerisini Lyrebird’in algoritmaları halleniyormuş. Bir insanın sesini, ritmini ve hızını temel alarak aynı o sesi çıkarmasını sağlayan ve sonrasını kendi başına uygulayan bir sistem. Hani CIA filmlerinde ses parçalarını birleştirerek birine söylemediği şeyi söyletirler ya, ondan çok daha gelişmiş bir yazılım bu anlaşılan. Firmanınki hiç değilse ticaret bir girişim, ya bu girişim gizli servislerin elindeyse? Benimki de laf. Tüm yeni teknolojilerin önce silah ve savunma endüstrisi için geliştirildiği saklı değil ki…


Ölmeseydi, ertesi gece ne planlıyordu?

Hargorve`un trompete dair tavsiyeleri

Roy Hargrove’un ölümünün ardından Amerikan caz medyasında hakkında yazılar yayınlanmaya devam ediyor. Bu yazılardan bilmediğimiz çok şey öğrenebiliyoruz. Ben, özellikle çalışma tekniğine dair yeni şeyler öğrendim. Geçen sene verdiği bir röportajda yeni trompetçilere pratik yapmanın önemini vurguluyor sanatçı, ama, öyle laf olsun diye değil, pirinç affetmez diyor, bu iş bisiklete binmek gibi değil, çocukken öğrenmiş olman yetmiyor, özellikle ilkel egzersizler yapmanın altını çiziyor. Ben bu dediğini önemsedim, ne demek istediğini anladım sanırım. Belki yanındakiler için çok kafa şişiren bir şey olabilir ama en tuhaf, en zorlu sesleri çıkarabilmenin yolu bu olmalı. Hiç bitmeyen sürekli bir öğrenme süreci olarak tanımlıyor. Biraz bırakırsan o da seni bırakıyor diyor. Arkadaşları arasında Hargrove’un bir ünlü yanı yorulmamasıymış. Böbrek yetmezliğine bağlı kalp sorunlarından ölen biri için ne tezat aslında. Herhangi bir yerde çaldıkları zaman saat kaç olursa olsun arkadaşlarını mutlaka jam yapacakları bir yere gitmeye zorlar sabahın ilk saatlerine kadar çalarlarmış ve biliyor musunuz, ölümünden sonraki gece aslında bir kilisede ücretsiz konser vermeyi planlıyormuş.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 12 Kasım 2018, Pazartesi

Paylaş

Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

Sahici müzikten yapay müziğe
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Sahici müzikten yapay müziğe » Cazın kırmızı noktası » Müzikte dengelenme zamanı » Yeni yüzyılda caz nasıl olacak? » Caz dünyasında ürkütücü bir ölüm haberi » Kayıplarla dolu bir hafta oldu » Caz müzisyenlerinden tepki » Festival için konser önerileri » Sanat ne yana düşer usta? » Caz ve ticaret? » Cazda yeni bir dergi, yeni kitaplar... » Şu sololara bir kulak verin » Büyük bir sanatçıyı kaybettik » Cazın ve müziğin geleceğine dair sorular » Festival bitti önümüzdeki maçlara bakıcaz » Sahnedeki demokrasi » Deliye hergün caz! » Tatil PUL`ları... » Hollywood starlarının caz sevgisi? » Her festival bir yaz çiçeği » Hangi futbolcu iyi caz müzisyeni olurdu? » Türkiye`de askeri orkestralar ve caz » Caz basını en çok kimi seviyor? » Müzikal çöpler dijital yayıncılığa mı boşaltılıyor? » Caz: 1 - Siyaset: 0 » Müziğe yön verecek 9 yeni enstrüman » 1 numaralı caz festivalinin başına kim geliyor? » Caz insanı şaşırtır » Bir halkın müziği caz » Kerem Görsev bu kez niye farklı? » Klasik müzikle cazın farkı? » CRR Caz Şubatı`nda ne oldu? » Cazda idealizm nedir? » Bebop`ın yanında bol acılı chili yemeği nasıl gider? » Bir yıl daha biterken... » Cazda derin dalga » Sonny Rollins saksofonunu emekli etti » Cazda Fransız erotizmi » Törkiş saykodelik patlaması » Müzisyen sağlığı önemli » Best of`lar dönemine girdik » Vampirler, zombiler... Bu hafta böyle! » Devir açan ilk albümler » Vize krizi cazı da vurdu » Yemek yazarı & caz yazarı? » Saksofonu bulan bir müslüman mı? » İğrenç bir müzik olarak caz :) » Mürekkepte caz mavisi... » Cazın kayıp ruhları... » Yeni sezon başlıyor... » Bir sanat dalı olarak caz » Kan, ter ve şarkı söylemek » Uzun menzilli akustik aygıt » Bergama`da harikulade bir caz girişimi » Caz biyografileri önemli... » 5 yıldız albümler hangileri? » Emoji sanatı... » Hi-Fi`cılar hangi albümleri öneriyor? » #Festivalleştiremediklerimizden misiniz? » Festvaldeeen festivale... » Bizim de bir caz diasporamız olsa... » Yeni bir para birimi olarak LiKE » Paraya kıyın bunları alın » Bu fotoğraf bir son olabilir mi? » Miles Davis dersi » Cep telefonları konserleri mahvediyor » PTT ilk caz albümünü özel pulla anamaz mı? » Cazda artık eskileri merak etmiyorum... » İtalyan caz tarihinde Mussolini ve Sinatra etkisi. » Çalışanlar için sanal tasma? » Türkiye`de kaç kişi caz dinliyor? » Bill Evans`ın bilinmeyen müzikleri... » Vokal caz poplaşırsa ne olur? » Bazı şeyler hiç değişmiyor... » Avrupalı cazcılar daha mı politik? » Cazda dinleyecek ne çok albüm, ne çok müzik var... » Reklamcılar caz müziğini nasıl algılıyor? » Grammy ödülleri bize ne anlatıyor? » Belediyelerin caz müziğiyle ilişkisi?
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp