Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Charlie Siem & Caroline Jaya-Ratnam

Sanatçı: Charlie Siem keman, Caroline Jaya-Ratnam piyano
Mekan: Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Tarihi: 15 Ekim.2019
Saat: 20:00
Web Adresi: http://www.biletix.com/etkinlik/Y
Etkinlik Bilgisi : Program:
J.S Bach Solo Keman İçin Sonat, No.1, Sol minör, BWV 1001
L.V. Beethoven Keman ve Piyano İçin Sonat, Sol Majör
E. Grieg Keman ve Piyano İçin Sonat, No.3, Do minör, Op. 45

"Charlie Siem, Bergen Filarmoni, Camerata Salzburg, Çek Ulusal Senfoni, İsrail Filarmoni, Londra Senfoni, Moskova Filarmoni, Oslo Filarmoni, Rotterdam Filarmoni ve Kraliyet Filarmoni Orkestrası dahil olmak üzere dünyanın en iyi orkestraları ve oda müziği topluluklarıyla birlikte performanslar sergiledi. Charles Dutoit, Edward Gardner, Zubin Mehta, Yannick Nézet-Séguin, Sir Roger Norrington, Libor Pe?ek ve Yuri Simonov gibi önde gelen şeflerle çalıştı. Bugüne kadar katıldığı uluslararası festivaller arasında Spoleto, St. Moritz, Gstaad, Bergen, Tine@Munch, Festival Internacional de Santa Lucía ve Windsor Festivali yer almaktadır. Çok çeşitli bir diskografiye sahip olan sanatçı, Londra Senfoni Orkestrası (Warner Classics, 2011) ve Münchner Rundfunkorchester (Sony Classical, 2014) dahil olmak üzere çok sayıda kayıt yapmıştır. Klasik müziği tüm dünyadaki yeni izleyicilere ulaştırma konusunda büyük bir tutkusu olan Charlie Siem, Bryan Adams, Jamie Cullum ve The Who gibi sanatçılar ile birlikte popüler ezgilerin virtüöz çeşitlemelerini besteledi. Bunların yanısıra, Armani, Chanel, Dior, Dunhill ve Hugo Boss gibi moda markalarıyla da iş birliği yaptı. Erken yaşta müzik kariyerine başlayan Caroline Jaya-Ratnam, Cambridge Üniversitesi’nde müzik eğitimini tamamladıktan sonra, yüksek lisansını ve profesyonel performans diploma programını solo piyano üzerine tamamladı. Caroline, Temmuz 2010’da keman virtüözü Charlie Siem‘in Warner Classics etiketiyle “Charlie Siem Plays Virtuoso Violin Works” albümünde sanatçıya eşlik etti."


Salı Caz: Su İdil

Mekan: Koç Üniversitesi, Sevgi Gönül Kültür Merkezi
Tarihi: 15 Ekim.2019
Saat: 12:30
Etkinlik Bilgisi : 1994 yılında Ankarada’da doğan Su İdil, ortaokulun ilk yıllarından itibaren caz ile ilgilenmeye başlamıştır ve yedi yedi yıldır profesyonel olarak müzik kariyerini sürdürmektedir. Bu yolculuğunda ağırlıklı olarak caz, funk, R&B tarzları harmanladığı repertuvarıyla pek çok farklı şehir ve mekânda konserler veren sanatçı, Türkiye’nin önde gelen müzisyenleriyle çalışma fırsatı elde etmiştir. (Etkinlikler ücretsiz fakat sadece üniversite mensuplarına açıktır).


Müzede Caz: Axel Wolf & Hugo Siegmeth

Mekan: Müze Evliyagil, Ankara
Tarihi: 15 Ekim.2019
Saat: 19:00
Etkinlik Bilgisi : Caz Derneği`nin düzenlediği Müzede caz konser serisi bu akşam Adana Arkeoloji Müzesi`nde Axel Wolf & Hugo Siegmeth konseriyle devam edecek. Saat 17:00`deki müze turuyla başlayacak etkinlik 18:00`deki konserle devam edecek.


 
PUL (HAFTALIK CAZ KÖŞESİ)

Seçim öncesi talebin tam sırası ama duyan?

Feridun Ertaşkan
Yayın Tarihi: 25 03 2019
Değişiklik Tarihi: 25 03 2019 17:02
Bu içerik toplam 1233 defa okunmuştur.
Haftalık caz gezintisi... Bir o konu, bir bu konu...

Belediye salonları, kültür merkezleri caz konserlerini bekliyor

Yerel yönetimler caz müziğine daha fazla yer vermeli

Yukardaki başlığı iki yıl önce, benim bu PUL köşem yayına ilk başladığında atmış, altına uzunca yazmıştım. Başlıktaki talebin muhatabı kimselerin bu köşeyi okumadığını biliyorum, onların duyup okuyacağını sanmam, fersah fersah uzak sayılırız ama yazmaktan geri durmayacağım. Hele şimdi, tam yerel seçimler öncesi şehirlerin yeni başkanları seçilirken bu talebin tam zamanı. Varsın okumasınlar, ne yapayım... O ilk yazıda dediğim basit bir şeydi, öncelikle büyükşehir yönetimlerinin yönettiği şehirlerde biliyoruz ki iri ufaklı birçok kültür merkezi var. Web sitelerine girip aylık etkinliklerine bakarsanız konser, söyleşi, seminer vs. bir dolu kültürel iş yaptıklarını görürsünüz ama içlerinde caz konseri yok denecek kadar az, hatta yok! Bazı belediyeler -ki sayıları gerçekten çok az- yılda bir festivalimsi bir şeyler yapıyor, dediğim o ki, küçük şehir, belde, kasaba vs. yerleri geçtik en azından büyükşehir yönetimleri ayda bir kez olsun programlarında caz konserlerine yer versin. Yerel yönetimlerin ücretsiz ya da düşük ücretli böyle konserler düzenleme imkanları var. Belki hayatında ilk kez caz dinleyecek bir dolu müziksever bu müziğin kendilerine o kadar da uzak olmadığını anlayacak. Buna eminim.


Saniyede bilmem kaç nota!

Dünyanın en hızlısı imiş...

Müzisyen hayranlığı bakımından yıllardır önemli bir kriterdir müzisyenin saniyede bilmem kaç nota bastığı. Tabir de budur; ‘basmak’. Gerçi biraz ergen bir heyecandır ama bakın, birçok konser sanatçısı bu özelliği bakımından tanıtım avantajı yakalıyor. Misal, en son geçen hafta konser veren Maksim Mrvica. Adını çok duydum ama dinlemedim. Saniyede 16 nota klişesini bir kez de bu sanatçı için duyunca dur lan bi dinliyim dedim. Evet, gerçekten güçlü bir tekniği var. İyi de, şahsen benim için bunların pek bir önemi yok. Sonra baktım, Mrvica’nın müziğinin orijinal bir yanı da yok. Tanınmış film melodilerini kendine has tekniğiyle bir de ben çalıyım demiş. Demiş, hadi üstüne bir albüm, albüm de satsın mı bir milyon vs. Ama salon tıklım tıklım dolmuş doğrusu. Yakışır. Gitsin tabii ki herkes. Bu tarz popülaritenin her zaman iyi alıcısı oldu. Bahsettiğim müzisyen piyanist ama bu hız olayı daha ziyade gitaristler arasında çok konuşulurdu, hala da öyledir sanırım. Sevdiğim gitaristleri bir an düşündüm, hiçbirinin bile bir özelliği yokmuş, iyi, rahatladım.


Nerdeyse çocuksu bir hayalgücü

Benim favorilerim en hızlılar değil böyle piyanistler

Norveçli piyanist ve besteci Eyolf Dale bizde ne kadar tanınıyor bilmiyorum ama müziğindeki saflığı yıllardır takip ederim. Şimdi, size de haber ediyim dedim. Son yıllarda epey albüm yayınladı bu çalışkan piyanist. Müziğini dinlediğinizde ne caz ne klasik, ikisi de değil, ama gelin biz caz diyelim, ne de olsa daha çok yakışır. Müziğindeki lirizm ve kırılganlık tarif edilir gibi değil. Ama öte yandan, biyografisinde yazdığı gibi keşifçi bir ruhu, doğaçlamaya alabildiğine açık cesur bir tarzı var. Tord Gustavsen gibi sanatçılara göre bile müziği daha kırılgan. Son çalışmasında çift piyano çalmışlar. Yanısıra, hem orkestralarda hem küçük topluluklarda oldukça çalışkan ve tecrübeli. Kapak portrelerine bakınca temiz bakışlı bir adam görüyorsunuz. Tersi bir surattan bu müzik çıkmaz zaten. Muktedir bir surat, fırlama bir surat, en iyi benim diyen bir surat, küçük dağları ben yarattım diyen bir surat, küçük ovaları da ben yarattım diyen bir surat… Çıkmaz onlardan bu müzik. Hesapçı bir müzik çıkar. Kaç para eder bu müzik diyen bir müzik çıkar. Eyolf Dale’nin müziği çıkmaz!


Cazı icat eden adam?

Bildiğim kadarıyla Buddy `King` Bolden`ın bilinen tek resmi bu!

Şüphesiz böyle tek biri yok… Caz bir kişi tarafından icat edilecek bir müzik değil, hatta ‘icat’ kelimesiyle tarif edilecek bir müzik de değil ama bu işin en gerisine gittiğinizde karşınıza çıkan bir takım insanlar var. Belli ki, bu insanlar bir çeşit geçiş dönemi kahramanları. Hayat hikayeleri filmlere konu olacak kadar çarpıcı ama eğlenceli yönde değil, tersine, dramatik yönde. İşte, bu isimlerin en başında gelir Buddy ‘King’ Bolden. Tam da sinemacıların ilgisini çekecek türden. Nitekim çekmiş de… Geçen haberini yayınladık, ilgi görüyor. Hakkında fazla bilgi olmayan biri, 20. yüzyılın başında henüz 30 yaşındayken şizofrenik belirtilerle akıl hastanesine kaldırılan, çok genç yaşta ölüp giden, kısacık müzik ömrü olan, hiçbir kaydı bulunmayan, sadece kulaktan dolma bilgilerle bugüne gelen ve tek bir fotoğrafı olan bu genç adamın hakkında öyle efsaneler var ki. İşte, bunlar filme alınmış. Cazla ilgili her film güzeldir. Film güzel olsa da, olmasa da güzeldir. Bu film nasıl bilmiyorum. Mayısta gösterilecekmiş. Tanıtım filmini gördüm, sanırım klişelerle dolu bir film gibi görünüyor. Bakalım nasıl olacak.


Ataların çağrısı

Christian Scott`un değişimi sürüyor. Yakında şaman olduğunu açıklarsa şaşırmam.

Christian Scott aTundje Adjuah. Onun ismi artık bu. Prince’in seksenlerdeki dönüşümü gibi bir şey mi acaba? Bence pek değil. Christian Scott giderek ilginç bir sanatçıya dönüştü. Pekçok kişi duymamış olabilir, Scott yeni bir albüm yayınladı. Albümün adı “Ataların Çağrısı” diyebileceğimiz “Ancestral Recall”. Ondaki dönüşümü kendi payıma takip etmekte geciktim. Hatta, bir önceki albümü “Centennial Trilogy”deki işaretleri dahi farketmedim, oysa, o albüm büyük bir mesajdı, turbun büyüğü bu albümde saklı. Sadece bu albüme bakarak değil, yirmi yıldır yaptıklarına bakarak Scott’ı bütün halinde anlamaya çalışmak daha doğru. Tek bir albüm yeterli fikri vermez. Kendisini yavaş yavaş değiştirdi. Bunu yaparken dinleyicisini de, cazı da etkiledi. Yeni albümünü çıkar çıkmaz dinledim. Arkasındaki büyük hikayeyi bilmezseniz fotoğrafın bütününü anlamak zor olabilir, bu yüzden, yeni albüm ekseninde kendimce bir şeyler yazmaya başladım, eğer içime sinerse yakında yayına girer, hep beraber okuruz ama daha önemlisi siz de albümü dinleyin. Kamasi Washington’dan sonra yeni fenomen cazcımız Christian Scott a Tunde Adjuah’tır.


Ne zaman hatırlasam utanırım

O gün sana layık bir dinleyici olamadık usta!

Ben mi duymuyorum yoksa epeydir McCoy Tyner’dan ses çıkmıyor mu… Yaşı sekseni aştı, umarım sağlığı iyidir. Merak edip sitesine baktım 5-6 nisanda New York The Appel Room’da çalacakmış. Geçen yıl şubat-haziran arası on performansa çıkmış, sonrası yok. Belki az çalmayı tercih ediyordur. Zaten New York’dan bile ayrılmamış. McCoy Tyner aklıma gelince hep utandığım o geceyi hatırlarım. İsmini vericem, Garaj İstanbul. Burası hâlâ açık mı bilmiyorum, Beyoğlu’nda sinemacıların, tiyatrocuların gittiği bir yerdi. İşletmecisi de tanınmış bir sinema oyuncusuydu. O mekânın açılış gecesine bizi de davet ettiler. Gittik. Hangar gibi devasa bir yer. En dipte bir sahne var, bar girişe yakın, ünlü ünsüz herkes barın çevresine toplanmış. Şimdi sıkı durun, sahnede kimler var? Piyanoda MCoy Tyner, saksofonda Joe Lovano, kontrbasta Gerald Cannon, davulda Francisco Mela. Sahnede böyle dev isimler var ve adamları dinleyemedik inanır mısınız. Kimse dönüp sahneye bakmıyor bile, öyle gürültü, öyle saygısızlık. Yerin dibine girmiştim. Sonra, tuttum ‘özür diliyoruz’ diye bir yazı yazdım (okumak isteyen buyursun), Yazı çok okundu ama saygısızlık o gece öyle kaldı. Aklımdaki görüntü McCoy Tyner ve Lovano’nun mutsuzluğuydu. Sahneden indikleri anlaşılmamıştı bile. Aradan 7 yıl geçti, aklıma geldikçe hâlâ utanırım.


Dünyanın yeni patronları

Dünyanın yeni hakimleri bu iki marka!

Dünya müzikte Spotify, filmde Netflix üzerinden dönüyor galiba. Geçen gün okuduğum haberde Spotify’ın Hindistan’da yayına gireceği duyurulmasından bir haftadan kısa sürede tam 1 milyon tekil kullanıcı ücretli ve ücretsiz servislerin abonesi olmuş. Bu kadar büyük bir gücün tekelleşmesinin eskiden beri yanlış, haksız ve sorunlu olduğu söylenir. Gerçi rakipler var, başta iTunes, hatta, rakipsiz olan önce iTunes idi, sonra işler değişti. iTunes ücretli download servisi işini fazla sevdi, paylaşmayı istemedi, abonelik üzerinden dinleme işine girmekte geç kaldı. Sadece o mu? Amazon da geç kaldı. Şimdi hepsi pazara girdi ama atı alan Üsküdar’ı geçti. Bunların içinde sadece Tidal’ı ayrı tutuyorum, O, farklı bir kulvar peşinde. Artık download etmenin cazibesi azalırken iTunes’un bu işi ıskalamasını akıl almıyor. Hindistan’da Spotify’ın ücretli aylık abonelik servisi 1,68 $ ile başlamış. Bizde daha pahalı, niye ki? Korkunç bir nüfus var diye mi? Hindistan’da nüfus 1,3 milyar, akılı cep telefonu kullanan sayısı ise 400 milyon. Bizdeki akıllı telefon çılgınlığı anlaşılan Hindistan’ı henüz esir almamış.


Müzik dinleyen peynirler?

Kim sevmez ki...

Fotoğraftaki Emmental peynirleri lezzetli görünüyor değil mi? Valla sizi bilmem ama peynire bayılırım. Hiç ayırdetmem ama ille de beyaz peynir ve en az onun kadar da Kars kaşarı, Erzincan tulumu, Izmir tulumu liste uzar... Daha doğrusu, şarküteri vitrini gözümü döndürür diyeyim siz anlayın. Herhalde çoğumuz öyleyizdir. Şimdi nerden çıktı bu peynir konusu demeyin. Peynir biz Türklere özgü bir şey olmakla birlikte dünyaya envai çeşidini üreten ve satan, peynir kültürünü genişleten de Fransızlar, İsviçreliler vs. Biz o konuda güdük kaldık, yaratıcı, girişken ve akıllı olamadık. Bakın, elin üreticisi Emmental peynirini yaşlandırırken müzik de dinletiyormuş. Bunu yaparken, bu durumu bir de habere çevirerek dünyanın dört yanında konuşulmasını, haber olmasını sağlıyormuş, aynen bizim şimdi yaptığımız gibi. Geçmişi yedi bin yıl önceye dayanan peynir üretiminde gelinen yeni noktamız budur. Haber ajansı Reuters, İsviçreli peynir üreticisi Bert Wampfler şirketinin peynirlerinin dinlenme sürecinde Mozart dinletiliğini duyurdu. Sadece o da değil. Led Zeppelin’in “Stairway to Heaven” parçası da peynirlerin sevdiği müzikler arasındaymış.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 25 Mart 2019, Pazartesi

Paylaş

Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

Yaşamak yeterli değil, parçası olmalıyız
Seçim öncesi talebin tam sırası ama duyan?
Cazı icat eden adamın hayatı filmi oldu.
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Proje nedir? » Bu hafta bütün PUL`lar festivallik » Yeni bir caz festivali » Türk cazının amiral gemisi? » Tatil dönüşü sendromuna çare » Şeytanla değil tanrıyla anlaşan adam » Ölüme mahkum caz grubunun hikâyesi » Festivalin TOP 5`i... » Ressamla müzisyenin aşkı » Caza ne zarar veriyor? » Daha yaratıcı olmak istiyorsan bir duvar inşa et » Cazda küratörlük? » Black argo tarihi » Bir çırpıda bir sürü yeni albüm » Yaşamak yeterli değil, parçası olmalıyız » Üzgünken neden hüzünlü şarkılar dinleriz? » İnsan gerçekten akıllı mı? » Ekonomik krizde caz sponsorlukları ne durumda? » Seçim öncesi talebin tam sırası ama duyan? » Sanatta yanlış anlamalar » Sanat dünyasında hangi iktidar? » Kapitalist Blues? » İlkbahar ve yaz sıcak geçecek » Böyle sesler artık gelmiyor » Dünya nasıl değişir? » Sanal caz klübü mü? » Karşı-kültür ikonu » Caz James Bond`u tükürüğüyle boğabilir mi? » Müzikal soykırım? » Zamanda değil seste yolculuk? » Best of 2018? » Haftalık meraklar... » Yeni bir rakip mi geliyor? » Kültür Bakanlığı`na proje önerisi? » Böyle bir festival bizde de olmalı » Sahici müzikten yapay müziğe » Cazın kırmızı noktası » Müzikte dengelenme zamanı » Yeni yüzyılda caz nasıl olacak? » Caz dünyasında ürkütücü bir ölüm haberi » Kayıplarla dolu bir hafta oldu » Caz müzisyenlerinden tepki » Festival için konser önerileri » Sanat ne yana düşer usta? » Caz ve ticaret? » Cazda yeni bir dergi, yeni kitaplar... » Şu sololara bir kulak verin » Büyük bir sanatçıyı kaybettik » Cazın ve müziğin geleceğine dair sorular » Festival bitti önümüzdeki maçlara bakıcaz » Sahnedeki demokrasi » Deliye hergün caz! » Tatil PUL`ları... » Hollywood starlarının caz sevgisi? » Her festival bir yaz çiçeği » Hangi futbolcu iyi caz müzisyeni olurdu? » Türkiye`de askeri orkestralar ve caz » Caz basını en çok kimi seviyor? » Müzikal çöpler dijital yayıncılığa mı boşaltılıyor? » Caz: 1 - Siyaset: 0 » Müziğe yön verecek 9 yeni enstrüman » 1 numaralı caz festivalinin başına kim geliyor? » Caz insanı şaşırtır » Bir halkın müziği caz » Kerem Görsev bu kez niye farklı? » Klasik müzikle cazın farkı? » CRR Caz Şubatı`nda ne oldu? » Cazda idealizm nedir? » Bebop`ın yanında bol acılı chili yemeği nasıl gider? » Bir yıl daha biterken... » Cazda derin dalga » Sonny Rollins saksofonunu emekli etti » Cazda Fransız erotizmi » Törkiş saykodelik patlaması » Müzisyen sağlığı önemli » Best of`lar dönemine girdik » Vampirler, zombiler... Bu hafta böyle! » Devir açan ilk albümler » Vize krizi cazı da vurdu » Yemek yazarı & caz yazarı? » Saksofonu bulan bir müslüman mı? » İğrenç bir müzik olarak caz :) » Mürekkepte caz mavisi... » Cazın kayıp ruhları... » Yeni sezon başlıyor... » Bir sanat dalı olarak caz » Kan, ter ve şarkı söylemek » Uzun menzilli akustik aygıt » Bergama`da harikulade bir caz girişimi » Caz biyografileri önemli... » 5 yıldız albümler hangileri? » Emoji sanatı... » Hi-Fi`cılar hangi albümleri öneriyor? » #Festivalleştiremediklerimizden misiniz? » Festvaldeeen festivale... » Bizim de bir caz diasporamız olsa... » Yeni bir para birimi olarak LiKE » Paraya kıyın bunları alın » Bu fotoğraf bir son olabilir mi? » Miles Davis dersi » Cep telefonları konserleri mahvediyor » PTT ilk caz albümünü özel pulla anamaz mı? » Cazda artık eskileri merak etmiyorum... » İtalyan caz tarihinde Mussolini ve Sinatra etkisi. » Çalışanlar için sanal tasma? » Türkiye`de kaç kişi caz dinliyor? » Bill Evans`ın bilinmeyen müzikleri... » Vokal caz poplaşırsa ne olur? » Bazı şeyler hiç değişmiyor... » Avrupalı cazcılar daha mı politik? » Cazda dinleyecek ne çok albüm, ne çok müzik var... » Reklamcılar caz müziğini nasıl algılıyor? » Grammy ödülleri bize ne anlatıyor? » Belediyelerin caz müziğiyle ilişkisi?
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp