Cazkolik.com
Radyo Cazkolik İnternet üzerinde cazkoliklerin
buluştuğu bir caz radyosudur
CazFM.com canlı yayınını dinliyorsunuz.
 
Türkiye'nin Caz Takvimi

Charlie Siem & Caroline Jaya-Ratnam

Sanatçı: Charlie Siem keman, Caroline Jaya-Ratnam piyano
Mekan: Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Tarihi: 15 Ekim.2019
Saat: 20:00
Web Adresi: http://www.biletix.com/etkinlik/Y
Etkinlik Bilgisi : Program:
J.S Bach Solo Keman İçin Sonat, No.1, Sol minör, BWV 1001
L.V. Beethoven Keman ve Piyano İçin Sonat, Sol Majör
E. Grieg Keman ve Piyano İçin Sonat, No.3, Do minör, Op. 45

"Charlie Siem, Bergen Filarmoni, Camerata Salzburg, Çek Ulusal Senfoni, İsrail Filarmoni, Londra Senfoni, Moskova Filarmoni, Oslo Filarmoni, Rotterdam Filarmoni ve Kraliyet Filarmoni Orkestrası dahil olmak üzere dünyanın en iyi orkestraları ve oda müziği topluluklarıyla birlikte performanslar sergiledi. Charles Dutoit, Edward Gardner, Zubin Mehta, Yannick Nézet-Séguin, Sir Roger Norrington, Libor Pe?ek ve Yuri Simonov gibi önde gelen şeflerle çalıştı. Bugüne kadar katıldığı uluslararası festivaller arasında Spoleto, St. Moritz, Gstaad, Bergen, Tine@Munch, Festival Internacional de Santa Lucía ve Windsor Festivali yer almaktadır. Çok çeşitli bir diskografiye sahip olan sanatçı, Londra Senfoni Orkestrası (Warner Classics, 2011) ve Münchner Rundfunkorchester (Sony Classical, 2014) dahil olmak üzere çok sayıda kayıt yapmıştır. Klasik müziği tüm dünyadaki yeni izleyicilere ulaştırma konusunda büyük bir tutkusu olan Charlie Siem, Bryan Adams, Jamie Cullum ve The Who gibi sanatçılar ile birlikte popüler ezgilerin virtüöz çeşitlemelerini besteledi. Bunların yanısıra, Armani, Chanel, Dior, Dunhill ve Hugo Boss gibi moda markalarıyla da iş birliği yaptı. Erken yaşta müzik kariyerine başlayan Caroline Jaya-Ratnam, Cambridge Üniversitesi’nde müzik eğitimini tamamladıktan sonra, yüksek lisansını ve profesyonel performans diploma programını solo piyano üzerine tamamladı. Caroline, Temmuz 2010’da keman virtüözü Charlie Siem‘in Warner Classics etiketiyle “Charlie Siem Plays Virtuoso Violin Works” albümünde sanatçıya eşlik etti."


Salı Caz: Su İdil

Mekan: Koç Üniversitesi, Sevgi Gönül Kültür Merkezi
Tarihi: 15 Ekim.2019
Saat: 12:30
Etkinlik Bilgisi : 1994 yılında Ankarada’da doğan Su İdil, ortaokulun ilk yıllarından itibaren caz ile ilgilenmeye başlamıştır ve yedi yedi yıldır profesyonel olarak müzik kariyerini sürdürmektedir. Bu yolculuğunda ağırlıklı olarak caz, funk, R&B tarzları harmanladığı repertuvarıyla pek çok farklı şehir ve mekânda konserler veren sanatçı, Türkiye’nin önde gelen müzisyenleriyle çalışma fırsatı elde etmiştir. (Etkinlikler ücretsiz fakat sadece üniversite mensuplarına açıktır).


Müzede Caz: Axel Wolf & Hugo Siegmeth

Mekan: Müze Evliyagil, Ankara
Tarihi: 15 Ekim.2019
Saat: 19:00
Etkinlik Bilgisi : Caz Derneği`nin düzenlediği Müzede caz konser serisi bu akşam Adana Arkeoloji Müzesi`nde Axel Wolf & Hugo Siegmeth konseriyle devam edecek. Saat 17:00`deki müze turuyla başlayacak etkinlik 18:00`deki konserle devam edecek.


 
PUL (HAFTALIK CAZ KÖŞESİ)

Tatil dönüşü sendromuna çare

Feridun Ertaşkan
Yayın Tarihi: 19 08 2019
Değişiklik Tarihi: 21 08 2019 14:38
Bu içerik toplam 973 defa okunmuştur.
Br sınır olmalı mı?

Biten bir geleneğin son albümleri

Bir caz festival geleneği sona eriyor mu?

Caz festivalleri geleneklerinden biri her sene festivalde sahne alan sanatçıların müziklerinden oluşan albümler yayınlamaktır. Bizde İstanbul ve Akbank Caz Festivalleri de bu geleneğe sahip çıktı. Hatta, Akbank Caz Festivali 20. yılında 2 CD ve ayrıca arşivlik bir plak yayınlamıştı. İstanbul Caz Festivali birkaç albümlük seriye ulaştı. Artık CD’ler rağbet görmediğine göre bu gelenek ne olacak? Spotify playlistlerine mi dönecek, sınırlı sayıda plak mı basılacak... Zaman ne olacağını gösterir. İtalyanların ünlü Umbria Caz Festivali bu yılki festival derlemesini iki CD olarak yayınlamış. Neler varmış diye bakarken o festivalle bizim festivalleri mukayese ediyim dedim. İtalyan sanatçıları hariç tutarsak eğer, Lars Danielsson/Paolo Fresu (ki Fresu da İtalyan) bizde de çaldı. İlk CD İtalyan ağırlıklı olmuş. George Benson, Kamasi Washington (ikinciyi biz de izledik), Diana Krall, Robben Ford, Charles Lloyd (sonuncusu Akbank’a gelecek), Chick Corea, Joachim Kühn... Gördüğüm bunlar, tabii programın tamamına bakmalı esas ama ne dersiniz, çok da fark yok. Haa, Enrico Pieranunzi, Paolo Conte, Danilo Rea gibi ünlü İtalyanlar var, onları ara ara biz de buralarda izliyoruz.


Uzun tatil dönüşü sendromunun ilacı cazdır

Bütün hafta böyle geçmesin...

Şimdi herkesi işe başlama telaşı sarmıştır değil mi... İyi bilirim. Üstelik yaz da bitiyor, önümüz uzuun bir sonbahar ve ardından kış. İki vakte kadar okullar da açılır. Metrolar tıklım. Şehir ölümüne dolu. Hele tipik bir yaz tutkunuysanız karamsarlık şimdiden basmış olabilir. Pazartesi sabahı sendromu diye bir şey var hakikaten. Tatil sonrası daha da uzun sürer bu. Tatile ilk çıktığın gün o koca on gün -artık ne kadar yapıyorsanız- insana sonsuz gibi gelir. Sonrası tufan der düşünmezsin. Ertesi gün olur önümde daha bir hafta var der avunursun ama hepsi kuş gibi geçer. Girdiğin deniz, uyuduğun uyku, içtiklerin, eğlenceler, yüzmeler, uykular, sevişmeler, hepsi yanına kâr kalır. Benim önerim işe başlanılan o ilk sabaha dair. İşyerlerinde öğlene kadar iş başlamaz, kimsenin eli gitmez, çaylar, kahveler, uzun süren öğle yemeği, kolay değil, bünye istemez. Şaka demiyorum inanın, açın, usul usul caz dinleyin. Başka müzik de kesmez, deneyin bakın nasıl iyi gelecek. Hatta, sözlü bir müzik de olmasın, kafanız şişer, laflar rahatsız eder, klasik müzik de olmasın, miskinleştirir, tam kararı cazdır. Dinleyin bakın hak vereceksiniz.


Django peşinde

Django peşinde

Önümüzdeki günlerden itibaren Akbank Caz Festival sanatçıları hakkında daha çok konuşacağız. Bunlardan biri James Carter. Yıllardır takip ettiğim sanatçının seçtiği üretim konuları demek sadece benim ilgimi çekmemiş ki çünkü Down Beat dergisi eylül sayısına kapak olmuş ve dosya başlığı da ‘Django peşinde’. Django dediği Django Reinhardt. Güzel bir cümleyle fikrimi özetlemiş dergi; “Carter’ın sanatı hiçbir zaman rahat bir bölgeye yerleşip orada kalmadı” diyor. Cazda bu öyle sık olan bir şey ve gerçek bir konfor alanı ki, özellikle virtüöz icracıların yıllarımı verdim ben bu işe deyip yeni hiçbir şey söylemeden hep aynı şeyleri profesyonel ustalıkla bol alkış altında icra edip durması işi. Hakikaten Carter öyle biri değil. Bir albümde solo marifetlerini dinlerken bir sonraki albümde senfonik heyecan estiriyor, bir albümde Karayip kökenlerini kurcalarken bir başka albümde farklı izlerin peşine düşüyor. Peki Carter ile Django arasındaki bağ ne? Güzel soru. Festivalde Hammond B3 projesiyle izleyeceğimiz Carter, Django’nun ritmleri ve kullandığı rifleri kendine has birleştiriyor ve ortaya yeni sesler çıkartıyor. Carter gibi yüksek standartlı birinin bu işe kalkışması ise bize elbette heyecan veriyor. Bakalım nasıl bir şeymiş.


Woodstock geyikleri

Ne yani, Santana sadece 750 dolar mı almış?

Woodstock’ın 50. yılı ya, ABD basınında haftalar süren kutlamalar bıktırıcı birer geyiğe dönüştü. Önceki seneler bu olay bizim basında da çok su kaldırırdı, 68’li abiler ordalarmışcasına yazmalara doyamazdı ama bu sene pek ses çıkmadı. Son haberi New York Times da gördüm. “Woodstock at 50” başlığı altında 1969 festivali coşku, sevgi ve hoşgörü festivali oldu diye hatırlatıyor. Gerçi bugünlerde o hoşgörüye fazlasıyla ihtiyacımız var hakikaten. Sonra değişik başlıklar yapmış gazete. “Roger Daltrey Woodstock için nostaljik değildir”, “Woodstock bir ütopya mı? Her nesil için değil”, “Woodstock festival modasının doğduğu yerdi”, “Woodstock 30 yıl Amerikan Rock Festivali’ni nasıl kandırdı?”, “Woodstock’ın en ikonik çiftini fotoğraflayan adam” falan filan. Gazete bunlara da değinmiş ama benim en ilgimi çeken festivalin hikâyesi oldu. Böyle işlerin ulvi amaçlarla ortaya çıkmadığını bilirim, nitekim festivalin ilk amacı, Joel Rosenman ve John Roberts iki girişimcinin yanlarına iki hippi girişimcisi daha Michael Lang ve Artie Kornfeld’in katılımıyla Woodstock’da açmayı düşündükleri kayıt stüdyosunun tanıtımı için bir festival fikri olmasıydı. Hatta müzisyenler parayı önceden almadan sahneye çıkmadığı için cumartesi günü banka şubesi açtırıp Jimi Hendrix’e 18 bin, Blood, Sweat and Tears’a 15 bin, Janis Joplin, The Band ve Jefferson Airplane’e 7,500, Santana’ya ise sadece 750 dolar ödenmiş. Bu yılın Woodstock geyikleri böyle.


Sleeveface project

Fikir güzel ama yapması zor!

Sosyal medya kavramıyla insanların her tür ilgisini besleyen içerikler üretme fikri de hayatımıza girdi. Plâklar da bu ilgiden payına düşeni alıyor. Yazacağım eğlenceli içeriği üretenler de albüm kavramının ölüyor olması gerçeğinden şikayetçi, ilgi çekme çabasının altında yatan bu. Instagram’da başlayan yeni bir görsel paylaşım şekli belirmiş, adı Sleeveface Project. Bunun için Instagram en uygunu. Dünyanın dört yanından insanlar seçtikleri albüm kapaklarını bir anlamda yorumluyor ama kapağın görselliğini bir şekilde tamamlayarak oluyor bu iş. Orijinal resmin tamamlandığı yanılsaması diyebiliriz buna. #Sleeveface ve #sleevefacesunday etiketleri üzerinde yoğunlaşmış olan paylaşımla tam da sosyal medya meraklılarının hevesle üzerine çullanacağı cinsten, epey başarılı örnekler gördüm ama bence yapması kolay değil. Uygun bir plâk kapağı bulmak bir kere zor, başkası yapmışsa daha iyisini yapmanız kolay değil, herkesin tanıdığı bir kapak bulması kolay değil. Bilmiyorum artık, meraklısı bir an önce aramaya başlasın.


Bodrum mu, Çeşme mi?

Bodrum mu, Çeşme mi?

Tam tatil dönemi (gerçi artık bitiyor ama), geçen hafta ülkece uzun bir tatilde çıkmışken bu soruyu hep tatil tercihleri için soracak değiliz, caz bakımından da sorabiliriz. Bana sorsanız tercihim Bodrum olur. Seksenlerden beri memlekette en sevdiğim tatil yeri, her ne kadar artık eski sıklıkta gitmesem de değişimi gözledim ve manzara iç açıcı değil. Bir ara dini bayramlar kışa denk geliyordu, o dönem yılda üç-dört kere giderdik. Şimdi soruya geleyim, iyi bir cazseversiniz ve tatilde mümkünse canlı caz dinlemeyi de seviyorsunuz, tercihiniz Bodrum mu, Çeşme mi olur? Çeşme’ciler alınmasın ama Bodrum bu konuda epey önde sayılır. Bodrum’un yaz kış bir caz klübü var mesela. Yazları bazı köylerinde de klüp gibi bir şeyler ara ara oluyor. Bodrum’da bir caz festivali de var. Tek tük şeyler de oluyor. Bu ikisi Çeşme’de eksik. Çeşme’nin rüzgârı gibi dönem dönem bir şeyler esip geçiyor ama kalıcı değil. Bodrum’un kültürel etkinlik üretme geçmişi otuz yılı aşıyor, Çeşme bu konuda henüz çok yeni sayılır tabi bir de Çeşme tatilcisinin beklentisi ne onu da analiz etmeli, Bodrum gibi çok renkliliğe açık mı yoksa varolan pop eğlenceleri yeterli fazlasına gerek yok mu…


Kaç takipçi bir arkadaş eder?

On mu, yüz mü, bin mi, milyon mu?

Tahmin ettiğim şey başımıza geliyor. Pazar araştırma şirketi YouGov’un anketine göre ABD’de Y kuşağı neslinin beşte birinin hiç arkadaşı yokmuş. Amerika’nın en yalnız nesli deniyormuş onlara. 18 yaş ve üstü 1,254 yetişkinin katıldığı ankete göre bu kuşağın %27’sinin yakın arkadaşı yok, %25’inin tanıdığı yok, %22’sinin hiç arkadaşı yok. Bunlar çok yüksek oranlar ve ağır bir trajediye işaret ediyor. ABD’de son sıralarda artan bireysel kitlesel imha saldırılarını yapanların bu nesle ait olması hiç şaşırtıcı değil. Düşününce, bu insanların üzerinde hiçbir sosyal denetim mekanizması yok. Ne arkadaş, ne aile, ne okuldan/çevreden/mahalleden tanıdıklar, hiçbir şey yok. Saplantılı aptalca fikirleri kısa zamanda zihninde kontrolsüz, ucu bucağı olmayan şekilde geliştirebiliyor bu insanlar ve bu insanları romantize eder gibi ‘yalnız kurt’ tabirleri üretmiyorlar mı, bu daha da ürkütücü. Özel seçilen çocukların komplo teorilerine uygun yetiştirilip hedefin üzerine salındığı filmler çekilirdi eskiden, artık özel aramaya gerek yok çevrede yeterince var zaten ve bu araştırmaya bakarak sadece ABD ile sınırlı olduğunu sanmayın. İşte, İsveç ve Yeni Zelanda’lı sapık saldırganlar tipik birer örnek.


Yeni ahlakî kavramlar gerekiyor

Bir sınır olmalı mı?

Doksanlarda koyun kopya Dolly ortaya çıktığında bu iş belki daha çok tartışılmalıydı, aslında çok konuşuldu ama gelişmelerin ardı kesilmiyor, bir yandan, bilimin işi bu zaten, çelişkiler ürese de gelişim sürüyor. İnternete Dolly yazınca ilk sıralarda çıkmadı, demek unutulmuş. Şimdi yeni gelişme bilimin organ üretimine yönelik insan/maymun embriyosu geliştirmesi oldu. Embriyo başarıyla oluşturulmuş. Maymun embriyo genetiğinde oynamayla insan kök hücreleri bu embriyoya enjekte edilmiş ve Murcia Katolik Üniversitesinde araştırmacılar İspanya’da yasak olduğundan bu işi Çin’de yapmış. Dolly o zaman epey tartışılmıştı, dini çevreler kıyameti koparmış, sokak gösterileri olmuştu. Şimde daha büyük bir kavram söz konusu ve bu ahlâken hiç tartışılmadı. Siz duydunuz mu? Aklıma seksenlerde çekilen Blade Runner filmi geldi. Rutger Hauer yeni öldü, film tekrar hatırlandı. İnsanî özellikler geliştiren robottan bugüne çok şey değişti. Bilimkurgu günün gerçeği olma yolunda ama bizim birer insan olarak sahip olduğumuz ahlakî kavramlarımızı da sorgulamamız gerektiğini gösteriyor yaşananlar.


Bir düşünürle bir ressam aynı tabloda nasıl buluşur?

Farklı bir tecrübe

Birden fazla sanatın kesişim kümesi hep ilgimi çeker. Open Culture’ın bu konuda yaptığı haber de radarıma girdi tabi. Felsefeci ve politik/sanatçı şahsiyetlerin portrelerini yapan Renée Jorgensen Bolinger her uğraşının diğeriyle sınırları ve olasılıkları üzerindeki biçimlendirici rolüne dair kafa yoruyor. Aslında, Bollinger’in yaptığı yukarda değindiğim Sleeveface projesinin daha sofistike olanı denebilir. Düşünürlerle ressamlar arasında kurduğu ilişkiyi resimlere dönüştürüyor. İngiliz düşünür Ludwig Wittgenstein ile ressam Piet Mondrian arasında mesela ne gibi bir bağ kurmuş olabilir? Analitik felsefe üzerine çalıştığını belirten Bollinger yandaki tabloyu Wittgenstein’in Tractatus’u üzerine kurguladım diyor. Önermelerin yalnızca dünyanın olabilecek şekilde kısıtladığı sürece anlamı olduğu fikrine dayanan bir anlam teorisi Bollinger’e göre Mondrian’ın renkli karelerinden birine benziyor. Yaptığım gerçekçi çizim ve desenler şekiller arasındaki ilişkileri analiz etmekten ibaret diye ekliyor. Bollinger bu konuda Anscombe/Jackson Pollack, Gottlob Frege/van Gogh, Bertrant Russell/Art Deco gibi eşleşmeler üretmiş.


İzmir Fuarı`nda caz öksüz kaldı!

Caz konserleri ilgi mi görmedi, ne oldu?

Türkiye’nin köklü 88. İzmir Enternasyonel Fuarı 90 yaşına merdiven dayadı. Son yıllarda eski ünü yok ama 1960’lar, 70’ler, 80’ler fuarın heyecan veren zamanları. Özellikle de gazinolar. Magazinin nabzının attığı eylül ayı gazeteler için sınırsız haber demekti. Son yıllarda içine girdiği suskunluk döneminden birkaç senedir ataklarla çıkmaya çalışıyor fuar. İzmir’in birkaç sene önce çok istediği halde Expo`yu alamamasının haklı moral bozukluğu herhalde hâlâ etkili. Ama güzel şeyler de oluyor, hatta cazseverler için de oluyordu. DU.... Son üç senedir Mogambo’da güzel konserler oluyordu mesela, hatta adı Mogambo’da Caz`dı, diğer türler eksiksiz yine var ama caz öksüz kalmış! Eylül başında gerçekleşecek fuarın programına baktım Mogambo’da cazdan eser yok. Acaba niye? Açıklanmayan Çim Konserleri diye bir başlık var orda varsa bilmem (hem hâlâ niye açıklanmamış ki?). İki sene önce bu yıl da olan kimi isimler yine var ama onlar zaten caz değil. Lisa Simone, China Moses, Della Miles gibi ithal jazzy/soul seslerin yanında az sayıda Türk caz müzisyeni de olurdu, hiçbiri yok. Anlaşılan açılım kısa sürdü. Fuarın web sitesindeki galeride önceki Mogambo’da Caz fotoğraflarını da kaldırın bari tam olsun!


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 19 Ağustos 2019, Pazartesi

Paylaş

Konu veya sanatçıyla ilgili yayınlanmış benzer haberler

29. Akbank Caz Festival Röportajı: Nazlı Toprak James Carter ile konseri öncesi konuştu.
Uzun zamandır bir caz konserinde kudurmak istiyorum diyenleri buraya alalım...
Bu hafta bütün PUL`lar festivallik
Bu bölümde yayınlanmış önceki yazılar
» Proje nedir? » Bu hafta bütün PUL`lar festivallik » Yeni bir caz festivali » Türk cazının amiral gemisi? » Tatil dönüşü sendromuna çare » Şeytanla değil tanrıyla anlaşan adam » Ölüme mahkum caz grubunun hikâyesi » Festivalin TOP 5`i... » Ressamla müzisyenin aşkı » Caza ne zarar veriyor? » Daha yaratıcı olmak istiyorsan bir duvar inşa et » Cazda küratörlük? » Black argo tarihi » Bir çırpıda bir sürü yeni albüm » Yaşamak yeterli değil, parçası olmalıyız » Üzgünken neden hüzünlü şarkılar dinleriz? » İnsan gerçekten akıllı mı? » Ekonomik krizde caz sponsorlukları ne durumda? » Seçim öncesi talebin tam sırası ama duyan? » Sanatta yanlış anlamalar » Sanat dünyasında hangi iktidar? » Kapitalist Blues? » İlkbahar ve yaz sıcak geçecek » Böyle sesler artık gelmiyor » Dünya nasıl değişir? » Sanal caz klübü mü? » Karşı-kültür ikonu » Caz James Bond`u tükürüğüyle boğabilir mi? » Müzikal soykırım? » Zamanda değil seste yolculuk? » Best of 2018? » Haftalık meraklar... » Yeni bir rakip mi geliyor? » Kültür Bakanlığı`na proje önerisi? » Böyle bir festival bizde de olmalı » Sahici müzikten yapay müziğe » Cazın kırmızı noktası » Müzikte dengelenme zamanı » Yeni yüzyılda caz nasıl olacak? » Caz dünyasında ürkütücü bir ölüm haberi » Kayıplarla dolu bir hafta oldu » Caz müzisyenlerinden tepki » Festival için konser önerileri » Sanat ne yana düşer usta? » Caz ve ticaret? » Cazda yeni bir dergi, yeni kitaplar... » Şu sololara bir kulak verin » Büyük bir sanatçıyı kaybettik » Cazın ve müziğin geleceğine dair sorular » Festival bitti önümüzdeki maçlara bakıcaz » Sahnedeki demokrasi » Deliye hergün caz! » Tatil PUL`ları... » Hollywood starlarının caz sevgisi? » Her festival bir yaz çiçeği » Hangi futbolcu iyi caz müzisyeni olurdu? » Türkiye`de askeri orkestralar ve caz » Caz basını en çok kimi seviyor? » Müzikal çöpler dijital yayıncılığa mı boşaltılıyor? » Caz: 1 - Siyaset: 0 » Müziğe yön verecek 9 yeni enstrüman » 1 numaralı caz festivalinin başına kim geliyor? » Caz insanı şaşırtır » Bir halkın müziği caz » Kerem Görsev bu kez niye farklı? » Klasik müzikle cazın farkı? » CRR Caz Şubatı`nda ne oldu? » Cazda idealizm nedir? » Bebop`ın yanında bol acılı chili yemeği nasıl gider? » Bir yıl daha biterken... » Cazda derin dalga » Sonny Rollins saksofonunu emekli etti » Cazda Fransız erotizmi » Törkiş saykodelik patlaması » Müzisyen sağlığı önemli » Best of`lar dönemine girdik » Vampirler, zombiler... Bu hafta böyle! » Devir açan ilk albümler » Vize krizi cazı da vurdu » Yemek yazarı & caz yazarı? » Saksofonu bulan bir müslüman mı? » İğrenç bir müzik olarak caz :) » Mürekkepte caz mavisi... » Cazın kayıp ruhları... » Yeni sezon başlıyor... » Bir sanat dalı olarak caz » Kan, ter ve şarkı söylemek » Uzun menzilli akustik aygıt » Bergama`da harikulade bir caz girişimi » Caz biyografileri önemli... » 5 yıldız albümler hangileri? » Emoji sanatı... » Hi-Fi`cılar hangi albümleri öneriyor? » #Festivalleştiremediklerimizden misiniz? » Festvaldeeen festivale... » Bizim de bir caz diasporamız olsa... » Yeni bir para birimi olarak LiKE » Paraya kıyın bunları alın » Bu fotoğraf bir son olabilir mi? » Miles Davis dersi » Cep telefonları konserleri mahvediyor » PTT ilk caz albümünü özel pulla anamaz mı? » Cazda artık eskileri merak etmiyorum... » İtalyan caz tarihinde Mussolini ve Sinatra etkisi. » Çalışanlar için sanal tasma? » Türkiye`de kaç kişi caz dinliyor? » Bill Evans`ın bilinmeyen müzikleri... » Vokal caz poplaşırsa ne olur? » Bazı şeyler hiç değişmiyor... » Avrupalı cazcılar daha mı politik? » Cazda dinleyecek ne çok albüm, ne çok müzik var... » Reklamcılar caz müziğini nasıl algılıyor? » Grammy ödülleri bize ne anlatıyor? » Belediyelerin caz müziğiyle ilişkisi?
Bu içeriğe yapılan yorumlar
Bu içeriğe hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!
Reklam İçin Bize Yazın Bizi Arayın
0 216 385 4912
Cazkolik Shop Yeni
Albüm Bülten Üyeliği
Bizi Takip
Edin
Cazkolik.com • Türkiye’nin Caz Takvimi • Günün Albümü • Günün Parçası • Günün Müzisyeni • “Jazz”lı Gündem • Albüm Eleştirileri • Cazkolik Röportajları • Yerli Caz Albümleri Arşivi • Yerli Caz Müzisyenleri Arşivi Cazkolik Yazarları:
• Ali Haluk İmeryüz • Arto Peştemalcıgil • Ayşe Tütüncü • Beliz Hazan • Burak Sülünbaz • Cenk Akyol • Cenk Erdem • Deniz Türkoğlu • Emre Kartarı • Güç Başar Gülle • Güzin Yalın
 
• Levent Öget • Leyla Diana Gücük • Murat Ali Oral • Murat Beşer • Okan Aydın • Salim Zaimoğlu • Sami Kısaoğlu • Sevin Okyay • Tunçel Gülsoy • Turgay Yalçın • Zekeriya Şen
Radyo Cazkolik Servisleri: • Radyo Cazkolik Programları • Radyo Cazkolik Playlistleri • CazFM.com (Online stream radio)
Cazkolik.com bir Feridun Ertaşkan Rek. ve Tas. Hiz. Ltd. Şti. hizmetidir. | İletişim için: cazkolik@cazkolik.com | info@cazkolik.com | Tel: 0 216 385 4912

“Jazz, insan ruhunun zaferinin sembolüdür.” Archie Shepp