Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Bilkent Müzik Günleri: Hoca Bey`e Saygı

Mekan: Bilkent Konser Salonu, Ankara BSO Gişesi: 0 312 290 1775
Tarihi: 29 Şubat.2020
Saat: 20:00
Web Adresi: http://bso.bilkent.edu.tr/tr/bilk
Etkinlik Bilgisi : Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi tarafından düzenlenen Bilkent Müzik Günleri sekiz konserden oluşuyor. Sanat Direktörlüğünü Kağan Korad’ın yaptığı etkinlik, zengin repertuvarıyla klasik Batı müziğinin en önemli dallarından biri olan oda müziğine dikkat çekmeyi ve bu alanda faaliyet gösteren grupları destekleyerek müzikseverlerle buluşturmayı amaçlıyor. Bilet almak için tıklayın.
Hoca Bey`e Saygı - 29 Şubat 2020 Cumartesi, 20.00
Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası
Işın Metin, şef
Solist: Bilkent Seçmeleri Kazananı
L. van Beethoven | Leonore Uvertürü No.3, Op.72b
W.A. Mozart | Senfoni No.35, Re majör, KV.385 "Haffner".


Gypsy Devils Orchestra

Sanatçı: Ernest Sarkozi cymbalom, sanat yönetmeni Silvia Sarkozi vokal, viyolonsel, Stefan Banyak keman, Jozef Farkas viyola, Zoltan Grunza klarnet ve tarogato Robert Feher kontrbas
Mekan: Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Tarihi: 29 Şubat.2020
Saat: 20:00
Etkinlik Bilgisi : Slovak kökenli bir grup olan Gypsy Devils; orijinal çalışmaları, kendine özgö dözenlemeleri, sıra dışı müzik kombinasyonları ile yeni bir tarz görüntüsü veriyor. Caz müziğinden klasik müziğe, film müziklerinden geleneksel çingene şarkılarına uzanan geniş bir repertuvara sahip olan grup; çigan müziğinin en güzel örneklerini CRR sahnesinde dinleyicilerle buluşturuyor.


Şenova Ülker Quintet

Sanatçı: Şenova Ülker (tp), Burak Dursun (tb), Önder Focan (g), Anıl Deniz (b), Fırtına Kıral (d)
Mekan: The Badau Akasya (Rez: 0532 306 43 34)
Tarihi: 29 Şubat.2020
Saat: 21:30
Web Adresi: https://www.facebook.com/events/1
Etkinlik Bilgisi : Giriş: 60 TL 1969 yılında Ankara Devlet Konservatuarı?nda başladığı öğrenim yıllarını 1979 MSGSÜ?yü ?Pekiyi? derece ile bitirerek noktaladı. Aynı yıl İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası?nın sınavını kazanıp Birinci Trompetçi olarak çalışmaya başladı. Halen bu orkestrada Trompet Grup Şefi olarak görev yapmaktadır. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı?nda toplam 15 yıl öğretmenlik yaptı, ayrıca verdiği özel derslerle öğrenciler yetiştirdi. Klasik müziğin yanı sıra profesyonel olarak caz müziği çalışmalarında sıkça yer almakta olan Şenova Ülker, daha öğrencilik yıllarında (1977) ?Jazz Juniors? adlı grupla caz çalmaya başladı, bu arada Emin Fındıkoğlu?ndan caz teorisini öğrendi. Billy Hart, Buster Williams Joe Handerson, Arto Tunç, Roy Hargrove, Sammy Figueroa, John Scofiield, Bendik Hofseth, Dianne Reeves ve Randy Brecker gibi birçok caz ustasıyla jam-session ve konserlerde çaldı. 1990?lı yıllarda Önder Focan ile yıllarca birlikte çaldığı gruptan ?Erken? ve ?Sekiz? adlı iki albüm oluştu. 1996 yılında genç müzisyenlerden oluşturduğu ?Şenova Ülker Big Band?i, bir buçuk yıl yönetti ve bu grupla konserler verdi, genç caz müzisyenlerinin yetişmesine katkıda bulundu. 1998 yılında katıldığı Pasaporte Latino grubunda Kübalı müzisyenlerle çalarak o müziği kaynağından öğrenme fırsatını buldu ve ?Latin Türküler? adlı albüm oluştu, ilerleyen yıllarda bu müzik ve müzisyenlerle daha yoğun çalıştıkça bu müziğe olan ilgisi arttı. 2001 yılında Selen Gülün?ün ?Just About Jazz? albümünde çaldı. 2003 yılında Hi-Jazz grubu ile yaptığı konser kaydı, CD olarak çıktı. Birlikte kurdukları ?0212? ve Etno Karma adlı gruplar ile Aşkın Arsunan?ın ?One A Day? isimli CD çalışmasında solist ve Kemik3 grubu ile yer aldı (2004). Aynı yıl Sadun Aksüt?ün ?Sisli Bir Eylül Gecesi?, Okan Ersan?ın ?To Whom It May Concern? ve Donovan Mixon`un The Dance Of Life adlı albümlerinde de solist olarak yer aldı. 2005?te Cengiz Baysal?ın ?Candy And Milkshake? adlı albümünde, 2007 yılında ?Istanbul Superband Plays Ömer Göksel? CD?si ile Türk caz tarihinin ilk Big Band çalışmasında Lead trompet ve solist olarak yer aldı. Ayrıca aynı yıl Önder Focan`ın Standard A La Turc ve Swing A La Turc adlı albümlerinde çaldı. 1970?li yıllardan bugüne sayısız müzik albümünün stüdyo kayıt çalışmalarında yer alıp turnelerde bulundu. Aycan Teztel ve Levent Altındağ ile oluşturduğu ŞAL/Kemik3 adlı Brass Section ile stüdyo çalışmalarına ve kendi albümlerinin hazırlıklarına devam etmekte. Ayrıca 2002 yılında kurulan ve gün geçtikçe müzik milli takımına dönüşen ?İstanbul Süperband?in kurucu üyesi ve solist trompetçisi olarak sahne almaktadır.


Tekfen Filarmoni takviye sanatçılarını arıyor

Mekan: Özel Zoğrafyon Rum Lisesi, Beyoğlu
Tarihi: 29 Şubat.2020
Saat:
Etkinlik Bilgisi : Tekfen Filarmoni, takviye listesinde yer vereceği keman ve trombon sanatçıları için seçmeler düzenliyor. Son başvuru tarihi 20 Şubat olan seçmelerin jüri üyeleri arasında ise orkestranın daimi şefi ve sanat yönetmeni Aziz Shokhakimov`un yanı sıra Türk ve yabancı müzisyenler bulunacak. 29 Şubat Cumartesi günü İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Özel Zoğrafyon Rum Lisesi’nde gerçekleşecek seçmelerde, jüri görevinde Aziz Shokhakimov`un yanı sıra keman sanatçıları Alexei Moshkov ve Deniz Toygür Conus, trombon sanatçısı Peter Körner, trompet sanatçısı Alper Çoker ile şef yardımcısı Sibil Arsenyan gibi orkestrada yer alan isimler ve misafir sanatçılar bulunacak. Seçmeler sırasında, solo eser olarak keman sanatçılarından Mozart’ın 3, 4 ya da 5 numaralı Keman Konçertosu kadanslarıyla birlikte istenirken, trombon sanatçılarından ise Ferdinand David’in Konçertino’su veya Ernst Sachse’nin Bas Trombon için Konçertino eseri bekleniyor. Bununla birlikte, adayların orkestra repertuvarından hazırlamaları gereken eserler de bulunuyor. Keman sanatçılarından, Richard Strauss’un Don Juan’ından Mozart ve Brahms’ın senfonilerine uzanan bir seçki beklenirken, trombon sanatçılarından ise Strauss’un Ein Heldenleben, Wagner’in Walküre, Rossini’nin La Gazza Ladra, Saint-Saens’ın 3. Senfoni ve Ravel’in Bolero eserlerinden pasajlar talep ediliyor. Son başvuru tarihi 20 Şubat Perşembe günü olan seçmeler hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşılabilir.


Nilüfer Caz Tatili: Bülent Ortaçgil & Birsen Tezer

Mekan: Bursa Suare, Bursa
Tarihi: 29 Şubat.2020
Saat: 20:30
Web Adresi: https://bilet.nilufer.bel.tr/etki
Etkinlik Bilgisi : Nilüfer Caz Tatili konserleri bu akşam Bülent Ortaçgil ve Birsen Tezer konseriyle sona eriyor.


 
PUL (HAFTALIK CAZ KÖŞESİ)

Ressamla müzisyenin aşkı

Feridun Ertaşkan
Yayın Tarihi: 15 07 2019
Değişiklik Tarihi: 15 07 2019 17:25
Bu içerik toplam 1101 defa okunmuştur.
Sanata ilgi ne zaman artar?

Marshall Allen 95 yaşında ve hâlâ çalıyor

Müzisyenler yaş sınırını zorluyor

Birkaç sene önce Japonya’da 100 yaş sınırını geçen kişi sayısının 100 bini aştığını okumuştum, yenileri de eklenmiştir. Dünya nüfusunun yaşlanması birçok bakımdan tartışılıyor ama bir bakıma bu insanların bir bölümü halen aktif olarak işini sürdürebiliyor. Diğer deyişle, ilerleyen yaşlarına rağmen gençliklerindeki gibi yaşayan çok insan var. Müzisyenler bu insanların önde gelenleri. Sun Ra Arkestra’nın kurucu kadrosundan Marshall Allen’ın 95 yaşında olmasına rağmen SF Jazz Center’de 4 gece performans göstereceğini duydum. Lee Konitz oturarak da olsa halen ara ara çalıyor ki o da o yaşta. Wayne Shorter doksanına merdiven dayadı ödüllere doymuyor. Bu isimlere 86 yaşındaki Wilie Nelson’ı, 79 yaşındaki Phil Leh’i, 75 yaşını aşan Mick Jagger ve Keith Richards’ı ekleyelim mi? Jagger hâlâ en az iki saat sahnede dans edip şarkı söylüyor. Cazda ileri yaşta çok sayıda insan var bu şekilde ve giderek artacak görünüyor. Eskiden 60’lı yaşlarda hayat biterdi, belli ki artık ikinci hayatlar yeni başlıyor. Bu arada, David ‘Fathead’ Newman ile Ron Carter’ın birlikte albüm çıkardığını ekliyim. Sonny Rollins 90’da emekli oldu ama Jimmy Heat hâlâ çalıyor.


Suzanne Valadon ve Erik Satie

İki resimde Valadon`a ait. Solda kendi, sağda Satie.

Erik Satie’nin ressam Suzanne Valadon’un sevgilisi olduğunu bilmiyordum. Valadon malum Utrillo’nun annesi. Satie hali vakti yerinde burjuva ailenin bohem ruhlu besteci oğlu. Ünlü Gymnopedie’lerini yazdığı sıra aile konforunu terkedip Montmartre eteklerinde sefil bir odada yaşamaya razı olur. Geçinmek için Cabaret Noir’da ikinci piyanist olarak çalışır. O sıra kendinden bir yaş büyük garson kız Suzanne Valadon ile tanışır. Valadon Fransız resminin hakkı yenmiş kadınlarından. Böyle başkaları da var. Çok ünlü Degas’lar, Renoir’lar tarafından resimleri beğenilip övülse de neticede ressamlara çıplak modellik yapan garson bir kadındır. Tanıştıkları o gece saat üçtür. Valadon kafede o sıra çıktığı sevgilisiyledir. Satie de onlara dahil olur. Aralarında çekim olur, aşk için engel yoktur. Valadon o sıra modellik yapmaya devam ederken Satie’de “Dog for Three Real Boneless Preludes” gibi atonal besteler yapmaktadır. O bestelerde Valadon’un etkisi nedir acaba? Söyleyim, Satie bunları aşk şarkısı olarak bestelemişti. Satie Valadon’a tutkuyla bağlıdır. Valadon’da Satie’nin portresini yapmıştı. Satie öldüğünde portre de odasındaydı.


Dikkat et o benim kalbim

Keşke orda olsaydım dedirten harikulade bir canlı kayıt

Bir parça ismi sizi bir albüme bağlar mı? Bağlamaz mı... Hem de ne bağlar. İşte, beni bağlayan bu parça mesela; “Be Careful It’s My Heart”. Kısacık bir caz parçası ama o kadar güzel ki. O kısacık süreye şarkının içinde yer etmiş tüm duyguları mükemmel sığdırmışlar. Kalpten ve içten bir beste. Sırrını anlatıyım. Paul Motian bizde hakettiği ilgiyi görmüş biri değildir bence. Belki dünyada da öyle, emin değilim. 2010 yılında yayınlanan albümü “Lost in a Dream” bir canlı kayıt. Yanılmıyorsam Village Vanguard kaydı. Motian ölmeden önce bu albümdeki ekiple çalıyordu. Piyanoda Jason Moran, saksofonda Chris Potter. Kontrbas yok. Albümdeki parçaların çoğu Motian bestesi, biri hariç, “Dikkat et, o benim kalbim” denilen beste. O bir Irving Berlin bestesi. Albümde harika kompozisyonlar var, mesela “Casino” gibi. Eski versiyonları da buldum, sanırım en iyilerden biri Motian’ın kaydettiği. Claude Tornhill orkestrası da iyi çalmış. Yeni kuşaklar nedense ilgi göstermemiş bu kısa şarkıya, saksofoncu Harry Allen hariç. İyi saksofoncudur ama Motian kadar kırılgan, zarif bir kayıt değil. Şimdilik galip Paul Motian. Zaten albüm çok iyi.


Devir artık EP devri

Devir artık EP devri

Albüm formatı hızla değişiyor farkında mısınız? Değişimin en yavaş olduğu müzik caz, belki hiç değişmeyen tür klasik, klasiği dışarda tutarsak, popüler müzikler genellikle klasik albüm formatından EP yani 5-6 parçalık formata döndü. Hatta, caz bile öyle. Son sıra rastladığım yeni albümlerin önemli kısmı öyle. Albümlerin formatı içine basıldığı malzemeyle ilgiliydi. Hatırlarım, kasetten CD’ye geçiş de böyle olmuştu. CD 70 dakikalık müzik alıyor diye albümlerin parça sayısı çoğalmıştı, birçok müzisyenin durumdan şikayet ettiğini hatırlıyorum. Müzik firmaları müzisyenleri epey zorlamıştı, sanki ille tıka basa doldurmak gerekirmiş gibi. Firmalar bu durumu müziksevere saygı ölçüsü olarak algılıyordu. CD içine 30, 40 dakikalık şarkı yüklemek cesaret işiydi ve pek kimse cesaret edemezdi. Şimdi ortada malzeme kalmadı, koşulları belirleyen yuvarlak şeyler yokoldu ama henüz ‘albüm’ fikri de yok olmuş değil. Kafalar karışık. Devir single devri ama bir anda dönüşülmüyor, şimdilik EP adıyla albüm boyu kısaldı, yakında tek parça hakimiyeti bağımsızlığını ilan eder. Caz mı? Cazda klasik albüm formatı bir süre daha gider, sonrasını bakıp izleyeceğiz. Allah kerim.


Ortalık sakinse sanata ilgi artıyor?

İyi bir sanat tüketicisi olmak?

Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki ülkemiz sanatseverleri, daraltarak söyleyim cazseverleri, eğer ülke gündemi sakinse cazda neler olup bittiğini daha çok merak ediyor, sanatla daha fazla ilgileniyor, daha çok kulak kabartıyor, okuyor. Bunca yıldır Cazkolik’in editörü olarak bunu rahatlıkla gözlediğimi söyleyebilirim. En yeni durumu son İstanbul belediye başkanı seçimlerinde yaşadık. Seçim gününe kadar herkes sadece seçime odaklanmıştı, ‘Miles Davis meğer ölmemiş arkadaşlar’ diye başlık atsam, bağırsam, çığırsam emin olun kimse dönüp bakmayacaktı, o derece yani, seçim bitti, gündem yavaş yavaş sakinleşmeye başladı bir baktım cazseverler de yavaş yavaş geri dönüyor. Tabii, istanbul Caz Festival döneminin gelmesinin de etkisi var ama ondan daha fazla bir ilgi bu dediğim. Attığımız twitlere ilgi bile en az iki katı. Demek bizde ikisi birarada yürümüyor. Sadece tek bir şeye konsantre olabiliyoruz. Oysa, hayata dair sayısız çeşitlilikte konu var, kimine daha fazla kimine daha az ama hepsine hayatımızda yer olmalı.


Parkan Özturan`ı hatırlıyorum...

Parkan Özturan kalpten bir sanat emekçisiydi

Oldukça nev-i şahsına münhasır biriydi Parkan. Üniversite yıllarımın arkadaşı. Renkli, eğlenceli, espirili, hınzır, zeki, fırlama bir İstanbullu... Sokağı iyi bilirdi, herkesi tanırdı, çevresi geniş ve renkliydi. Birlikte Beyazıt’ın öğrenci kahvelerinde kanyaklı çaylarla King oynamışlığımız çoktur. 12 Eylül darbesi sonrası YÖK kılık kıyafet adı altında sakal neyim her şeyi yasaklayınca kayıtlarımızın silineceği açıklanana kadar okula gitmemiştik, Parkan sakallı değildi ama o da bizimle gitmemişti. Pazar günü Parkan’ın ölümü haberi geldi. Uzun yıllardır görüşmedik. Ağır şeker hastası olduğunu biliyordum. Ayağı kesildiğinde durumun önemi anlaşılmıştı. Aslında, daha üniversite sonrası hayat yollarımız ayrılmıştı ama hep yakın ortamlardaydık. Bizler üniversite arkadaşıydık ama esas arkadaş takımı daha önce okuduğu konservatuvar arkadaşları ve tiyatroculardı. Hep birlikte parasızdık. 1984 olmalı. O sıra Dünya gazetesinin sabahları gazete dağıtıcıları aradığını duymuş, birkaç arkadaş bize de haber vermişti. Seksenlerin başı. Kahvaltı niyetine her sabahın körü Cağaloğlu yokuşunda çay içer Kürt böreği yerdik. Çaylar iğrençti ama o börekler meğer gerçekten insanı sıkı tutarmış. Sonra ders mers hak getire, bütün gün okulda fırlamalık yapardık. Onunla ilgili arada haber gelirdi, bazen gazetelerde ismi çıkardı. Oyunlar, tiyatrolar vs. Edebiyat çevresini, yayıncılık dünyasını iyi bilir, takip eder, yayınevlerinde çalışırdı. Şimdi şu fotoğrafına bakıyorum da, en zor anlarında bile yüzünden o muzip gülümseme hiç eksik olmamış.


Başarı adım adım geldi

Efsane olma yolunda...

Caz dünyasının kritik markalarından biridir Down Beat. Bu yıl 67. geleneksel eleştirmenleri seçimlerini sonuçlarını yayınladı. Popüler müzik dünyası bakımından değilse de caz dünyası bakımından Grammy’ler kadar önemlidir Down Beat seçimleri. Yılın albümünü Wayne Shorter’ın Emanon albümü aldı. Şaşırdık mı. Elbette şaşırmadık. İster hatır, ister saygı deyin bu ciddi bir tercih. İkinci sıradaysa Cecil McLorint Salvant’ın “The Window” albümü var. Salvant’ın yılın sanatçısı seçildiğini de gözönünden bulundurursak ve emektar nesli hariç tutarsak esas kazanan ismin bu harikulade kadın olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hakediyor mu? Evet, ediyor. John Coltrane’in “Both Directions” albümü Historical Album of the Year seçilmiş, bu da normal. Bence bu seride çıkan diğer albümler de hayli önemli. Benim sevindiğim bir kazanan da Yılın Grubu dalında Fred Hersch oldu. Maria Schneider de Big Band dalının kazananı. Yılın Kadın Şarkıcısı yine Cecile McLorint Salvant, Yılın Erkek Şarkıcısı gediklilerden Kurt Elling, Yılın Bestecisi Maria Schneider, Yılın Aranjörü de Schneider ve Yılın Müzik Firması 50. Yılını kutlayan ECM olmuş. Kayırma, kollama işleri var mıdır, elbette vardır, şüpheniz olmasın ama bu insanların haketmediğini söyleyecek biri çıkar mı? Sanmam.


Tüm zamanların en iyi seslerinden

Çok sayıda ödül aldı

Eğer caz tarihinde insanların efsanevi kimliklerini bir kenara bırakıp sadece ama sadece sesiyle değerlendirmeye kalkarsanız Cecile McLorint Salvant’ın bence en iyilerden biri olduğunu farkedeceksiniz. Hem de tüm zamanların en iyilerinden. Dediğim gibi, bunun için zihnimizdeki efsanevi bagajlardan kurtulmak gerek. Down Beat dergisinden aldığı başarı sonrası yaptığı röportajı okurken kafamdaki imajıyla örtüştüğünü farkettim. “Çok az sayıda insan beni gerçekten geriye bakan bir tür gelenekselci olarak görüyor” diyor röportajında. Kendi kimliği hakkında baştan beri bilinçli davrandığını sanıyorum. Müzik firmalarının ya da menajerlerin onu itip kakabildiğini sanmam, baştan çizdiği bir çizgiye uyduğu izlenimi veriyor. Röportajında söyledikleri bunu bariz doğruluyor zaten. Bu gelişim için piyanisti Sullivan Fortner’ı ayrı yere koyuyor. “Onunla ilk söylediğimde birbirimizin aklını okuyor gibiydik, ilk defa kendim olabileceğimi hissettim” diyor. Şimdi, bize düşen “The Window” albümünü oturup yeniden dinlemek. Piyano-vokal ikilisinin saflığa ne kadar yaklaştığını göreceksiniz.


Emoji gerçekleri...

Kelimelerin yerini alan mini semboller

PUL’un eski yazılarından birinde emojilerden bahsetmiştim. Geçen gün o yazı üzerine emojimore web sitesinden bilgilendirici 2 info grafik geldi. İnternette bu tip bilgilerin çok ilgi gördüğünü biliyorum, nedenleri ayrıca konuşulmaya değer. Buna başlık olarak “Emoji Gerçekleri” diyebilir miyiz? Emojiler neden kullanılıyor sorusunun cevabında ‘ne düşündüğümü tarif ediyor’ seçeneği %70 oranında ilgi görmüş, ‘diğer insanların beni anlamasını kolaylaştırıyor’ seçeneği %65, ‘klavye kestirmesi’ seçeneği %38, başlıktaki ‘iletişim kurmanın çağdaş yolu’ seçeneği en az %24. Başka opsiyonlar da var. Mesela 25 yaş altı %72 yoğunlukta kullanıyor, 25-29 yaş dilimi %76, 35 yaş üstü %62. Oranlar kesinlikle yüksek. Bu info grafiklerde başka ilginç bilgiler de var. İnternet kullanıcısının %92’si emoji kullanıyor. Nerdeyse tamamı. Kullanılan emojilerin %45’i mutlu yüz emojisi. Günde 6 milyar emojinin kullanıldığı belirtilmiş ve son olarak en yoğun kullanılan sosyal medya uygulaması Twitter’dan en çok kullanılan emoji gözünden yaş akarak gülen emojiimiş. Web sitesine girip daha fazla bilgi edinebilirsiniz.


O mutlu küçük ağaçlar şimdi nerdeler?

Hemen tık diye oraya kondurulan bir bulut

Bob Ross’u hatırlamayan var mı? Şuraya şimdi mutlu bir küçük ağaç konduralım diyen Bob Ross. Milyonlarca insana resim yapmayı zevkli ve neşeli bir uğraş haline getiren, sanki çok kolaymış gibi gösterebilen Bob Ross. Saçlarıyla ikona dönüşen Bob 1994 yılında öldü ama yaptığı o yüzlerce resim ne oldu? Open Culture’da aynı soruyu sormuş. Bu kadar ünlü bir adamın resimleri müzayedelere düşmez miydi? İşin bu kısmı ilginç. Smithsonian National Müzesi’ne bağışlanan birkaç resim hariç ortada adamın resmi yok. Muhtemelen o programlarda 400’ün üzerinde resim yaptığı sanılıyor. Sanatsal değeri yok ama popüler değeri yüksek. New York Times bir video hazırlayarak konuyu anlatmış. Resimler kızı ve annesinin onayı ile Virgina Herndon’daki bir depoda ortaya elden çıkarılmadan düzgünce korunuyormuş. Yani, ortalıkta Bob Ross’un olduğu söylenen resimler varsa bunların sahte olma ihtimali yüksek. Bob hayattayken kendi adını taşıyan boya markası, eğitim kitapları ve resim malzemeleri üretmiş, bunlardan iyi gelir elde ettiği söyleniyor. Resimlerin elden çıkarılmaması da bu stratejinin parçası sanırım.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 15 Temmuz 2019, Pazartesi

Paylaş

Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

New York müzik ve eğlence dünyasında zoru başaran bir Türk. Serdar İlhan ile Işıl Çalışkan konuştu.
Müzik öğrencisinin ufkunun genişlemesi için öncelikle müzik öğretmenlerine eğitim verildi.
Sevin Okyay yazdı: Reggae baharatlı caz
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Ortaya karışık caz » Caz konserleri atağa kalktı? » Salman Rushdie`yi hatırlayan var mı? » Caza nerden başlamalı? » Yılın son, yılın ilk PUL`ları... » Best of 2019 » Akıllı müziksever, akılsız müziksever? » Leonard Cohen`in sırrı » Akıllı yaşam mı, aptallaştıran yaşam mı? » Cazın kayıp halkası » Savaşma, caz yap! » Yeni albümler arası gezinti » Cazla şarabın ortak noktası » Proje nedir? » Bu hafta bütün PUL`lar festivallik » Yeni bir caz festivali » Türk cazının amiral gemisi? » Tatil dönüşü sendromuna çare » Şeytanla değil tanrıyla anlaşan adam » Ölüme mahkum caz grubunun hikâyesi » Festivalin TOP 5`i... » Ressamla müzisyenin aşkı » Caza ne zarar veriyor? » Daha yaratıcı olmak istiyorsan bir duvar inşa et » Cazda küratörlük? » Black argo tarihi » Bir çırpıda bir sürü yeni albüm » Yaşamak yeterli değil, parçası olmalıyız » Üzgünken neden hüzünlü şarkılar dinleriz? » İnsan gerçekten akıllı mı? » Ekonomik krizde caz sponsorlukları ne durumda? » Seçim öncesi talebin tam sırası ama duyan? » Sanatta yanlış anlamalar » Sanat dünyasında hangi iktidar? » Kapitalist Blues? » İlkbahar ve yaz sıcak geçecek » Böyle sesler artık gelmiyor » Dünya nasıl değişir? » Sanal caz klübü mü? » Karşı-kültür ikonu » Caz James Bond`u tükürüğüyle boğabilir mi? » Müzikal soykırım? » Zamanda değil seste yolculuk? » Best of 2018? » Haftalık meraklar... » Yeni bir rakip mi geliyor? » Kültür Bakanlığı`na proje önerisi? » Böyle bir festival bizde de olmalı » Sahici müzikten yapay müziğe » Cazın kırmızı noktası » Müzikte dengelenme zamanı » Yeni yüzyılda caz nasıl olacak? » Caz dünyasında ürkütücü bir ölüm haberi » Kayıplarla dolu bir hafta oldu » Caz müzisyenlerinden tepki » Festival için konser önerileri » Sanat ne yana düşer usta? » Caz ve ticaret? » Cazda yeni bir dergi, yeni kitaplar... » Şu sololara bir kulak verin » Büyük bir sanatçıyı kaybettik » Cazın ve müziğin geleceğine dair sorular » Festival bitti önümüzdeki maçlara bakıcaz » Sahnedeki demokrasi » Deliye hergün caz! » Tatil PUL`ları... » Hollywood starlarının caz sevgisi? » Her festival bir yaz çiçeği » Hangi futbolcu iyi caz müzisyeni olurdu? » Türkiye`de askeri orkestralar ve caz » Caz basını en çok kimi seviyor? » Müzikal çöpler dijital yayıncılığa mı boşaltılıyor? » Caz: 1 - Siyaset: 0 » Müziğe yön verecek 9 yeni enstrüman » 1 numaralı caz festivalinin başına kim geliyor? » Caz insanı şaşırtır » Bir halkın müziği caz » Kerem Görsev bu kez niye farklı? » Klasik müzikle cazın farkı? » CRR Caz Şubatı`nda ne oldu? » Cazda idealizm nedir? » Bebop`ın yanında bol acılı chili yemeği nasıl gider? » Bir yıl daha biterken... » Cazda derin dalga » Sonny Rollins saksofonunu emekli etti » Cazda Fransız erotizmi » Törkiş saykodelik patlaması » Müzisyen sağlığı önemli » Best of`lar dönemine girdik » Vampirler, zombiler... Bu hafta böyle! » Devir açan ilk albümler » Vize krizi cazı da vurdu » Yemek yazarı & caz yazarı? » Saksofonu bulan bir müslüman mı? » İğrenç bir müzik olarak caz :) » Mürekkepte caz mavisi... » Cazın kayıp ruhları... » Yeni sezon başlıyor... » Bir sanat dalı olarak caz » Kan, ter ve şarkı söylemek » Uzun menzilli akustik aygıt » Bergama`da harikulade bir caz girişimi » Caz biyografileri önemli... » 5 yıldız albümler hangileri? » Emoji sanatı... » Hi-Fi`cılar hangi albümleri öneriyor? » #Festivalleştiremediklerimizden misiniz? » Festvaldeeen festivale... » Bizim de bir caz diasporamız olsa... » Yeni bir para birimi olarak LiKE » Paraya kıyın bunları alın » Bu fotoğraf bir son olabilir mi? » Miles Davis dersi » Cep telefonları konserleri mahvediyor » PTT ilk caz albümünü özel pulla anamaz mı? » Cazda artık eskileri merak etmiyorum... » İtalyan caz tarihinde Mussolini ve Sinatra etkisi. » Çalışanlar için sanal tasma? » Türkiye`de kaç kişi caz dinliyor? » Bill Evans`ın bilinmeyen müzikleri... » Vokal caz poplaşırsa ne olur? » Bazı şeyler hiç değişmiyor... » Avrupalı cazcılar daha mı politik? » Cazda dinleyecek ne çok albüm, ne çok müzik var... » Reklamcılar caz müziğini nasıl algılıyor? » Grammy ödülleri bize ne anlatıyor? » Belediyelerin caz müziğiyle ilişkisi?
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp